GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: (10/1428, 2953, 3030, 3049, 3330, 3757, 4665, 4850, 5742, 5743, 5980, 5981, 5982, 5983, 5984, 5985, 5986, 5987, 5988, 5989, 5990, 5991, 5992, 5993, 5994, 5995, 5996, 5997, 5998, 5999) No.lu Yaşlıların Hayatın Çeşitli Alanlarında Yaşadıkları Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Bir Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin Önergelerin Ön Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:86
Tarih:26.04.2022

CHP GRUBU ADINA GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli vekiller; yaşlılarımızın sorunlarıyla ilgili oluşturulacak komisyon önergesi üzerine söz aldım. Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Yıllardır dile getirdiğimiz, iktidarın her seferinde kulaklarını tıkadığı yaşlılarımızla ilgili önergeyi getirmeniz öncelikle bizi şaşırttı. Yaşlılarımızın refaha kavuşması için bizim ısrarlarımızı görmüş olmanız ve bir adım atmış olmanız bizim için önemli.

"Yaşam" dediğimiz şey nedir? Günler geçer, aylar geçer, yıllar geçer, bir bakmışsınız ki bir ömür geçmiş; ömür geçmesine geçer de nasıl geçmiştir, önemli olan o asıl. İnsanca yaşayabildik mi? Sosyal haklarımızın, barınma, sağlık ve yaşam haklarımızın sağlandığı bir ömür sürebildik mi? Yaşlandığımızda çocuklarımızla, torunlarımızla sıcacık evimizde refah içinde ve huzurla, kimseye muhtaç olmadan yaşayabiliyor muyuz? Evet, bu ülkenin 65 yaş üstü vatandaşlarının aklında hep bu sorular var. Soruyorlar ama hayat pahalılığı omuzlarına öyle bir çökmüş ki işin içinden çıkamıyorlar.

Bu ülke için gece gündüz demeden çalışmış, evlatlarını yetiştirmiş, torunlarına ülke değerlerini öğretmiş, toprağını ekmiş biçmiş, ağacını, çiçeğini sulamış, bu ülkenin kurumlarında hizmet etmiş, bu ülkeye bir ömür adamış olan vatandaşlarımızdan bahsetmek istiyorum. Yaşlılık, sadece yaş almak değil, tecrübe ve bilgeliktir de aynı zamanda; bizim yurttaşlarımız, bizim deneyimli gençlerimizdir aslında. AKP iktidarı öyle bir geçim derdine düşürdü ki yaşlılarımızı büyük usta Attilâ İlhan'ın dediği gibi yaşayıp durmaktan gizlice utanır oldular bugün. Onlar hepimizin annesi, babası, ninesi, dedesi, hepimizin en kıymetlileri ama onlara bugün reva gördüğünüz emekli aylığı sadece 2.500 lira.

21 Aralık 2021'de en düşük emekli aylığının asgari ücret düzeyinde olması için kanun teklifi vermiştik, çok değil, dört ay önce. O günkü tutanaklardan okuyorum: "Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmemiştir." Kim bu kabul etmeyenler? AKP ve MHP milletvekilleri. Değerli arkadaşlar, merak ediyorum: Sizin ailelerinizde yaşlılarınız, emeklileriniz yok mu? Sizin yaşlılarınıza verdiğiniz değer bu mu?

