| Konu: | 3600 ek gösterge kararıyla ilgili eksikliklere, EYT'lilerin mağduriyetine, Hazine ve Maliye Bakanının kur korumalı mevduat sisteminden dar gelirliler hariç üretici ve ihracatçıların kâr ettiğine yönelik açıklamasına, Cumhurbaşkanının kadınlara yönelik küfrüne ve TÜİK'in açıkladığı yanlış rakamlar sebebiyle memur ve emeklilerin temmuz ayında gerçek enflasyona oranlı bir maaş zammı alamayacağına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 99 |
| Tarih: | 07.06.2022 |
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Zatıalinizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Yürütme organının, Cumhuriyet Halk Partisinin politika önerilerini ve tavsiyelerini gecikmeli olarak da olsa dikkate almasından aslında memnunuz ama tabii, bunu yaparken bir kere de işi tam olarak yapabildiğine de tanık olmadık. Tıpkı taşerona kadro gibi -ki orada eksiklikler var- emekliye 2 bayram ikramiyesi gibi -orada eksiklikler var- elektrik faturalarından TRT payının kesilmesi gibi burada da eksiklikler var. Nihayet, 2018'den beri söylenen, herkesin, hepimizin diline pelesenk olan 3600'le ilgili yürütme bir adım atacağını dün beyan etti. Tabii, nihai kararı verecek olan Türkiye Büyük Millet Meclisi. Yürütme, bunu ocakta geçerli olacak şekilde getiriyor, bunu anlamak mümkün değil işte. Ya, millet inim inim inliyor. Millet açlıktan kırılıyor. Memura bir jest yapılacak, kamu çalışanlarına, emeklilere bir jest yapılacak. "Efendim, biz bunu ocakta yapacağız."
Sayın Turan, soruyorum: Niye ocak? Gelin, yürütmenin teklifini -gerçi milletvekilleriniz imza atacak- Meclise getirin -Meclis de bir kere Meclis olduğunu göstersin kardeşim- bunu temmuz yapalım. "Efendim, ek bütçe gerekebilir." Hayhay, parti olarak söz veriyoruz, ek bütçeyi bir saat içinde, bir gün içinde çıkaracağımızı beyan ediyoruz, taahhüt ediyoruz. Niye ocak ya? Millet inim inim inliyor yani millete "Altı ay sonra sana biraz bir şey vereceğim." demenin mantığı var mı? 2018'de bizzat Tayyip Bey'in ağzından çıkmış, verilmiş bir söz var: "Efendim, yapıyoruz; ocakta." Tek gerekçeniz ek bütçe ihtiyacıdır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak -eminim, diğer partiler de buna "hayhay" diyecekler- 3600'ün temmuz ayından itibaren geçerli olmasını istiyor ve talep ediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Şimdi, hiç evelemeyin gevelemeyin, EYT'lilerin de bu mağduriyetini -aha buradan söylüyorum- paşa paşa, tıpış tıpış gidereceksiniz. Hiç kaçacak bir...
Gülme Ramazan Bey, gülme, gülme.
EYT'lilerin mağduriyetini tıpış tıpış gidereceksiniz ve Türkiye'nin bir EYT sorunu da kalmayacak. Diyoruz ki: Hep beraber yapalım, fatura size çıksın. Sıkıştıkça, millet nezdinde itibar kaybettikçe bir şeyler verir gibi yapıyorsunuz, barı bunu da doğru dürüst yapın. Ben, 3600 meselesinin temmuzdan geçerli olacak şekilde yürürlüğe girmesi gereğinin altını çiziyorum, bir.
Sayın Başkan, Sayın Nebati'yle burada beraber yasama faaliyetinde de bulunduk; bir sözü, bir gerçeği ortaya koydu ama -sanıyorum biraz fırça da yemiş galiba beyefendiden- şu ne demek ya? "Ya" derken kusura bakmayım. "Bu sistemden dar gelirliler hariç üretici firmalar, ihracatçılar kâr ediyorlar, çarklar dönüyor."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bu ne demek?
FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) - Doğru söylüyor, itiraf etti.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Doğru söylüyor, tabii doğru söylüyor da -dedim zaten, doğru da- bu, insanların gözünün içine baka baka "Bizim bir tek derdimiz var zenginler, fakir fukara bizim derdimiz değildir." demektir.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Öyle demedi ya.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Yani öyle demedi, söylediğinden mealen böyle çıkar. Sözümü kesme, bende keseri.
Bunu Nureddin Bey'in çıkıp bir izah etmesi lazım. bu ara AK PARTİ cenahında, tabii, söyleyip de sonra "Öyle demek istemedim." sözleri de çok yaygın.
Bir siyası parti Genel Başkanının, hele hele bir ülkenin partili de olsa Cumhurbaşkanının kadınlara yönelik, Anadolu kadınlarına yönelik söylediği küfrü, hakareti kabul ve tasvip mümkün değildir; bunun düzeltilmesi gerekir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Erdoğan'ın bu konuda sicili zaten çok hırlı değil ama bu son ifadesi bardağı taşırmıştır. "Neden olur?" diye düşündüm. Bir Cumhurbaşkanı böyle bir lafı, böyle bir küfrü alenen nasıl eder? Ya, kendisi 159.487 kişi hakkında hakaretten dava açmış, 38 bin kovuşturma açılmış. Bunların içinde ne var Sayın Başkan, sayın milletvekilleri biliyor musunuz? Erdoğan'ın hakaret davası açtığı 84 kişinin yaşları 12 ile 14 arasında. Çocuklarla cebelleşen bir Cumhurbaşkanıyla, çocuklarla didişen bir Cumhurbaşkanıyla karşı karşıyken Erdoğan bu sözü niye söyler? Düşüne düşüne buldum; iki sebebi var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi, devam edin.
Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan, gücü kaybeden insan -Erdoğan ki herkes için geçerlidir- kontrolü de kaybeder. İtibarını kaybeden insan da nezaketini kaybeder. Erdoğan'ın içinde bulunduğu hâlin tam cisimleşmiş şekli budur. İtibarı kaybetti, nezaket koptu; gücü kaybetti, kontrol koptu. Benim AK PARTİ yönetimine tavsiyem de... Erdoğan'ın bu konuda biraz tavsiyeye ve telkine muhtaç olduğunu görüyorum. Bazı şeyler vardır ki bu millet asla unutmaz. Erdoğan'ın bu ifadesi -ben telaffuz etmek bile istemiyorum burada- asla unutulmayacak işlerdendir. Tavsiyem, çıkıp erdemli bir davranış gösterip milletten özür dilemesidir.
Sayın Başkan, son olarak TÜİK yöneticilerine seslenmek istiyorum. Temmuz ayında enflasyona dayalı olarak memur ve emekliler için zam açıklanacak, enflasyon farkı açıklanacak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Hemen tamamlayayım.
Ey TÜİK yöneticileri, ey TÜİK yetkilileri, TÜİK'in etkisiz yetkilileri, yetkisiz etkilileri; milletin sofrasından elinizi çekin. Sizin açıkladığınız yanlış rakamlardan sebep, temmuz ayında millet gerçek enflasyona oranlı, bağlantılı bir maaş zammı, enflasyon farkı alamayacak. Bu, vebaldir; bu, ahtır, ah almaktır; bu, milletin sofrasından ekmek çalmaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisinden ilan ediyorum: TÜİK, milletin sofrasındaki ekmeğe göz dikmiştir, milletin sofrasındaki ekmeği alenen çalmaktadır diyorum, sizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)