GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:39
Tarih:15.12.2022

CHP GRUBU ADINA VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

14 Aralık tarihi yeni bir vesayet odağının, yeni bir darbe girişiminin adıdır. 14 Aralık darbe girişiminin sahibi saray vesayetidir. Kendisi geçmişte gücünü millî iradeden alan bir siyasetçinin geldiği son nokta millî iradeyi hiçe sayması ve 16 milyon İstanbullunun iradesine açık bir darbe yapmasıdır. (CHP sıralarından alkışlar) Bu kararı alanlar, talimatı verenler, -açıkça söyleyelim- destekleyenler, mazeret üretenler, başta Mecliste olmak üzere, onlar da darbecidir.

Değerli arkadaşlar, darbe saraydan talimat alan yargıçların eliyle de yapılır. Ha Türk Silahlı Kuvvetlerine talimat vermişsin, uçakları uçurmuşsun, tankları yürütmüşsün ha da talimat verip "ahmak" lafına hapis cezası, siyasi yasak getirmişsin, ikisi arasında hiçbir fark yok. Tanklar halkın bedenini ezer, bu yaptığınız halk iradesini, halk kararını, halk vicdanını ezmesidir. (CHP sıralarından "Bravo!" sesleri, alkışlar) Demokrasilerde halkın bedenlerinin ezilmesi ile tercihlerin ezilmesi arasında hiçbir fark yoktur. Siz, dün akşam 16 milyon İstanbullunun bedeninin, kalbinin, kararının, iradesinin üzerinden geçtiniz. Bu darbeyi yapanlar "Oyunuzu Sisi'ye mi, İmamoğlu'na mı vereceksiniz?" diyenlerdir. Bu arada hatırlatmak isterim Sayın Doğan Kubat, rabia gitti, rabia gitti. (CHP sıralarından "Bravo!" sesleri, alkışlar) Şimdi ne oluyor? Sisi'yle el sıkışmayı diplomatik zafer olarak gösteren bir siyasi manipülasyon ustası, bir siyasetçiyle karşı karşıyayız.

Değerli arkadaşlar, buradan açık ve net söyleyelim: Halkın oyuyla 2 defa seçilen Ekrem İmamoğlu'na siyaset yasağını getirenler bugünün Kenan Evrenleridir; bu kadar açık. (CHP sıralarından alkışlar) O da sizsiniz. Bu darbenin emrini veren, kendi kendine okuduğu bir şiir yüzünden siyasi yasak getirildiğini söyleyen ve bunun ekmeğini yirmi beş yıldır yiyen Recep Tayyip Erdoğan'dır. Dünün mağdurları bugün zalim olmuşlardır.