Şimdi daha acı bir tabloyu ortaya koyacağım. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının son verilerine göre 836.635 kişi yaşlılık aylığı alıyor. Bu demek oluyor ki 836 bin küsur kişi, yaşlımız emekliliği yok, sosyal güvencesi yok ve bakıma muhtaç. Yaşlılığa verdiğiniz maaş -maaş demeye dilim de varmıyor- 1.084 lira 55 kuruş. Her ne kadar ismi "aylık" olsa da yaşlılık aylığı aslında bugün tam da bir fakirlik yardımına dönüşmüş durumda. Elbette yaşlılarımız için zamanı geri çevirmek mümkün değil ama insan onuruna yaraşır bir hayatı onlara sunmak hâlâ mümkün. Öncelikle yapmamız gereken, temel geçim güvencesi olarak insanca yaşayacakları maddi desteği vermek. Zira, dul ve yetim maaşı da yine yoksulluk sınırının çok çok altında. Ölmüş eşi zaten ne kadar emekli ücreti alıyordu ki güvencesi olmayan dul eşi o maaşın en fazla, en fazla yüzde 75'ini alıyor bugün. O eş bu parayla nasıl geçinecek, hiç düşündünüz mü? Bu ülkede asgari ücret alan birisi günde 141 lira, 2.500 lira emekli aylığı alan günde 83 lira, 1.875 lira dul ve yetim aylığı alan günde 62,5 lira, yaşlı aylığı alan birisi ise 36 lirayla yaşamak zorunda; gelin, siz geçinin bu maaşlarla değerli arkadaşlar. Ramazan ayındayız, Diyanet İşleri Başkanlığı bir kişinin günlük yemek ihtiyacı için fitre olarak 40 lirayı uygun gördü; bu demek oluyor ki yaşlılık aylığı alan bir yurttaşımız fitre hesabının bile altında maaş almakta.

Peki, açlığa ve sefalete mahkûm ettiğiniz milyonlar için gelişmiş ülkeler ne yapıyor? Öncelikle, yaşlılarının açlık süreçleri için değil, bakım süreçleri için kafa yoruyor çünkü aç bırakmak demek, 21'inci yüzyılda bir ülkenin, bir devleti yönetenin ayıbıdır. Bugün Almanya'da 14.688 ayakta bakım merkezi varken ülkemizdeki sayı sadece 32, aradaki 459 kat farkın açıklanması mümkün değil; İngiltere'de huzurevi sayısı ise ülkemizin 10 katı, biz ise maalesef açlığı konuşmaktan sağlıklı yaşam süreçlerine bile gelemedik.

Bizler, gelişmiş ülkelerdeki gibi vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırmak zorundayız değerli arkadaşlar. Bugün yaşlılarımızın maddi-sağlık-bakım ekseninde yoğunlaşan temel sorunları var; yaşlılıkta yalnızlaşma, soyutlanma sorunları var. Evet, sosyal devlet, bünyesindeki sorumluluğu yerine getirmekle mükellef, bunu hatırlatmak isterim ve bu ihtiyaçlara cevap vermek, buna uygun sosyal politikalar üretmek zorunda. Bunun için biz, öncelikle yapılması gerekenleri şu şekilde sıralıyoruz: İnsanların onuruna yaraşır ekonomik koşullar, yaşam koşulları sağlamak; tüm yaşlılarımıza sağlık güvencesi sunmak; tüm kentlerde gündüz yaşlı bakımevleri açmak; ihtiyaç sahiplerine evde bakım hizmeti sunmak; kamusal mekânları yaşlılara da uygun şekilde düzenlemek; kamunun düzenleyeceği etkinliklerde yaşlıların ulaşımını rahatlatmak; önleyici sağlık hizmeti için yaşlılık hastaneleri kurmak; bunlar iktidarımızın yaşlılarımızla ilgili ilk yapacakları. Yeter mi? Yetmez. Gelişmiş ülkeler yaşlılarını sağlıkla yaşlandırmak için çalışmalar yaparken biz karınlarını dahi duyuramıyoruz ama sorarsanız, Avrupa bizi kıskanıyor(!) Ne acıdır ki bizlerin çocukluğunda emekli olacak büyüklerimiz evini, arabasını almayı planlardı emekli olurken; oysa şimdi bu topraklarda vatandaşın en korktuğu şey emekli olmak, emekliliğe ayrılmak, değil mi? Bırakın bu hayalleri, geçinemeyen emekliler ek işlere ihtiyaç duyuyor bugün ama siz onların seslerini ısrarla duymuyorsunuz. Dilerim oluşturacağımız bu kurul gerçekten hakkını vererek görevini yapar ve diğer kurullar gibi olmaz.

