| Konu: | 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 5'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 34 |
| Tarih: | 10.12.2022 |
CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Hiç şüphesiz, hiç şüphesiz hakareti kimse sevmez ama hakaret eden ettiğini, söylediğini duyar değerli arkadaşlar; durum bundan ibarettir. (CHP sıralarından alkışlar)
Devlet ile hükûmet Türkiye'de karıştırılıyor. Devlet hepimizin; devlet Sayın Bakan değil, Sayın Erdoğan değil, devlet 85 milyonun devleti, bin yıllık bir devlet. Hükûmetler, geçici süreyle devleti sevk ve idare etmek için milletin oyuyla göreve getirilmiş ve Meclisin -güya- denetimine açık organlardır ama Türkiye'de bu Hükûmetin kendini devlet zanneden bir anlayışı ve yaklaşımı var maalesef; gerilimin kaynağı da tam da bu anlayıştır.
Devlet kusur işlemez değerli milletvekilleri. Kusur vardır, devletten vatandaşa yönelik kusurlar vardır, temel haklar ve özgürlükler noktasında vardır ama bu, devlete mal edilemez; herkesin de bunu böyle bilmesi lazım. Ve kuvvetler ayrılığı çalışmazsa hükûmet, hükûmetler bir kusur makinesine dönüşebilir; söylediğimiz budur. Yargı bağımsız ve tarafsız değilse, yasamanın üstünde bir vesayet varsa ve hükûmeti denetleyemiyorsa yürütme freni boşalmış kamyona benzer, önüne geleni ezer, siler süpürür; yaşadığımız durum tam da budur. (CHP sıralarından alkışlar)
Kuvvetler ayrılığının özellikle 2018'den sonra yok edilmesi devleti üç ziynetinden mahrum etti; adalet, ahlak, liyakat. Yaşadığımız sorun budur. Kadim devletimizin -maalesef- adalet, ahlak ve liyakatten mahrum kalması şu an Türkiye'nin en temel sorunudur. Yüzlerce örnek mümkündür. Mesela, birim fiyatı 7 lira olan kablo borusu için yandaşa 2 bin lira verirseniz bu, ahlaksızlıktır. (CHP sıralarından alkışlar) Darphanenin ihaleyle 185 milyon liraya yaptırdığı işi yandaşa 400 milyona verip ama işi alan da işi gene eski 185 milyon liraya yapana verip 215 milyonu cebine koyuyor ve yüce Meclis de bunu seyrediyorsa bu, devletin içine düştüğü gayriahlaki bir durumdur. (CHP sıralarından alkışlar) Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adaylığı Yazılı Sınavı'nda Türkiye 2'ncisi olan bir çocuğumuzu mülakatta eliyorsanız bunun adı adaletsizliktir. (CHP sıralarından alkışlar) Sezgin Baran Korkmaz'ı ve Zindaşti'yi devlet operasyonuyla yurt dışına kaçırıp 3 bilirkişi raporuna rağmen Yalova Belediye Başkanını göreve iade etmiyorsanız bunun adı da adaletsizliktir. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu yaparken Uludere ve Hilal Belediye Başkanları zimmet ve rüşvetle ilgili, ihaleye fesat karıştırmakla ilgili ceza almış, cezayı veren mahkeme İçişleri Bakanlığına yazı yazmış, "Bunların görevden uzaklaştırılması lazım." demiş ve siz buna rağmen görevden almamış, üstelik makamınızda onları ağırlayıp çay içirmişseniz bunun adı da adaletsizliktir. (CHP sıralarından alkışlar)
Liyakati atlamayalım. İki ay oldu olmadı, Sayın Bakan da oradaydı, 42 canımızın orada yok yere feda edilmesi, şehit olmaları devletin içine düştüğü liyakatsizlik girdabının en somut, en acı olayıdır. (CHP sıralarından alkışlar) Kamu Personeli Seçme Sınavı'nda matematikte Türkiye 2'ncisini mülakatta elemek ama AK PARTİ il, ilçe yönetim kurulu üyelerini hâkim, savcı sınavlarında, mülakatlarında çok seri bir şekilde göreve başlatmanın adı da ahlaksızlıktır. (CHP sıralarından alkışlar)
