| Konu: | Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 7 |
| Tarih: | 13.10.2022 |
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli vekiller; Basın Kanunu'nda değişiklik yapan yasa teklifinin 33'üncü maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi ve ekranları başında bizi izleyen tüm vatandaşlarımızı sevgiyle saygıyla selamlıyorum.
İktidar, basını her yerden kuşatmakta; sosyal medya, bu kuşatmaya karşı önemli bir güç olmuş ve sansür zırhını delen mecraya dönüşmüştür, hatta kimi "tweet"ler borsada, emniyette, siyasette önemli dalgalanmalara, görevden almalara dahi sebep olmuştur. İktidar, şimdi hem muhalif yazılı basını tamamen susturmak hem de sosyal medyayı ortadan kaldırmak için kollarını sıvamış ve bu sansür yasasını hazırlamıştır. Abdülhamit dönemini aratmayan bu yasa, iktidar medyası dışında tüm mecranın imhasını öngörmektedir çünkü seçim kapıdadır, AK PARTİ yaklaşan seçim öncesinde gerçekleri gizlemek, kamuoyuna kendi propagandasını yaparak dezenforme etmek istemektedir. İktidar, artık baş aşağı gitmekte, vatandaşın gönlünden kopmaktadır, kurtuluşu bu sansürde aramaktadır. Zannetmektedir ki sansürle iktidarda kalacak, vatandaş gerçekleri öğrenmeyecek, onlar da makamlarında kalacaktır. Artık mızrak çuvala sığmıyor, ne yaparsanız yapın gizleyemiyorsunuz.
TÜİK, makyajlı enflasyon rakamları açıklıyor. TÜİK, tarımsal üretimi açıklıyor, makyajlıyor, yüksek gösteriyor ama maalesef üretim artmıyor, üretim düşüyor, tam aksine ithalatımız artıyor. Bu yüzden gıda fiyatları aldı başını gidiyor; tüketici, bu ürünleri alamadığı için de boğazından kesiyor.
Biliyorsunuz Abdülhamit, baskı sürecinde "millet, hürriyet, cumhuriyet, veliaht, yıldız" hatta padişahın büyük burnunun kastedileceğini düşündüğü için "burun" kelimesini dahi yasaklatmıştı, "tahtakurusu" kelimesini dahi yasaklatıyor çünkü vatandaşlar "tahtın kurusun" demesinler diye. Şimdi AK PARTİ'nin sansür yasası, Abdülhamit'in o dönemini aratmıyor, bu yasayla yakında "enflasyon, pahalılık, kriz, faiz, üretim, çiftçi, ithalat, et, süt" kelimelerinin de yasaklanmasından endişe duyuyorum çünkü iş buraya kadar varmıştır. Milletimiz yumurta, süt, et, meyve, sebze alamaz hâle gelmiş, birçok evde limon dahi bulanmamakta, şu anda salatasına, çorbasına limon sosu katmaktadır çünkü limondan daha ucuz sos fiyatı vardır, limon sosu kullanmaktadır. Onunla beraber, temel gıda ürünlerine bakıyoruz; yumurta, süt, et artık lüks gıda kapsamına girmiş. Süt ve et üreticisi krizde. 1 milyona yakın gebe ineğimiz kesime gitmiş ve Süt Konseyi 7,5 lira olan sütün litresini zar zor 8,5 liraya çıkardı. Bunları artık bizler duyamayacağız çünkü bu yasayla beraber her şeyi saklıyorsunuz, sansürlüyorsunuz. Böyle gelmiş, böyle gitmez. İşte, sansür yasası bu gerçeklerin dile getirilmesini, eleştirinin dillendirilmesini, vatandaşın sesinin kısılmasını, tepkisizliğini amaçlamaktadır. Çünkü en büyük dezenformasyonu sizler yapmaktasınız.
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, Amerika ziyaretine çıktı, orada kirli eller yine devreye girdi, yanlış haber ve daha sonra o haberi kaldırdılar. O da yetmedi, İBB'nin mezarlık işlerinden sorumlu aracını haber girdiniz, baktınız ki o haberi yapılan araç Albayrak Grubunun aracı çıkınca o haber de ortadan kalktı. Ya, kimler dezenformasyon yapıyor? İşte, siz yapıyorsunuz ama ondan sonra da çark ediyorsunuz. Esasında, yanlış haberlerin hepsi, iftira haberlerin hepsi havuz medyasından ve size yakınlar. Ancak bu yalanlara karşı artık müeyyide yok. Oysa Halk TV, Tele1 ve KRT'nin üzerine ise ceza üstüne ceza yağıyor. BirGün gazetesine, Cumhuriyet gazetesine, Sözcü gazetesine ilan akışı duruyor. "İşte, ortada bir dezenformasyon var." diyorsunuz ama asıl dezenformasyonu siz iktidar eliyle yapıyorsunuz.
Evet arkadaşlar, işte, Tarım Bakanlığının dergisi. Diyor ki Sayın Bakan: "Türkiye, gıdada kendi kendine yeten bir ülkedir." Hadi oradan. Rusya'dan ayçiçeği gemileri gelirken havai fişek patlatacaktınız Boğaz'da, tahıl koridoru açıldı diye. Yine aynı şekilde -bir de daha hasat yeni bitti arkadaşlar- TMO arpa alımına girdi. Nereden? İthalata girdi. Hani gıdada kendi kendine yeten bir ülkeydik. İşte en büyük yalancı sizlersiniz. Bir de diyor ki DSİ Genel Müdürü: "Su yapıları konusunda dünyada en saygın durumdayız." Ya, Melen Barajı var. Melen Barajı'nı hâlâ harekete geçiremediniz. Nasıl yapı yaptınız? İşte en büyük yalancılık burada, iftira burada, gerçekler ise... Melen Barajı orada, İstanbul Büyükşehre daha teslim edemediniz.
İnternete, ifade ve haber alma özgürlüğüne kelepçe vurmak istiyorsunuz çünkü korkuyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Ama korkunun ecele faydası yok. Ne yaparsanız yapın koltuklarınızda kalamayacaksınız, gidiyorsunuz arkadaşlar. Evet, vatandaş sizin söylediklerinize değil, cebine, evindeki tenceresine ve karnına bakıyor; mideler boş, tencereler boş ve cepte para yok. İşte gerçek o ama size kalırsa hiçbir şey yok. İşte bu yalan haberleri yapanlar sizlersiniz -havuz medyanız- iftira yapan sizlersiniz ama gerçek yazan KRT, Halk TV ve bununla beraber Cumhuriyet Halk Partisi gazetesi, BirGün'e yasak koyuyorsunuz.
Artık gittiğinizi bilin, geliyor gelmekte olan diyor, sözlerime son verirken tüm vatandaşlarımı sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Yüce Meclise de saygılarımı sunuyorum.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)