GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:107
Tarih:23.06.2022

MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Yine, tırnak içerisinde "reform" adını verdiğiniz ama içi boş bir yargı paketiyle karşımızdasınız; bu, altıncısı. 2019'da büyük iddialarla adaleti yerlerde süründürdüğünüzü siz de kabul ederek bir Yargı Reformu Stratejisi Belgesi açıkladınız. Bu belgenin en önemli maddelerinden biri de coğrafi teminattı çünkü yargıçları dilediğinizce oradan oraya savurduğunuzu biliyordunuz, yargıçların bağımsız karar veremediği apaçık ortadaydı ve dediniz ki: "Biz reform yapacağız ve coğrafi teminat getireceğiz. Yargıçlar karar verirken aynen 138'inci maddede olduğu gibi, gerektirdiği gibi bağımsız davranacaklar." gibi bir iddiayla çıktınız ama hâlâ getirmediniz. Her pakette geliyoruz buraya, soruyoruz: Niye yok coğrafi teminat? Çünkü siz, yargıçlar sarayın ağzının içine baksın istiyorsunuz. Bakın, Nazi döneminde de böyleydi; Nazi yargıçları "Führer ne düşünür acaba bu yargılamada?" diye düşünsün, ona göre karar versin isterlerdi, bunu söylerlerdi. Siz de istiyorsunuz ki yargıçlar saraya baksın, saray ne istiyorsa onu söylesin, o kararı versin.

Gezi davası yargıcı... Niye sürdünüz? Hangi gerekçeyle sürdünüz? 2020'de beraat etmiş sanıklara daha sonra müebbet veren bir mahkemeden bahsediyoruz ve şerh düşen hâkim de diyor ki: "Hukuka aykırı delillerle bu karar kurulamaz." Siz o kararı değiştireceğinize, o şerhin arkasında duracağınıza o yargıcı sürmeyi tercih ediyorsunuz ve sonuçta da adaleti katlediyorsunuz. Mesela Kaşıkçı davası, burada defalarca söylendi, Türkiye'yi ayaklar altına alan bir davadır bu ve o mahkemeye, o davada, o karara şerh koyan yargıcı Maraş'a sürdünüz ve o hâkime hanım şu anda istifa etmeyi düşünüyor. Niye biliyor musunuz, o hâkime hanımın suçu ne biliyor musunuz? Sizin bilmediğiniz kavramları söylüyor, diyor ki: "Türkiye Cumhuriyeti topraklarında böyle bir cinayetin işlenmesi Türkiye'nin onur ve saygınlığına büyük bir saldırıdır."

AHMET ÖZDEMİR (Kahramanmaraş) - Maraş mahrumiyet bölgesi mi, herkesin gelmek istediği yer.

MURAT EMİR (Devamla) - "Onur ve saygınlık" deyince siz ne anlıyorsunuz? Bugün ne anladığınızı anladık. Ve diyor ki: "Bu dosyanın Suudi Arabistan'a geri verilmesi sanığın, kendi davasında hâkim olmasıdır." Doğru değil mi? Bakın, sanığa -siz de biliyorsunuz sanık olduğunu, defalarca söylediniz- dosyayı gönderdiniz, sanığı kendi davasının hâkimi yaptınız. Utanacağınız yerde, Suudi Arabistan Prensiyle geçen akşam cümbüş yaptınız, eğlence yaptınız, yemek yediniz, kucak kucağa oldunuz; utanmalısınız bundan ve bugün uçağa kadar uğurladınız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Türkiye'ye diz çöktüremezsiniz ama siz Suudi Arabistan Veliaht Prensi önünde diz çöktünüz, bir katilin önünde diz çöktünüz; bundan da yüzünüz kızarmıyor ama siz hâkimle hesaplaşma yoluna gidiyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

SÜLEYMAN KARAMAN (Erzincan) - Çok ayıp ya!

MURAT EMİR (Devamla) - Bakın, Özgür Özel'in Hulusi Akar'la davası. Hulusi Akar'ın tazminat talebini reddeden bölge adliye mahkemesi hâkimini Ankara mahkemesi hâkimi yaptınız; daha bundan açık bir şey olur mu?

Ters örnek yok mu? Ters örnek de var tabii ki. Sizin bütün tetikçiliğinizi yapan, Gezi davasında, Enis Berberoğlu davasında Anayasa Mahkemesi kararını tanımayan, Canan Kaftancıoğlu'na dokuz yıl önceki "tweet"lerinden dolayı ceza veren hâkimi Adalet Bakan Yardımcısı yaptınız. Şu mesajı veriyorsunuz siz yargıya: "Bizim sözümüzü dinlerseniz, sarayı mutlu ederseniz, bu davalarda tetikçilik yaparsanız -yani bir önceki Zekeriya Öz gibi yaparsanız- siz yükseltilirsiniz, bakan yardımcısı bile olursunuz, milletvekili olursunuz, her şey olursunuz ama eğer sarayın istemediği bir kararı verecek olursanız kendinizi sürülmüş bulursunuz." Sizin yargı anlayışınız budur. Hâlâ yirmi yıllık iktidarınızda yargıyla oynamaktan vazgeçmediniz ama şunu unutmayın: Ölçüsünü bozduğunuz kantar gün gelir sizi de tartar. En çok sizin adalete ihtiyacınız olacak ve içinizden gelebilenler olursa -ki çoğunuzun gelemeyeceğini biliyoruz- gelip burada "adalet" diye konuşacaksınız ama bunları hatırlatacağız.

ARZU AYDIN (Bolu) - Buna sen mi karar veriyorsun? Millet kararını veriyor. Ona da mı karar veriyorsun?

MURAT EMİR (Devamla) - Son söz olarak şunu da söyleyeyim arkadaşlar: Suudi Arabistan dosyayı istediğinde Cumhurbaşkanı ne demişti? "Dosyayı, delilleri gönderelim de onları da yok edin. Siz milleti, insanları enayi mi zannediyorsunuz?" demişti. Ben son söz olarak "Enayi kim?" sorusunu buraya bırakıyorum, gelin, cevaplayın.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)