GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 655 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:94
Tarih:25.05.2022

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Pençe-Kilit Operasyonu'nda şehit düşen askerlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine, yakınlarına sabırlar diliyorum.

Bankacılık Kanunu'nu konuşuyoruz ama millette bankaya gidecek hâl bırakmadınız, ya maaş çekmeye ya borç ödemeye gidiyorlar. İcra dairelerindeki dosya sayısı 23 milyonu aştı. Bu ne demek? Her 4 kişiden 1'i icralık olmuş iktidarınızda. Peki, 2002'de kaçtı dosya sayısı? Siz iktidara geldiğinizde tüm Türkiye'deki icra dosya sayısı 8 milyondu. Sadece son beş ayda icra dairelerinde 2 milyon 657 bin yeni icra dosyası açılmış, muhtarlıklar tebligatlarla dolu ve baktığımızda, parası olmayan, temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan vatandaş mecburen kredi kartına yükleniyor, borçlanarak yaşamaya çalışıyor. Vatandaşların zamanında ödeyemediği için bankalar tarafından icraya verilen takipteki borçların tutarı 28 milyar lirayı aşmış durumda. E, tabii, aşar çünkü baktığınızda, insanlar, zamlar yüzünden, ekonomik kriz yüzünden borcunu ödeyemez hâle gelmiş, icralık olmuş. Şekere zam, çaya zam, ete zam, süte zam, benzine, mazota, ayçiçeği yağına derken zam gelmeyen ürün kalmadı. Her şeye yüzde 50'nin üzerinde zam ama emekliye, işçiye, memura gelince zam yok.

Bakın, bunu söylediğimiz zaman her seferinde "dış güçler" "iç güçler" bilmem ne diye yalan uydurmaya devam ediyorsunuz; geçen yıl 100 liraya aldığımız ürünleri bu yıl 300 liraya alırken dış güçler ekonomiye saldırıyor ama 1 milyon Suriyeliye bedava ev verirken bu dış güçlerin hiç sesi çıkmıyor. "14 milyon emeklinin bayram ikramiyesine zam yapın." dediğimizde, siz "Para yok." diyorsunuz ama Suriyeliler için çocuk başına para verirken parada sıkıntı yok. Garibanın elinde kalan son çay keyfini yüzde 43'lük zamla zehir ettiniz, artık çay bile alamaz hâle geldi insanlar. Bu, ÇAYKUR Rize turist çayı, 100 gramlık çay 7,5 lira olmuş ve insanlar artık sadece bunu alabiliyorlar, 1 kilosu 75-80 liraya dayanmış durumda. Artık adı gibi olan bu Rize ÇAYKUR turist çayını sayenizde sadece turistler içebilecekler.

Şimdi, sürekli "Zamlardan sorumlu Ce-Ha-Pe, Ce-Ha-Pe!" deyip, insanlara çay içmeyi bile lüks hâline getirip, sürekli bizi suçlayıp duranlar, Okluk'ta, Ahlat'ta saraylar, üstüne bir de bakanlara konut yapmaya devam ediyorlar. Kendi ülkemizde parası yetmediği için çocuğuna elindeki çikolatayı markette, bakkalda bıraktırmak zorunda kalan anne-babalara, dolu market arabalarıyla alışveriş yapan Suriyeliler için kardeşlik edebiyatı yapıyorsunuz; bunu yapmayın, bunu anlatamazsınız! Siz ne derseniz deyin, sığınmacılar amasız, fakatsız, lakinsiz bu ülkeden gidecekler, ülkelerine geri dönecekler çünkü maddi olarak biz bu yükü kaldıramıyoruz. Diyeceksiniz ki: "Savaş var." "Can güvenliği" bilmem ne... Bayramda, tatilde kendi ülkesine gezmek için gidebilenlerin can güvenliği sıkıntısı yoktur, demek ki ülkelerine gidip yaşayabilirler.

Sığınmacılarla ilgili "Ülkelerine gidecekler!" dediğimizde, ırkçılıkla suçluyorsunuz. Hâlbuki biz, ülkemizin demografik yapısına, mahalle dokusuna zarar vermelerine engel olmak... "Onları ülkelerine geri göndereceğiz!" demek; ırkçılık değil, vatanseverliktir. Biz Araplara ve Arap kültürüne karşı düşmanlık, kin, nefret, öfke beslemiyoruz; biz sadece ülkemizi koruyoruz.

"Ekonominin kitabını yazdık." diyorsunuz, "Dünya bizi kıskanıyor." diyorsunuz; evet, dünya bizi kıskanıyor, bu kadar nasıl rezil yönetilir, onu kıskanıyor işte! Zira, devriiktidarınızda yaptığınız zamlarla salata, menemen, ayçiçeği yağı, çay, şeker, bebek maması, hatta tuvalet kâğıdı bile lüks oldu. Gurbette olup sıla hasreti çekenler, bayramda seyranda akaryakıt zamlarınız yüzünden memleketine gidemez oldu. Çiftçiye bakıyorum, onu da bitirdiniz, bitirdiniz! Taban gübresini atamadılar verim düştü, lüks makam araçlarınızla karayollarında seyrederken hiç olmazsa kafanızı kaldırıp yol kenarındaki tarlalara bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Mazot zaten hayal oldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

BURCU KÖKSAL (Devamla) - Eskiden "kuruş kuruş" diye çalışan traktör şimdi "lira lira" diye çalışıyor, hayvan pazarlarında süt inekleri dahi satış için bekliyor, yem almış başını gidiyor. Çiftçi mazot, elektrik, su borcundan bezdi, ürünü satarken zarar etmekten usandı, ekip biçmeyi bıraktı; siz sadece seyrediyorsunuz, hâlâ önlem almıyorsunuz. Çin ve Rusya gübre satışını durdurdu. Pazarın yarısına hâkim olan bu 2 ülkeden Çin, ayrıca tüm dünyadan buğday alıyor, stokluyor; Hindistan buğday satışını durdurdu. Herkes önümüzdeki yılı, kara kışı düşünüyor, ona göre önlemini alıyor. Siz yine sadece seyrediyorsunuz, önlem almak falan hak getire. Ama vatandaşlarımız müsterih olsun, ilk seçimde iktidar olacağız ve Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında para yandaşlara değil vatandaşlara harcanacak. (CHP sıralarından alkışlar)