Hükûmetin bakanlarının bunu yaparken, bu olaylar olurken yani devlet adaletten, ahlaktan ve liyakatten yoksunken kutsal değerleri, yüce devletimizi, şanlı bayrağımızı kendi kusur ve günahlarını örtmek için kalkan yapmaları da içine düştükleri aczin en somut ifadesidir. (CHP sıralarından alkışlar)
Gelelim esasa. Biz konuşacağız, biz seyredemeyiz. Biz buraya yürütmeyi denetlemeye geldik, biz buraya Türkiye'de yetim hakkını muhafazaya geldik, biz buraya devletin şan ve şerefini yüceltmeye geldik. Hükûmet Türkiye'ye sorgusuz sualsiz, vergi incelemesinden muaf, konusu suç olabilecek, kaynağı belirsiz yani kara para getiriyor cari açığı minimize ediyor dedik. Söylediğimiz bu. Peki, ne oldu? Ne oldu arkadaşlar? Söyleyeyim ben: Bu sözü Hükûmet üstüne almadı ama Türkiye'ye varlık barışıyla gelmiş bir 82 milyar dolar var son on yılda ve...
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Gelsin, ne mahzuru var?
ENGİN ALTAY (Devamla) - Gelsin. Peki, bu parayı soruşturmanın, incelemenin, vergi incelemesi yapmanın ne mahzuru var? "Bu para hakkında vergi incelemesi yapılamaz." diye kanuna siz el kaldırdınız, bu grup kaldırmadı. (CHP sıralarından alkışlar)
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - MASAK yapıyor.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Biz Hükûmete diyoruz ki: "Cari açığı, konusu suç olan parayla kapatıyorsun." Beyler diyor ki: "Muhalefet kahraman polisimizi ve jandarmamızı kara para ve uyuşturucu parasıyla cari açığı kapatmakla suçladı."
SALİH CORA (Trabzon) - Tamda öyle dedi.
RECEP ÖZEL (Isparta) - Aynen öyle dedi Genel Başkanınız ya.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Aynen öyle dedi.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Eyvah! Eyvah! Eyvah! Bu, tükenmişliğin, bu aczin, çürümenin ve pişkinliğin pik yaptığı noktadır, maalesef durum bu. (CHP sıralarından alkışlar)
BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - Genel Başkanınızı iyi dinlemiyorsunuz ki, aynen öyle söyledi.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Ya, polis cari açık kapatmaz.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - İftira attı.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Polis suçla, suçluyla mücadele eder, zaten işini yapıyor; siz elini kolunu bağlamazsanız daha iyi yapacak. (CHP sıralarından alkışlar)
RECEP ÖZEL (Isparta) - Kim bağlıyor elini kolunu ya!
BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - Genel Başkanın yalan söylüyor.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Bu arada, devletin mahrum olduğu liyakate bir örnek daha vereyim: Emirle, talimatla, muhalefet ile iktidar arasındaki tartışmaya taraf olup ana muhalefet partisi Genel Başkanına "Twitter"dan laf yetiştiren, suç duyurularında bulunan, yüksek güvenlik bürokratlarının durumunu da liyakatsizliğin ve edep dışılığın, çürümüşlüğün somut örneği olarak açıklamak mümkündür. (CHP sıralarından alkışlar)
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU - Sen herkesi suçla...
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Kapa çeneni!
ENGİN ALTAY (Devamla) - Üstelik, Sayın Genel Başkanımız diyor ki, namuslu polislerden bahsediyor, Genel Müdür niye üstüne alınıyor bilmem.
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU - Sahte evlilik yaptın, sahte, sahte evlilik yaptın sen.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Ne bağırıyorsun, konuşma! (CHP sıralarından ayağa kalkmalar, gürültüler)
ENGİN ALTAY (Devamla) - Allah belanı versin! Allah belanı versin senin!
