| Konu: | 2/3524) esas numaralı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/162) münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 66 |
| Tarih: | 15.03.2022 |
ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi'yle ilgili söz aldım. Hazırladığımız kanun teklifi aslında yıllardır kanayan bir yaranın bir nebze olsun toparlanması, düzeltilmesiyle ilgiliydi. Şimdi, bu Mecliste, Genel Kurulda kime sorsak "Evet, bu düzenlenmeli." der. Kanunda birçok boşluk var, aslında kanun da yok. Bir kanun yapıldı 2015 yılında -ama bir kanun da yok- hiç olmazsa bunun düzenlenmesi, bu vahşi kapitalizmin bir şekilde dizginlenmesi gerektiğini söylerler ama bugüne kadar hiçbir şey yapılmadı.
Biz neyi amaçladık kanun teklifinde, başlıklar hâlinde size izah etmeye gayret edeceğim. Biliyorsunuz, zincir marketlerin neredeyse 7/24 çalışma düzeni var ve burada çalışanlar, emekçiler inanılmaz zor koşullarda çalışıyorlar. Hiç olmazsa bir gün bu zincir marketlerin kapanmasıyla ilgili -hiç olmazsa pazar günleri zincir marketlerin kapanması- hem emekçilerin bir nefes almasını -ki bu AVM'lerde de söz konusudur- aynı zamanda da marketlerin, bakkalların, ayakkabıcıların da orada ufak tefek de olsa iş yapmasını sağlamak üzere bu maddeyi getirdik. Hızlı tüketim ürünlerinin dışında... Hızlı tüketim ürünleri nedir arkadaşlar? Hızlı tüketim ürünleri gıda, içecek, aynı zamanda temizlik malzemeleri ve benzeri; bunların dışında hiçbir şeyin satılmamasını öngörüyoruz ki buradaki asıl hedef diğer sektörlerin de bir şekilde nefes alması. Burada da kastettiğimiz şudur: Zincir marketlere gittiğiniz zaman, araba lastiğinden tutun güzellik malzemesine kadar neredeyse her şeyi bulabiliyorsunuz. Ayakkabı da satılıyor, tekstil ürünleri de satılıyor, aklınıza gelebilen her neyse...
Şimdi, bunlarla ilgili bir düzenleme... Burada bir çarpıcı örnek de bir sektörden vereyim, kırtasiye sektöründen vereyim: Kırtasiye sektörüyle ilgili yapılan toplam ciroların, perakendede yapılan toplam ciroların yüzde 75'i okulların açıldığı zamanda yapılır. Okulların açıldığı zaman ne zamandır? İşte, eylül ayı. On beş gün önce marketler, bu zincir marketler, zincir marketin yarısını boşaltır, on beş gün bütün ciroyu toplar, on beş gün sonra da bütün kırtasiyeyi kaldırır, başka ürün koyar. Yani kırtasiyeci esnafı artık nefes alacak durumda değil, bunların tamamı kepenk kapatmak üzere.
"Konsinye satışın yasaklanması" dedik. Konsinye satış: "Getir kardeşim, malını koy, satabildiğimi satarım, satamadıklarımı iade ederim." Böyle bir uygulama olmaz, bunun önlenmesini istiyoruz.
En önemlisi, sadece esnaf ayağında değil, küçük imalatçıyı, sanayici de hatta orta ölçekli büyük sanayici de kökten etkileyen, aynı zamanda da markalaşmanın önünde çok büyük bir engel olan özel markalar yani "private label" dediğimiz özel markalar. Bu marketlerin tamamı, bunların neredeyse tamamı -3 harfli diyoruz ya, 2 market daha var, 5 diyelim- kendi üretimlerini yapıyorlar, yaptırıyorlar daha doğrusu, fason yapıyorlar ama marka kendilerinin. O yüzden, fiyat belirlemede sanayiciye şunu söylüyorlar: "Ben senin enerji fiyatlarını biliyorum, ham madde fiyatlarını biliyorum, işçilik fiyatlarını biliyorum; onlar da bunlar bunlar bunlar. İşte, şu kadar maliyetin var, ben de sana şu kadar kâr veriyorum; kabul etmezsen, e, kabul etme kardeşim yani şurada yapacak başka bir üretici var." deyip... Hem markalaşma önünde büyük bir engel hem aynı zamanda da sanayicinin, küçük işletmecinin önündeki çok büyük bir engel. Bunun sınırlandırılmasını burada öngörüyoruz.
Şimdi, arkadaşlar, çarpıcı rakamlar vereceğim. 2002'den önce, AK PARTİ iktidarından önce zincir marketlerin sayısı çok az. Örneğin, A101'ler 2008'de kurulmaya başlanıyor, bugün en çok zincir marketin sahibi A101'ler. Peki, sayısı ne, biliyor musunuz? 11 binin üstüne çıkmış. Bir günde 3 tane şube açma hedefleri var, bir günde 3 tane şube; artık köylerde varlar yani hem esnafın hem üreticinin çanına ot tıkamış, aynı zamanda sosyal adaleti de bir şekilde bölmüş. Bakın, burada, yine, iktidar koltuklarına doğru şöyle bir haberi göstereceğim. Sayın Cumhurbaşkanı bir açıklama yapıyor. Ne zaman yapıyor? 23 Eylül 2021'de.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) - "5 zincir market piyasayı altüst ediyor." diye bir açıklaması var. E, peki, tedbir alın; işte kanunu getirdik, biliyoruz "hayır" diyeceksiniz; biz bunu çekelim, siz getirin, hep birlikte destekleyelim. Bu kanayan yara durdurulmalı arkadaşlar. Peki, ne oldu? Bundan sonra yapılan iş: Bu 5 market zincirine 2,6 milyar liralık ceza kesildi. Cezalar ödendi mi? Sadece 1 tanesi ödemiş, diğerleri mahkemeye gitmiş.
Evet, değerli arkadaşlar, bir de kârları söyleyeyim. Zaman bitti, 1 tanesinin örneğini veriyorum, 2019'da halka arz edilmiş hisseleri olduğu için BİM'in örneğini veriyorum. BİM de 2019'da 1,22 milyar kâr etmiş, 2020'de 2,6 milyar, 2011'de 2,9 milyar kâr etmiş. Kâra bakar mısınız? Bir tarafta yok olan esnaf, öbür tarafta semiren tekelci gruplar, karteller. Bir şekilde semirmiş, bunların toplam cirosu da 210 milyar liraya ulaşmış arkadaşlar. Onun için bu kanun teklifine desteklerinizi bekliyoruz.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)