Bugün 2.500 lira aylık alan 65 yaş üstü vatandaşımız adına soruyorum: Ülkemizde açlık sınırı 4.928 lirayken, 2.500 liraya kiralık ev kalmamışken sizler vatandaşımızı açlığa mahkûm etmediniz mi? Yani, diyorsunuz ki: "İnsanca yaşamak sana haram; torununa hediye almak, bayramda harçlık vermek sana lüks." Değerli arkadaşlar "Akmasa da damlar." diye oyalanan, "Allah devletimize zeval vermesin." diye ihtiyaçları geçiştirilen 65 yaş üstüne damlaya damlaya göl olmuyor, dert oluyor.

Lüks sofralarda gününü gün edenler acaba emeklilere reva gördükleri parayla sadece bir gün geçinebilirler mi? Hiç yaşlanmayacak gibi yaşamayı bırakın. Unutulmasın ki yaşlılar geleceğimiz, yaşlılık geçmişimizdir. Zannetmeyin ki bu koltukların verdiği güç hep kalacak, o güç gidecek ve o eller bir gün baston tutacak.

Bugün kurulacak komisyon bir hak teslimi komisyonudur. İnsan onuruna yaraşır maaş almak 65 yaş üstü her vatandaşın hakkıdır. Ücretsiz sağlık hizmeti almak, gerekiyorsa hizmetin ayağına gitmesi emeklinin hakkıdır. Evsiz, kimsesiz yurttaşların devletin korumasında barınabilmesi hakkıdır. Yaşlımızın yeterince beslenebilmesi hakkıdır, tatil yapmak hakkıdır, değerli olduğunu bilmek hakkıdır.

Ülkemizde yaşlı nüfus giderek artıyor, sürdürülebilir yaşlı politikalarının bir devlet meselesi olarak ele alınması acil ve elzemdir. Bugün, Bakanlığa bağlı 163 huzurevi yaklaşık 14 bin kişiye hizmet sunuyor; ayrıca, özel 267 huzurevinde 11 bine yakın, kamuya ait 21 huzurevinde ise 2.400 yaşlının bakımı gerçekleşiyor. Evet, Almanya'da ise bu oranlar bunun 100 katı oranında. Bu, aslında sözün bittiği yer. Hani dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri bizdik. Bugün, hafızamız olan yaşlılarımız için harekete geçme zamanı. Bu komisyon dilerim merhem olur halkımıza çünkü sosyal yardımlar olmadan boğazından ekmek geçmeyen milyonlar yarattınız. Milyonları muhtaç hâle getirmekten utanmadınız, üç kuruş yardımla övünüp gururlandınız. Dünyada muhtaç vatandaşlarıyla ve verdiği açlık sınırının altındaki yaşlılık maaşıyla övünen tek iktidar AKP iktidarıdır. Siz servetinize servet katasınız diye bu ülkenin yaşlısı, emeklisi, asgari ücretlisi gün yüzü görmedi.

Buradan tüm yaşlı gençlerimize sesleniyorum: Siz de çok iyi biliyorsunuz ki bu iktidar gitmedikçe, tek adamlık bitmedikçe halkımızın muhtaçlığı bitmeyecek. Hegel'in bir sözü var "Havanın değiştiğini haber veren, genç uzuvlar değildir, bunu evvela ihtiyar kemikler sezerler." diyor. Evet, katıldığım tüm programlarda, sokakta, pazarda, markette artık 65 yaş üstü vatandaşımızdan havanın değiştiğinin sinyallerini çok net alıyorum, evvela onlar seziyor gelmekte olanı.

Evet, değerli vekiller, geliyor gelmekte olan.

Önergeyi destekliyoruz.

Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)