Değerli milletvekilleri, Ekrem İmamoğlu'na niye hapis cezası verildi? YSK'ye hakaret ettiği için. İmamoğlu bu sözü YSK'ye değil Bakana söylediğini söylüyor, YSK üyeleri "Bu sözün muhatabı biz değiliz." diyor ama İmamoğlu'na ceza veriliyor. Değerli arkadaşlar, ben size söyleyeyim, İmamoğlu bunu kime söyledi: Sezgin Baran Korkmaz'ın yurt dışına çıkışıyla ilgili "Devletin en tepesinden en aşağısına kadar bir önemli organizasyon." diyerek kanunlara, Anayasa'ya meydan okuyan, hatta sizin Genel Başkanınıza şantaj yapan kişiye "ahmak" dedi. (CHP sıralarından alkışlar) İmamoğlu, mafya lideri olduğu iddia edilen Sedat Peker'le barışmak için araya gazeteci Özışık'ı sokan kişiye "ahmak" dedi. (CHP sıralarından alkışlar) Milletin vekiline bazen komisyonda, bazen bu kürsüden hakaret edenlere "ahmak" dedi. (CHP sıralarından alkışlar) Hakaret arıyorsak değerli arkadaşlar, bir arşivlere bakalım. Şu sözlere bir bakın: "İsrail dölü", "adiler", "cibilliyetsizler", "zürriyetsiz", "tezek", "mankafa", "şerefsiz" "geri zekâlı", "soysuz" "çakal", "ölü sevici", "çürük", "sürtük." Kim söylemiş? Recep Tayyip Erdoğan. Allah aşkına "ahmak"tan iki yıl yedi ay hapis cezası çıkartanlar, milyonlarca kadına "sürtük", "çürük" diyenlere ne eder, bu "sürtük" ve "çürük" lafının ederi ne? Ya da bir de hakaret edildiği iddia edilen Soylu'ya bakalım, fotoroman Süleyman'a. "Şerefsiz", "onursuz", "tecavüzcü", "namussuz", "alçak", "terörist", "haysiyetsiz." Hatta utanarak söylüyorum, Plan Bütçe Komisyonunda bir arkadaşımızın ölmüş annesine küfretti, kulaklarımızla duyduk. Değerli arkadaşlar, eğer İmamoğlu'na iki yıl yedi ay ceza veriyorsan Soylu'yu ya da Süleyman'ı siyasetten hatta insanlıktan menetmen lazım. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu İstanbul kimyayı bozdu, iki sebebi var. Birincisi: Ne diyordu Erdoğan? "İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder." Genel Başkanımıza söylüyor. Bu sözü şöyle çevirelim: "İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır." İşte sorun burada. İkincisi: Yirmi beş yıldan beri İstanbul'u yönetenlerin arpalıklarının ellerinden gitmesi. Değerli arkadaşlar, buradasınız, muhtemelen burada bulunan birkaç vekil de İstanbul Büyükşehir Belediyesinin tahsis etmiş olduğu araca binmiştir. Liste var, Allah aşkına arkadaşlar, 827 tane araç, 827 tane araca AKP biniyor. Grup başkan vekili var, il başkanı var, il gençlik kolları başkanı var, tam 2,2 milyar yani eski parayla 2,2 trilyon acaba kimyanızı bu bozmuş olmasın?

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Katrilyon, katrilyon.

VELİ AĞBABA (Devamla) - 2,2 katrilyon. Bravo Burcu.

Arkadaşlar, başka? Tirajı olmayan lağım medyasına, haram medyasına kesilen ilanlar bitti değerli arkadaşlar.

Bir başka şey değerli arkadaşlar, buradalar mı bilmiyorum, ben bu kürsüye geldim söyledim. Burada "AKP'li bir kadın kolları başkanı, bir eski bakan, bir milletvekili burs değil, servet almış." dedim, kanıtlarıyla sundum. 7,7 milyon TL ne kadar yapar bugünkü parayla? 7 trilyon. Kabul ettiler ama ne yaptılar biliyor musunuz? Ravza Kavakcı, ismini de söyleyeyim, belki sataşmadan söz alır; benim hakkımda tam 400 bin liralık dava açtı, 400 bin lira. 7 milyon yetmedi, bir de 400 bin liralık dava açtı. (CHP sıralarından alkışlar) Ona da söylüyorum: Zehir olsun, zıkkım olsun. İstanbul'un nimetlerini, fakir fukaranın hakkını yiyenlere zehir olsun, zıkkım olsun, haram olsun. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, değerli arkadaşlar, diyorlar ya AKP milletvekilleri: "Yargı bağımsız." Yesinler sizin bağımsız yargınızı(!) Hele bir de Adalet Bakanı var, diyor ki: "Yargıya intikal etmiş konularda konuşmam." Kim? Bozdağ. Ya, Sezen Aksu'yla ilgili konuşup talimatı veren sensin. Sedef Kabaş'la ilgili konuşup talimatı veren sensin. Gülşen'le ilgili konuşup tutuklama talimatını veren sensin ama 6 yaşındaki iğrenç istismarda susan yine sensin. Konuşması gereken yerde susan, susması gereken yerde konuşan Adalet Bakanı. Vallahi billahi, FETÖ'den beter bir yargı düzeyiyle karşı karşıyayız.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Susmadı ki.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Biliyoruz ki İmamoğlu ne ilk ne son, Ergenekon'u hatırlayın, diğer davaları hatırlayın, Gezi'yi hatırlayın. Maalesef, yargı talimatla hareket ediyor.

