| Konu: | Polis Yüksek Öğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 23 |
| Tarih: | 22.11.2022 |
CHP GRUBU ADINA ERKAN AYDIN (Bursa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
366 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin ikinci bölümü üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, geçen hafta İstiklal Caddesi'nde hayatını kaybeden 6 yurttaşımıza, dün de Karkamış'ta hayatını kaybeden -biri ufacık- 5 yaşındaki yavrumuza ve diğer 3 kişiye de Allah'tan rahmet, ulusumuza da sabırlar diliyorum. Ayrıca, İzmir Milletvekilimiz Mahir Polat'ın da yeğeni olduğu için onun şahsında da başsağlığı diliyorum. Umarım, terör olayları bu şekilde devam etmez. Askerimizin de Mehmetçik'imizin de sonuna kadar yanındayız, Allah ayaklarına taş değdirmesin diyorum.
Evet, değerli milletvekilleri, bu görüştüğümüz kanun teklifi 2015'in 4 Nisanında kapatılan Polis Akademisine bağlı Güvenlik Bilimleri Fakültesinin yerine İç Güvenlik Fakültesinin açılmasıyla ilgili. Ta, Atatürk zamanında polis teşkilatına amir yetiştirmek için kurulmuş dört yıllık lisans eğitimi veren bu kurumlar 17-25 Aralıktan sonra 4 Nisan 2015 yılında kapatıldı. Komisyon görüşmelerinde Sayın Kemal Çelik -şimdi meşgul ama- dedi ki: "Buraları kapatmak zorundaydık, yüzde 98 FETÖ'nün, Fetullah Gülen cemaatinin kontrolüne girmişti." Peki, komisyonda bunu söyledi, 2015 tarihine kadar 2002 ile 2015 arasında bu Fetullah Gülen cemaati ne yapıyordu? 2010 referandumunda "Ölüler bile kalksın, oy kullansın." derken, hep birlikte aynı menzile farklı yollardan giderken acaba iktidar sahipleri ne yapıyorlardı? Bugün geldiler dediler ki: "Buranın her tarafı FETÖ'cü oldu, kapatıyoruz; yerine de İç Güvenlik Fakültesi kuruyoruz."
Bakın, bundan ta on küsur yıl önce rahmetli Kamer Genç bu kürsüden "Bu FETÖ'ye yüz vermeyin, birlikte hareket etmeyin. Gün gelecek, silahlı darbe yapacak." dediğinde AKP sıralarından hep birlikte üzerine yürüdüler, linç etmeye kalktılar. Peki, ne oldu? Rahmetli Kamer Genç haklı çıktı, onlar da dönüp "Bu FETÖ, terör örgütü." dediler. Peki, o terör örgütünün üyelerine, iltisaklı olanına, iş adamına, siyasetçilere hiçbir işlem yaptılar mı? Yapmadılar. Sadece askerî okullarda emirle dışarı çıkan çocukları tutukladılar ve hâlâ içerideler. Askerî okulları kapattılar, askerî hastaneleri kapattılar, devletin birçok kurumunu dağıttılar.
Bugün, tekrar, yüz yıl önce Atatürk'ün yaptığı doğruyu görüp başa dönüyorlar. O askerî okulların kapatılması nerede yazıyordu? Yüz yıl önce Sevr'de yazıyordu; ilk şartlardan biriydi. Niye? Çünkü ordunun dağıtılması gerekiyordu, bilfiil işgal edilirken elinde silah, ordu, asker bulunmaması gerekiyordu. İlk yaptıkları iş o. Sonra askerî hastaneleri kapattılar, akılları tekrar başlarına geldi, Millî Savunma Bakanı açıkladı: "Askerî hastaneleri açacağız." Günaydın!
Hep sonuç üzerinden yapılan hareketler; bu sonucu ne getirdi, hangi yanlışlar bu sonuca sebep oldu, nedenleri ne; araştırmak yok. Biz o gün uyardığımızda ve o günden sonra bugün tekrar uyardığımızda hep "Nereden biliyorsunuz; ispatlayın." FETÖ gitti, Menzilciler geldi. Bakın, Süleyman Soylu imzasıyla 1'inci sınıf polis atamaları yeni yapıldı; daha yeni, birkaç gün içerisinde. Birçoğu isimleriyle kayıtlı; Menzilci... Yani değişen bir şey olmadı, Fetullah Gülen cemaatinin yerine Menzil cemaati. Ancak onların içerisinde, Sayın Kılıçdaroğlu'nun, Genel Başkanımızın Koruma Müdürü, bütün devreleri, kendi sınıf arkadaşları 1'inci sınıf amir yapılırken o yapılmadı. Bir önceki Koruma Müdürü de bu Bakanın hışmına uğramıştı, o da yapılmamıştı, şimdi aynı şey gene yapılıyor ama emin olun, siz, günübirlik politikalarla sadece "A cemaati gitsin, B cemaatiyle biz iş tutarız." dediğinizde sonuç değişmeyecek ve önümüze gelen, devlette yaşanan bir sürü sıkıntı olacak.