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU - Allah senin belanı versin!
(AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar, gürültüler)
BAŞKAN - Sayın Bakan...
Sayın milletvekilleri, oturun yerinize lütfen. Sayın Bakan...
ENGİN ALTAY (Devamla) - Açarsın, evraklar sende.
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU - Sen sahte evlilik yaptın, sahte. Bana yalvardın "Süleyman Soylu beni kurtar." diye.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Sana yalvaran da şerefsizdir.
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU - Sahte evlilik yaptın, sahte. O dediğin sensin! (CHP sıralarından ayağa kalkmalar, gürültüler)
BAŞKAN - Sayın Bakanım... Sayın Bakan... (CHP sıralarından ayağa kalkmalar, gürültüler)
Arkadaşlar, herkes yerine otursun.
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU - Sen sahte evlilik yaptın, sahte.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Terbiyesizlik yapma! Ya, sen alçaksın! Sen Alçaksın! Çok mu Acıttı!
(CHP sıralarından ayağa kalkmalar, gürültüler)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, herkes yerine otursun!
Sayın Bakan, rica ediyorum sizden de, biraz sakin...
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU - Sen sahte evlilik yaptın, sahte!
BAŞKAN - Sayın Bakan, size de söz vereceğim.
(CHP sıralarından ayağa kalkmalar, gürültüler)
BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen oturun, herkes yerine otursun.
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU - Açıklasana, açıklasana!
ENGİN ALTAY (Devamla) - Neyi açıklayayım?
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU - Sahte evlilik yaptın.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Anlatayım. "Açıkla." dedi.
(CHP sıralarından ayağa kalkmalar, gürültüler)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, herkes yerine otursun, lütfen. Arkadaşlar, lütfen siz de yerinize oturun.
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - İçişleri Bakanı Meclisi tahrik ederek kavga çıkarmak istiyor! Ona karşı herkesin tedbir alması lazım! Yaptığı şey tahriktir! Provoke ediyor! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
ENGİN ALTAY (Devamla) - Süre Başkan?
(CHP sıralarından ayağa kalkmalar, gürültüler)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen yerinize oturun.
(CHP sıralarından ayağa kalkmalar, "Atanmışı uyar, atanmışı." sesi)
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Provoke ediyor!
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...
Sayın Altay, buyurun, devam edin siz.
Arkadaşlar, herkes yerine otursun.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Beş dakika ek süre rica ediyorum.
BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - Sesini çıkarmasın, kışkırtın, sesini çıkarmasın!
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Provoke! Provokatör!
(AK PARTİ ve CHP sıralarından ayağa kalkmalar)
BAŞKAN - Sayın Özboyacı... Lütfen herkes yerine.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Yani tutanaklara geçti, Sayın Bakan o kadar büyük bir acz içindeki.
PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Balıkesir) - Acz içinde olan sensin.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Arkadaşlar, bunu söylerken eşimden özür diliyorum. Sayın Bakan benim sahte evlilik yaptığımı söyledi, pes ya! (CHP sıralarından "Yazıklar olsun!" ve "Yuh!" sesleri)
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Yazıklar olsun! Yuh! Yazıklar olsun!
SEYİT TORUN (Ordu) - Bakanlığı yerlere düşürdün yerlere! Yerlere düşürdün Bakanlığı!
ENGİN ALTAY (Devamla) - Sen, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sistemine girersin, benim eşimin hem kanun önünde hem Allah huzurunda benim helalim olduğunu bilirsin. Ve bunu söylemekle de çukurun çukuruna düştüğünü de bilmeni istiyorum. Ayıp ya! (CHP sıralarından alkışlar)
Hikâye şudur: Normal resmî nikâh memurlarıyla bir nikâh yapıldı, üç dört gün sonra arkadaşlarla bir yemek yedik. O zaman eşimle -beyefendinin görevden aldığı Ataşehir Belediye Başkanı da orada- bir fotoğraf seremonisi yaptık, beyefendi bu nikahı sahte saydı, olay bu.
