| Konu: | Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 76 |
| Tarih: | 06.04.2022 |
ERKAN AYDIN (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
322 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 1'inci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu kanun teklifinin genel gerekçesinde bir giriş yapmışsınız, "Yurttaşların yaşadığı sıkıntıları kolaylaştırmak, ödeme kolaylığı sağlamak, kamu kurum ve kuruluşlarının da ihtiyacı olduğu düzenlemeleri yapmak için bu kanun teklifini getirdik." demişsiniz. Baktığımızda, içinde bizim de gerçekten desteklediğimiz maddeler var. Örneğin, muhtar maaşlarının en az asgari ücret düzeyine getirilmesi. Yeter mi? Yetmez. 2015 Seçim Beyannamemizden beri bunu her yerde söylüyoruz; parti programımızda var, Genel Başkanımız söylüyor, bizler söylüyoruz. Muhtarlarımız bu ekonomik şartlar altında asgari ücretten çok daha fazlasını hak ediyorlar ama biz şunu biliyoruz ki Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olmadan vaatleri hayata geçen dünyadaki tek parti. Sağ olun, biz söylüyoruz, siz yapıyorsunuz. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Yine, tarımla uğraşan çiftçilerin borçlarının yapılandırılması faizlerin silinmesiyle ilgili. Yeter mi? Yetmez. Biz ne diyoruz? Alacakları var 200 milyarın üzerinde, bu borcun hepsini kaldıracağız diyoruz. Çünkü ekip biçen, çiftçilik yapabilen çiftçimiz siz devam ederseniz neredeyse kalmayacak. Bunu da yetersiz ama olması gereken bir kanun olarak görüyoruz.
Enflasyon dün açıklandı, yüzde 61; ENAG'a göre yüzde 142, sokağa çıktığınızda ise daha felaket. Ancak, durum böyleyken, Dünya Sefalet Endeksi'nde Arjantin'i geçerek -ki bir utanç tablosudur- 1'inci sıraya yerleşen Türkiye; maalesef bu tablo hepimizin boynunu büküyor ama Cumhurbaşkanı ne diyor: "Türkiye ekonomide tarihinin en güçlü dönemini yaşıyor." Şimdi, sayın iktidar milletvekillerine söylüyorum -sanırım bugün saraya gideceksiniz- Sayın Cumhurbaşkanını bir çarşıya pazara götürün; gerçekten ekonomide en iyi dönemi mi yaşıyoruz yoksa millet kuru soğana mı muhtaç, kendi gözleriyle görsün. Anladığım kadarıyla, etrafı yanlış bilgi veriyor. Bakın, şöyle göstereyim; boş dürüm. Boş dürüm ve ayran 10 lira; sokakta bunlar. Yine, boş tost satılıyor, boş, eskiden hani sucuklu, kaşarlı karışık olurdu ya... Boş tost, ekmek; bunlar satılıyor, vatandaşı buna muhtaç ettiniz.
Yine, bakalım şimdi, gerçekten Türkiye'de ekonomi en güzel dönemini mi yaşıyor yoksa ne olduğu belli olmayan ekonomi politikalarıyla, liyakatten inanılmaz yoksun kadrolarıyla; hiçbir dayanışma, istişare mekanizması çalışmayan sisteminizle ülke nereye gitmiş. Barış Manço'nun "Domates, biber, patlıcan." diye çok güzel bir şarkısı vardı. Şimdi alalım buradan, bakalım. Şu, domates, bakın, elimde gösteriyorum, sizler de bakın. Biraz önce Meclisin hemen bahçesinden satın aldık, tek bir domates. Kaç para? Fişi burada, hemen okuyayım ben size. Salkım domates, tanesi 4 lira 76 kuruş. Geçen yıl aynı parayla 1 kilo alıyordunuz, AKP'den önce 20 kilo alıyordunuz aynı parayla. Ekonomide uçuyormuşuz(!)
Gelelim -domates, biber, patlıcan dedik- bibere, tek bir biber, kıl biber, arkadaşlar, kilosu 80 lira; altınla yarışıyor, 80 lira, 80. Peki, tanesi kaç para? Hemen bakalım.
POLAT TÜRKMEN (Zonguldak) - İlk defa duyuyorum.
