GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 1'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:30
Tarih:06.12.2022

CHP GRUBU ADINA MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yargı maalesef giderek artan bir oranda, bu siyasi iktidar döneminde, iktidarın sopası hâline gelmeye başlamış ve âdeta bir baskı ve tahakküm aracı olmaya başlamıştır. Öyle bir noktaya gelinmiştir ki ucube sistemle birlikte saraydaki zat yüksek yargıyı direkt veya endirekt olarak belirleyerek yargıyı saraya bakar, saraydakinin gözünün içine bakar hâle getirmiştir. Âdeta bugünler Nazi dönemini andırmaktadır. Nazi döneminde de o günkü yargıçlara "Karar vermeden önce 'Führer nasıl karar verirdi?' diye kendinize sorun, ona göre karar verin." denmekteydi, bugün de maalesef aynı noktadayız. (CHP sıralarından alkışlar) Yine yargıçlar, özellikle kritik davalarda "Acaba saray ne istiyor? Acaba sarayın avukatları bu mahkemede müdahil mi? Acaba farklı bir karar verirsem bir yere sürülür müyüm?" diye korku içerisindeler ve maalesef de bundan son derece olumsuz etkileniyoruz ve adalet sistemi çürüme noktasına gelmiş durumda.

Değerli arkadaşlar, çok uzun konuşabiliriz ama çok çarpıcı bir örnekle içinde olduğumuz durumu ifade etmek isterim: Gezi davası. Bakın, 2014 yılında bir dava açıldı ve sanıkların hepsi beraat etti çünkü sanıklar, "sanık" dedikleri insanlar Gezi direnişine katılmışlardı, ifade hürriyetini kullanmışlardı, barışçıl bir gösteri içindelerdi ve Anayasa'mıza göre de barışçıl olmak kaydıyla, şiddet ve cebir içermemek kaydıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak da serbestti -ve biz eğer anayasal devletsek bunların gerçekten de suç olmaması gerekirdi- ve beraat ettiler. Ama, saraydaki korkmuştu bir defa, iktidarının sallanacağını gördü, toplumsal muhalefetin gerektiğinde hangi noktaya gelebileceğini fark etti ve Gezi davasının cezalandırılmasını istedi, ders vermek istedi. "Siz ifade hürriyetini kullanırsanız, benim dediğime karşı çıkarsanız, yan yana gelirseniz, sokakta yürürseniz başınıza her şey gelebilir." demek istedi. 2019'da bir dava daha açıldı ama bu dava da -değerli arkadaşlar biliyorsunuz- beraatle sonuçlandı ama bu işin sonunu bırakmadılar, bir 3'üncü dava oldu, Çarşı davasıyla tekrar birleştirildi, 13. Ağır Ceza Mahkemesine bu dava tekrar denk getirildi ve sonunda hukukun ve vicdanın asla kabul etmeyeceği cezalar verildi.

Bakın, Osman Kavala ağırlaştırılmış müebbet cezasıyla cezalandırıldı. Ona suç aradılar, suç bulmaya çalıştılar; önce, Gezi olaylarını organize etmekten başladılar, sonra baktılar olmuyor "Siyasi ve askerî casusluk yaptı." dediler, baktılar o da olmuyor, sonunda, Hükûmeti ortadan kaldırmaya tam teşebbüsten ceza verildi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararı var, Mahkeme "Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti sözleşmenin 18'inci maddesini çiğniyor, Osman Kavala'yı siyasi amaçlarla tutukluyor, sesini kısmak için hapishanede tutuyor." diyor. Bunu uygulamak yerine, bunun gereğini yapmak yerine maalesef siyasi iktidar, ayak oyunlarıyla, o anda verilen yargı kararlarıyla, hükümlerle, o anda kurulan hükümlerle kararın arkasından dolanmaya çalışıyor ve maalesef şu anda biliyorsunuz Avrupa Konseyinde bizim hakkımızda ihlal prosedürü başlamış durumda.

Değerli arkadaşlar, bununla bitmiyor, bu kararı veren 13. Ağır Ceza Mahkemesine bakıyorsunuz, yargıçlardan birisi, Murat Bircan isimli yargıç 2018'de AKP'den milletvekili adayı olmuş. İşte, bunun için anlatıyorum. İşte Sayın Bakan, siz övünüyorsunuz ya "Ben, on binlerce hâkimi görevden aldım, FETÖ'yle mücadele ettim." Onların hepsinin atanma kararının altında ya sizin ya sizden bir önceki Bakanın ve Cumhurbaşkanının imzaları var. Siz aldınız o FETÖ'cüleri yargıya. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Ve sonra o FETÖ'cüleri yargıdan attık diye övünüyorsunuz bir marifetmiş gibi ama yerine AKP ilçe başkanlarını alıyorsunuz, AKP milletvekili adaylarını alıyorsunuz ve böyle kararlar verdiriyorsunuz.

Bitiyor mu? Bitmiyor. 13. Ağır Ceza Mahkemesinin tutuklama kararına itirazı nereye yapacaksınız? 14. Ağır Ceza Mahkemesine. Kim var orada? Akın Gürlek var. Akın Gürlek kim? Şu anda Bakan Yardımcısı olarak ödüllendirilmiş Akın Gürlek... (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

MURAT EMİR (Devamla) - ...bakın, Demirtaş davasında, Kaftancıoğlu davasında, Çağdaş Hukukçular Derneği davasında hüküm kurmuş ve ceza vermiş bir hâkim ve Enis Berberoğlu davasında Anayasa Mahkemesi kararına uymamış bir hâkim. Siz, Anayasa Mahkemesi kararına uymamış bir hâkimi Bakan Yardımcısı yapıyorsunuz, ödüllendiriyorsunuz, şimdi birazdan gelip anayasal devletten bahsedeceksiniz, Anayasa'dan bahsedeceksiniz. Bu, sizin içinize siniyor mu? Buna kim inanacak? Bu 84 milyon, bu kadar yalanı duymak zorunda mı? (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, isimlerini saymak istiyorum: Bakın, Çiğdem Mater... Çiğdem Mater, Almanya'dan geldi; suçsuz olduğunu biliyor, yargılanmış, beraat etmiş "Yargılayın beni." diyor, "Kaçabilir." şüphesiyle tutukluyorsunuz ve on sekiz yıl ağır cezaya çarptırıyorsunuz. Siz böyle bir iktidarsınız. Mücella Yapıcı "Kaç kez daha beraat edeceğim ya?" diyor, soruyor: "Kaç defa?" Çünkü beraat etmiş. Bakın, 13. Ağır Ceza Mahkemesinde şerh koyan hâkim...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Emir.

MURAT EMİR (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP sıralarından "Devam, devam" sesleri)

Devam edeceğiz arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)