Şimdi, burada kurulan kurumlar var, -biraz karışık olduğu için buradan bakayım- isimlerini burada sayalım; PAEM (Polis Amirleri Eğitimi Merkezi), PMYO (Polis Meslek Yüksekokulları) ve POMEM (Polis Meslek Eğitim Merkezleri) Şimdi, şöyle düşünün: Aynı yüksekokuldan mezun, PAEM'de dört yıl lisans eğitim almış, dört ay hızlandırılmış eğitim görmüş, amir yapılmış. Yine, dört yıl lisans eğitimi almış, POMEM mezunu, altı ay jet hızıyla eğitim verilmiş, o da memur yapılmış. Şimdi, aynı üniversitelerden mezun olmuş 2 insan; birisini amir yapıyorsunuz, birisini onun yanına memur yapıyorsunuz ve o insanlar da birbirlerine başlıyor mobbing yapmaya. Defalarca söylüyorlar, Emniyet Genel Müdürlüğüne söylüyorlar -anket yaptırılıyor- sendika anket yaptırıyor, anketler yayınlanmıyor. Sonuç: Sadece 2022 yılında 44 intihar, hatta sendikaya göre 50 intihar. İnsanları baskıyla, birbirlerine eşit seviyedeki insanları, hiyerarşik düzeni gözetmeden, amir-çalışan ilişkisi içine soktuğunuzda insanlar artık genç yaşlarında, hayatlarının baharında yaşamlarına son vermeyi tercih ediyorlar. Ama biz bunları dile getirdiğimiz zaman çeşitli başka iddialarla gündemi saptırıp "Yok öyle şey." diyerek bunları sümen altı yapıyorsunuz. Bakın, bu yoldan dönmeniz lazım, böyle giderse çok değil on-on beş yıl içerisinde geçmişte yaşadığımız acı tecrübeleri tekrar yaşarız. Devletin ayarlarını bozuyorsunuz; o ayarını bozduğunuz kantar gün gelir sizi tartar. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Şimdi, sadece süreçleri konuşmak, süreçlerin üzerinden sonuçları değerlendirmemek; sonucunda dağılan birçok kurum, liyakatsiz, işin ehli olmayan, sadece parti teşkilatlarından gelen, gençlik kollarından, kadın kollarından "Hamilikart yakınımdır." imzasıyla göreve başlayanların ülkeyi getirdiği yer çöküştür. Her konuda, sadece İçişleri Bakanlığında, Emniyette değil; eğitimde de böyle, adalette de böyle, sağlıkta da böyle. Herkes bir bakanlığı paylaşmış, her bir cemaatin o bakanlıkta söz hakkı; söz hakkını bırakın, tam yetkisi var. O cemaatten geçmeyen hiçbir şey buradan onay da alamıyor ve sonuca da gidemiyor.
Değerli milletvekilleri, bu kürsüden defalarca uyardık. Bu kanuna da "hayır" demiyoruz ancak yaptığınız iş, gittiğiniz yol, yol değil. Liyakate göre atama yapın, sadakate göre değil. Bakın, o gün, 17-25'e kadar ya da 15 Temmuza kadar beraber iş tuttuklarınız bir günde döndü ve siz terörist ilan ettiniz, "terör örgütü" dediniz. Ama çok değil, birkaç sene öncesine kadar bu kürsülerden olimpiyatlarda gözyaşı döküyordunuz, ağlıyordunuz, methiyeler düzüyordunuz. O yüzden bu kurulacak İç Güvenlik Fakültesinde de eğitim verecekleri, orada eğitim görecekleri liyakatle, sınavlardaki hakkaniyetle ve sözlü sınavla değil, yazılıdan sonra yapacaksanız da kamera kaydı altında sözlüden geçirerek buralara alın ki gençliğimiz, ülkemizin geleceği bir daha bu sıkıntıları yaşamasın. Yoksa, tarih tekerrürden ibarettir; hepimize bu acıları yaşatırsınız diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)