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU - Öyle değil, öyle değil. (CHP sıralarından "Yuh!" sesleri, gürültüler)
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Lan konuşma!
AYDIN ÖZER (Antalya) - Sana yazıklar olsun, yazıklar olsun!
ENGİN ALTAY (Devamla) - Öyle, öyle; tam olarak öyle. Geç o işleri.
AYDIN ÖZER (Antalya) - Sana yazıklar olsun!
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Yuh! Hakikaten yuh!
(CHP sıralarından gürültüler)
ENGİN ALTAY (Devamla) - Şimdi, sana...
(CHP sıralarından "Yuh!" sesleri, gürültüler)
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - O elini indir!
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Grup Başkan Vekili kürsüde.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Ben konuşamadım, biraz süre verirsiniz.
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Sana niye "Suç işleri bakanı" diyoruz? Hiçbirimiz, hiçbir Cumhuriyet Halk Partili suç işleri bakanlığı demedi, demeyiz. Demin söyledim, "Devlet başka, hükûmet başka." Niye sana "Suç işleri bakanı" diyoruz? Mesela, Türk Ceza Kanunu'nun 106'ncı maddesi neyi düzenliyor?
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Tehdit.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Evet, tehdit, hukukçular bilir.
Siyasetçileri tehdit ettin, sanatçıları ettin, meslek odalarını ettin, gazetecileri ettin. (AK PARTİ sıralarından "Genel Başkanın da yaptı." sesleri, CHP sıralarından gürültüler)
ÇİĞDEM ERDOĞAN ATABEK (Sakarya) - Siz etmediniz mi? Öğretmenleri tehdit...
ENGİN ALTAY (Devamla) - Bu açık bir suç, çok açık bir suç. Başka bir örnek vereyim: Türk Ceza Kanunu madde 107, şantaj. (AK PARTİ sıralarından "Sayın Kılıçdaroğlu da yaptı aynısını." sesi) Bak, bak, bu şantaj bana değil, CHP'ye değil.
BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - Sen git kendi Başkanına söyle, hadi.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Türk Ceza Kanunu 107 suçunu kime karşı işledi biliyor musunuz bizim CHP'li milletvekilleri? Söyleyeyim. Her ay düzenli 10 bin dolar mafyadan para alan bir siyasetçi var. (CHP sıralarından "Kim?" sesleri) Demeyin, demeyin, durun. Aslında bu şantaj direkt -size değil, size değil- Recep Tayyip Erdoğan'adır, direkt onadır, direkt onadır. (CHP sıralarından alkışlar) Ve suç bitmiyor, Türk Ceza Kanunu 267, iftira. İftira, Beyefendide o sicil de var.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sabahtan akşama kadar yapıyor onu.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Siz yapıyorsunuz onu.
ENGİN ALTAY (Devamla) - İçişleri Bakanısınız, güvenlik soruşturmalarını, arşiv araştırmalarını siz yapıyorsunuz, sabıka kaydını da Adalet Bakanlığı veriyor. "İstanbul Büyükşehir Belediyesinde 557 tane terörist var." dedi. Nerede? Bir tane cezaevinde terörist yok, bir tane ceza almış terörist ben bilmiyorum. Bunun adı iftira değil de nedir arkadaşlar? (CHP sıralarından alkışlar) İftiradır.
Bir suç daha söyleyeyim, 13 tane suç var TCK'de bağlantılı böyle: Görevi kötüye kullanma, Türk Ceza Kanunu 257. Basit, en basitini vereceğim, çok var da. Polis Bandosuna AK PARTİ seçim şarkısı çaldırmak görevi kötüye kullanmanın en tipik örneğidir. Bir tane daha vereyim. Ekrem İmamoğlu'nun nerede, kiminle yemek yediğini takip edip MOBESE kayıtlarından servis etmek de bu suça girer. Ekrem'in nerede yemek yediğini takip ediyorsun da, ya Türkiye mafya liderlerinin cennetine döndü geçen sene bütçeyi görüştüğümüz günden bugüne kadar, dünyanın bütün mafya liderleri İstanbul'da birbirlerine kurşun sıkıyor, bunları takip etsen daha hayırlı bir iş yapmış olmaz mısın? (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Başkanım, 3 dakikam gitti.