Değerli arkadaşlar, FETÖ'nün size yaptıklarını yapıyorsunuz, FETÖ'yle birlikte bize geçmişte yaptıklarınızı yapıyorsunuz, yetmiyor bir de üzerine koyuyorsunuz. Belediye başkanlarına kayyum atıyorsunuz, siyaset yasağı koyuyorsunuz. Hakaret olup olmadığı Yargıtayda bile tartışmalı olan bir konuda İstanbul Belediye Başkanını cezalandırıyorsunuz. AİHM kararlarını uygulamıyorsunuz. Dün mazlum edebiyatı yapıyordunuz, bugün zalimliğin âlâsını yapıyorsunuz. 6 Mayıs darbe girişimi sonrası 23 Haziranda İstanbullunun tokadını yediniz, şimdi, tüm Türkiye'nin tokadını yiyeceksiniz değerli arkadaşlar, buna hiç kuşku duymuyoruz.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın, bu karar, elbise kılıfıyla, ayakkabı kutusuyla para alan, rüşvet aldığı kameralarına yansıyan bakana uygulanmıyor, o ne oluyor? Büyükelçi oluyor. Ya da saat alan bakanlara uygulanmıyor, açıkça, Rıza Sarraf gibi bir ahlaksıza teslim olan siyasetçilere uygulanmıyor, kime uygulanıyor? İmamoğlu'na uygulanıyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, her şey açık seçik. Siyaset yasağı, bu memleketin Türk Bayrağı'nı, millî değerlerini kendi pisliklerini örtmek için kullanılan Rıza Sarraf'a ödül veren AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısına laf söylenmiyor "ahmak" diyenlere uygulanıyor. Yazıklar olsun sizin yargı düzeninize! (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bakın, trollere sorsan mağdur Recep Tayyip Erdoğan. O, her şeyde mağdur, Birinci Dünya Savaşı'nda mağdur olan o, İkinci Dünya Savaşı'nda mağdur olan o, hatta Beyazıt'ın Timur'a esir düştüğü savaşta, Ankara Savaşı'nda mağdur olan yine o! (CHP sıralarından alkışlar) Başka? Bir de Kore'de mağdur olan da o, mağdur. Şimdi, derse ki yarın... Yarın ölçer, kamuoyu tepkisi de anormal, herkes -hukuku bilen değil Doğan Kubat- vicdanı olan herkes buna karşı, anketlerde düşüyorsa çıkar der ki: Bu kararı ben kabul etmiyorum. Der mi? Der. Örnekleri var mı? Var. Ancak buradan söyleyeyim: O mağdur değil, bu işin failidir, failidir, failidir. (CHP sıralarından alkışlar)

Arkadaşlar, örnek çok, bakın, biri iki örnekle sözlerimi tamamlayayım. Sezen Aksu söz söylediğinde "Dilini keserler." diyen de o "Ben o sözü Sezen Aksu'ya söylemedim." diyen de o. Başka?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Dolmabahçe masasını kuran, Dolmabahçe masasında kimin nereye oturacağına karar veren de o, oylar düşünce "Dolmabahçe masası olur mu?" diyen de o. (CHP sıralarından alkışlar) Ya, bu Bakanların -ne bileyim- Efkan Ala, Mahir Ünal, Yalçın Akdoğan, senden habersiz tuvalete gider mi, gider mi? (CHP sıralarından "Gitmez" sesleri) Gitmez. Ya da burada ne diyordu -hepiniz böyle böyle yapıyordunuz; gitti rabia, gitti rabia- ne diyordunuz? "Rabia" diyorlardı "Mursi... Mursi... Mursi..." diyorlardı. Ne oldu? Mursi gitti, Sisi geldi. Daha önce söylemiştim, yakında "Biz bunu Mursi'yi, desteklemek için değil 'Sisi, sen dört dörtlük adamsın.' demek için yaptık." derse şaşmayın. (CHP sıralarından alkışlar) Bu işin faili de o. Göreceksiniz, İstanbul'da tokadı yediniz, Türkiye'de de tokadı yiyeceksiniz. Kim halkın iradesine karşı gelmişse tarihte görülmüştür ki o yok olmuştur, siz de yok olacaksınız. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)