ERKAN AYDIN (Devamla) - Bak, ilk defa duyuyor. Sayın Vekil, sizi şöyle bir çarşıya pazara davet ediyoruz, ilk defa duymayın; halkı bir gezin, görün. Tanesi 3 lira 22 kuruş, işte, kıl biber.
ŞAHİN TİN (Denizli) - Kıl biberi diyoruz.
ERKAN AYDIN (Devamla) - Ben bırakacağım size.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Onlar anlamaz, anlamaz.
ERKAN AYDIN (Devamla) - Bakın, sokaktan ve pazardan uzaksınız. Ne kadarmış?
BAŞKAN - Arkadaşlar, müsaade edin.
ERKAN AYDIN (Devamla) - Kilosu 80 lira, tanesi 3 lira 22 kuruş. Gelelim patlıcana -Barış Manço'ya Allah rahmet eylesin, o şarkılarla büyüdük biz- bakın, tek patlıcan, hemen bakıyoruz, kaç para? 5 lira 74 kuruş, tanesi!
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Tanesi, tanesi!
ERKAN AYDIN (Devamla) - Arkadaşlar, geçen yıl kilosunu alıyordunuz, AKP'den önceyse aynı paraya 20 kilo patlıcan alıyordunuz, 20! Az utanın, azıcık utanın be! (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ ŞEKER (İstanbul) - 1 kasa patlıcan alınıyordu, 1 kasa, 1 kasa patlıcan.
ERKAN AYDIN (Devamla) - Evet, turpun büyüğü heybede, marul. Bakın, şu gördüğünüz marul, tek bir adet marul 23 lira, 23!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERKAN AYDIN (Devamla) - Efendim, toparlıyorum.
BAŞKAN - Sayın Aydın, yani uzatma vereceğim de "Bunu Meclisten aldım." dediniz, nereden aldınız?
ERKAN AYDIN (Devamla) - Meclisin kapısında hemen, karşıda, Güvenlik Caddesi'nden.
BAŞKAN - Ha, karşıdan, çıkıştan; tamam.
Buyurun.
ERKAN AYDIN (Devamla) - Bakın, şu gördüğünüz marulun -aklımızda 10 kuruş, 50 kuruş kalmış- tanesi 23 lira, beyefendiler!
AHMET SALİH DAL (Kilis) - Yani siz gelseniz ne yapacaksınız?
BÜLENT TÜFENKCİ (Malatya) - Doğru, para ediyor işte.
ERKAN AYDIN (Devamla) - Biz gelirsek bunu 1 lira yapacağız tekrar, 1 lira yapacağız.
AHMET SALİH DAL (Kilis) - Sen ne yapacaksın? Nasıl yapacaksın, de bana onu.
ERKAN AYDIN (Devamla) - İşte, onun formülü bizde, formül bizde.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Onlar anlamaz, anlamaz onlar.
ERKAN AYDIN (Devamla) - Siz oradan çıkmışsınız, "Türkiye, ekonomi tarihinin en güzel dönemini yaşıyor." diyorsunuz.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Çarşıya çıkmıyorlar, çarşıya.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Mars'ta yaşıyor, Mars'ta!
ALİ ŞEKER (İstanbul) - Kapının önüne çıkın bir!
ERKAN AYDIN (Devamla) - Arkadaşlar, gidin biraz sokak gezin, çarşı pazar gezin, halkın arasına karışın da görün; saray iftarları kurtarmaz sizi! Sarayda iftarlara gitmeyin.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Onlar Mars'ta yaşıyor, Mars'ta!
AHMET SALİH DAL (Kilis) - Her gün çarşı pazardayız, sen rahat ol.
ERKAN AYDIN (Devamla) - Gelin, belediyelerin iftarı için iki saat önce sokakta sıraya giren vatandaşların hâlini görün, bedava çorba içebilmek için iki saat önceden sıraya giren vatandaşı dinleyin, sarayı dinlemeyin. Diyoruz ki: Her şeyin bir sonu var, bu zulmün de bu pahalılığın da bu liyakatsiz yönetimin de sonu geliyor.
Geliyor gelmekte olan, gidiyor gitmekte olan diyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)