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Beş dakikasını yediler.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Türk Ceza Kanunu'nun 279'u var mesela, kamu görevlisinin suçu bildirmemesi. Var işte. Mafyaya 10 bin dolar Tayyip Bey'e bir şantaj ama bu suçu bir kamu görevlisi de sayılan Sayın Bakanın savcıya bildirmemesi de ayrıca Türk Ceza Kanunu'na göre bir suç değil mi? (CHP sıralarından alkışlar)
Juan Vukotic'ten başlıyor resmî belgeler, burada, bu sayfada 15 tane yabancı uyruklu mafya lideri var, bu sayfada 20 tane var -isimleriyle zaman almak istemiyorum- bu sayfada 8 tane var. Bunların hepsi Türkiye'ye girmiş. E tabii, paraları girince, sonra malları giriyor, sonra kendileri geliyor ve bunların...
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU - Ne oldu sonra?
ENGİN ALTAY (Devamla) - Yakaladığın var, yakalamadığın var. Sınırları kevgire döndürmeseydin hiçbiri Türkiye'ye giremezdi. Bu da bir görev kusurudur. (CHP sıralarından alkışlar)
Bataklık Operasyonu, çok övündüler "tarihin en büyük uyuşturucu operesyonu" diye. Burada dört yüz elli yıl ceza, bin dört yüz yetmiş yıl ceza meza... Ya, bu kadar büyük bir operasyonda bir kişi cezaevinde olmaz mı be kardeşim? Nerede bunlar? (CHP sıralarından alkışlar) Torbacıları yakaladın, yakala; torbacıları herkes yakalar, sana gerek yok. Gencecik, genç kardeşlerimiz var, yeni bekçi oldular -Allah ayaklarına taş değdirmesin- torbacıları onlar da yakalar. Senin görevin, baronları yakalamak, bunları yakalayacaksın.
Emniyet Genel Müdürlüğü basın açıklaması yapıyor.
BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - Bakan Bey Adalet Bakanı mı?
ENGİN ALTAY (Devamla) - Şunlara bak, şunlara bak. Suç duyurusunda bulunuyor.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Nereye varacaksın oradan?
ENGİN ALTAY (Devamla) - Nereye varacağım? Sonuç, bir sürü suç unsuru saydım size ama...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Toparlayamadın ama.
RECEP ÖZEL (Isparta) - Dağıttı, dağıttı.
BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - Bakan Bey yargı mensubu mu?
ENGİN ALTAY (Devamla) - Ben bilmem, bir de...
BAŞKAN - Sayın Altay, süreniz tamamlandı.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Son, son olsun.
BAŞKAN - Sayın Altay, bir kez daha, bir dakika olarak açacağım.
Sözlerinizi tamamlayın.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Teşekkür ederim.
Bir de şunu merak ediyorum: Birleşik Arap Emirlikleri'ne gittiniz, gidebilirsiniz. Güvenlikle ilgili uluslararası ilişkiler, iş birlikleri olabilir ama merak ediyoruz niye gittiniz? Ne zaman, hangi uçakla gittiniz? Giderken uçağınızda kaç kişi vardı, gelirken kaç kişiyle döndünüz? Bunu da merak ediyoruz ve millet adına sormak da bizim en temel görevimizdir diyorum.
YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) - Kılıçdaroğlu'na sor...
ENGİN ALTAY (Devamla) - Gelinen noktada, siyaset münakaşa, müzakere işidir. Elbette tartışırız ama siyaseti bu kadar germekten sizin muradınız geçmişte Tayyip Bey'e onca ettiğiniz hakareti örtbas etmektir. Onu da son turda size cevaben söyleyeceğim.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)