GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Askeri Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:110
Tarih:30.06.2022

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Askeri Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 11'inci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

AK PARTİ geldiğinden bu yana yüzyıllık kurumları tarumar etti. Harp okullarını, akademileri kapattı. Yüzyıllık gelenekleri yok etti. Yasaları yapboz tahtasına çevirdiler; sürekli değiştirmek, başka bir şey yaptıkları yok. Esasında ne gelenek bıraktınız ne de saygın bir altyapı.

Asker tedavisinde, patlamalarda, savaşta yaralanan askerlere en üst perdeden eğitim veren GATA'yı, askerî hastaneleri kapattınız. Şimdi, durum içler acısı, sivil hastaneler bu tedavi konusunda yeterli birikime sahip değiller. Getirdiğiniz yasa teklifi için askerlerin görüşünü dahi almıyorsunuz, "ben yaptım oldu" mantığıyla -her zaman olduğu gibi- hareket ediyorsunuz. Bu yasa teklifi için ne Emekli Subaylar Derneğinin görüşünü aldınız ne millî savunma alanındaki sendikal örgütlerin görüşlerini aldınız çünkü farklı görüşlere, çoğulculuğa, yapıcı eleştirilere her zaman olduğu gibi kapalısınız.

20 maddeden oluşan ve birbirinden farklı 7 kanunda değişiklik yapan bu torba kanun teklifini önümüze getirdiniz. Asker Hastanelerinde Döner Sermaye Teşkiline İlişkin Yasa'da da yine değişiklik var. Oysa, doğrusu GATA'nın yeniden eski hüviyetine kavuşturulması, askerin tedavisinden sorumlu olması, asker hekimlerin görev yapmasıdır. Dünyada bu konuda örnek olmuş bir çalışmamızın FETÖ gerekçesiyle ortadan kaldırılmasını ben şahsen doğru bulmuyorum. Terörle etkin mücadelede bu konuda ihtisaslaşmış askerî hastane yapılarının güçlendirilerek devamı gerekirken yapılan ortada ve geldiğimiz tablo içler acısı. Ama AK PARTİ cumhuriyet kurumlarına sırtını dönmüş bir iktidar olduğu için, sürekli yok eden bir yapı olduğu için... Nasıl şeker fabrikalarını kapattık, yok ettik, şimdi dünyadan şeker almak için elimizi avucumuzu açtık ve geldiğimiz noktada şeker cenneti ülkeyi şeker ithal eden bir ülke hâline getirdik yani yaparsa AK PARTİ yapar(!)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genelkurmay Başkanının görev süresini 72 yaşına çıkartıyoruz ve bunun Anayasa'mıza aykırı olduğunu hepimiz biliyoruz ama geldiğimiz noktada, bir madde ihdasıyla beraber, burada baskın bir maddeyle beraber yine kapıları aralıyorsunuz. Genelkurmay Başkanının görev süresi bellidir, bir kez atanır. Teklifteki düzenleme kanunlaşırsa Genelkurmay Başkanlığı makamı liyakate dayalı olmaktan uzaklaşacak, Cumhurbaşkanının keyfî iradesine tabi olacaktır. Ülke güvenliği için uzmanlık isteyen bu kurum Cumhurbaşkanının iki dudağının arasına bırakılamaz. Atatürk, askerî ve siyasi işlerin ayrılmasını her zaman ifade etmiştir ve buna göre her türlü tedbiri almıştır, oysa burada Genelkurmay Başkanlığı koltuğu şahsileştirilmekte, siyasi araca dönüştürülmektedir.

Sayın Başkan, değerli vekiller; Cumhurbaşkanının keyfî kararıyla görevdeki Genelkurmay Başkanının görev süresinin uzatılması askerlikteki hiyerarşiyi bozarak atama-terfi sisteminde de büyük sıkıntılara yol açacak yani yeni bir gelenek ortaya koyuyorsunuz.

Yine, bu yasa teklifiyle hukuk kuralları katledilmekte, firar ve izin tecavüzü gibi gerekçelerle bir askerin ifadesi alınmadan yargılanmasının önü açılmaktadır. Bu, savunma hakkının ihlali durumudur.

Yine, bakıyoruz, bu yasa teklifinde en az iki yıl ve daha uzun süreli yüksek öğrenimini tamamlamış olan askerlerimizin, astsubaylarımız derece ve kademe almalarındaki yöntemi maalesef yine unutmuşuz. Bu yolla, hâlihazırda görevde bulunan lise mezunu 2 bin astsubayımızı alınacak olan karardan mahrum ediyoruz. Gelin, yol yakınken bundan vazgeçelim, 2 bin astsubayımızın da bu mahrumiyetini ortadan kaldıralım.

Teklifle askerî personelin özlük haklarına ilişkin kısmi iyileştirmeler getirilse de bütüncül olarak baktığımızda eleştiri unsuru konular dikkate alınmamıştır. Özellikle açlık sınırının altında emekli maaşı alarak yaşamlarını sürdürmeye çalışan ve emsali dünyanın başka hiçbir ülkesinde olmayan kıdemli binbaşılar ve binbaşıların dramı burada da yine çözülmemektedir.

Bir adaletsiz düzenleme de bedelli askerlik düzenlemesi arkadaşlar. Bedelli askerlik getiriyoruz ve bedelli askerlik bedeli 56.507 lira ama yoklama kaçağı, saklı veya bakaya olanlar, bir gün dahi olsa 9.418 lira ceza ödeyecek. Ya, siz bankaları da geçtiniz, bankalarda gecikme olursa bir günlük gecikme alınıyor ama siz burada tam bir yıllık ceza, 9.418 lira alarak adaletsiz bir sistem getiriyorsunuz ve bundan da vazgeçelim diyorum.

Sayın Başkan, değerli vekiller; şehit ve gazi maaşlarındaki eşitsizlik de yine burada giderilmemektedir. Oysa 2007 yılında yapılan değişiklikle şeref aylığı alan ancak hiçbir sosyal güvencesi olmayan ve bir işte çalışmayanlara net asgari ücret tutarında maaş bağlanması kararı alınmıştır. Vergi ödeyen diğer gazilere ne yazık ki aynı miktardaki maaş verilmemektedir. Gazi maaşlarının eşitlenmesi zaruridir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Kıbrıs gazisi çocuklarına iş imkânı verilmemektedir. Muharip gazilereyse faizsiz konut kredisiyle beraber yeşil pasaport mahrumiyeti burada da sürmektedir. Gelin, bunları bu kanun çerçevesi içerisinde çözelim diyorum.

Yakın bir zamanda da parti görevim için Şırnak'a gitmiştim, burada oğlunu 1994'te PKK'ya şehit veren Sekina ana, şehit maaşının 2.200 lira olduğunu ve enflasyon karşısında bu 2.200 lirayla geçinemediğini ama ona rağmen kalan 1 çocuğunu da eğitim enstitüsünde okutarak öğretmen yaptığını söylemişti. Karşılaştığı sorunları ifade ettiğinde içim parçalandı.

Gelin, bu şehit annelerimizin de şehit babalarımızın da maaşlarını artıralım, şehit ve gazi maaşlarını hak ettikleri seviyeye getirelim diyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Maaşlar arasındaki eşitsizlikleri, adaletsizlikleri bitirmek bizlere kısmet olsun diyor, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)