| Konu: | 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 39 |
| Tarih: | 15.12.2022 |
CHP GRUBU ADINA ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, çatışma sonucu hayatını kaybeden, şehit düşen Bursa Mudanya'dan Üsteğmen Tunahan Yavuz'a rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.
Değerli arkadaşlar, aslında İstanbul örneği elbette önemli ama her gün bu ülkede hukuksuzluklar var, her gün adaletsizlik var. Artık, saray odaklı açık faşizmin yaşandığı koşulları yaşıyoruz, ortada açık bir faşizm var. Her türlü baskı, her türlü zulüm toplumun üzerine ağır bir baskıyla devam etmekte ve yürümekte. Bunun adı çok net, çok açık. Şunu söylemek lazım: Bütün o baskılara karşı bizler mücadelemizi sürdüreceğiz çünkü biliyoruz ki ferman padişahınsa bu topraklar, bu ülke bizim ve bu ülkenin halkları, bu ülkenin demokratları, aydınları, bu düzenden mağdur olan bütün herkes yan yana gelecek, gücünü ortaya koyacak ve faşizm yıkılacak; onun yerine demokrasi, özgürlük, adalet, eşit yurttaşlık gelecek. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekili arkadaşlarım, çok önemli bir süreçten geçiyoruz. Bugün TÜİK açıkladı, her gün süt üretimi azalmakta, hem de hızlı bir şekilde yani gıda ülkenin ve dünyanın en önemli konusu. Elbette gıda önemli olunca tarım da önemli ve bu iktidar tarımı büyütmek yerine, tarımda ilerlemek yerine, var olan bütün kaynakları sattı, özelleştirdi, yağmaladı ve bugün de buraya çıkıyor Bakan, pişkin pişkin, TÜİK üzerinden kendi rakamlarını anlatmaya çalışıyor; keşke Bakan burada olsaydı ama mutlaka dinleyecektir. Onun güzellemelerine karşılık halkın, çiftçinin, toplumun gerçek rakamlarını bir bir paylaşalım, bakın, diyor ki Bakan: "Biz çiftçiyi desteklemek için desteklemeleri 20 kat artırdık." 2002'de 2 milyon 680 bin olan çiftçi sayısı bugün 2 milyona düştü. Borcu 275,5 milyar, sadece bankalara; Tarım Krediye yok, bayilere yem borcu yok, gübre borcu yok, mazot borcu yok, ekipman borcu yok, enerji borcu yok, su borcu yok, işçilik borcu yok, tarım ilacı borcu yok; sadece ve sadece bankalara artan borç 113 kat. Onlar ne yapmıştı? 20 kat gibi bir destek vermişlerdi.
Şimdi, tarımsal desteklerin bütçedeki karşılığı olarak gübre üzerindeki etkilerine bakalım. Çok açıktan şunu söyleyelim: Bakın, beğenmedikleri iktidar döneminde yaptıkları desteklemeyle amonyum sülfat -şeker gübre- 2002'de bir yıllık toplam desteklemeyle 10,5 milyon ton amonyum sülfat alıyor; 2022, AKP iktidarının, saray iktidarının yaptığı desteklerle 5,5 milyon ton; desteğin değeri yüzde 50 düşmüş. Yüzde 26 azotlu gübre, 2002'de toplam yapılan desteği oraya yatırdığınızda 9,7 milyon ton, 2022 5,2 milyon ton. Kaç kat? Ne yazık ki buna baktığımızda yüzde 50 aşağıya düşmüş. Üre, 2002'de Hükûmetin yaptığı destekle 7,2 milyon ton alıyorsunuz, 2022'de 2,9 milyon ton. Yine, aynı şekilde, diamonyum fosfat (DAP) en önemli gübre, 2002'de 4,8 milyon ton, 2022'de 2,5 milyon ton. Nereden bakarsanız bakın yüzde 50 azalmış. Bunu söylerken, amonyum sülfat 41 kat, kalsiyum nitrat 39 kat, DAP 40 kat, Üre 51 kat artmış; bakana duyurulur.
Yine, değerli milletvekili arkadaşlarım, tarımsal desteklemelerdeki alınan mazot... Çok yakın tarih, 2021 yılı arkadaşlar, ödenen destek 24 milyar, tümünü mazota yatırsak 3,2 milyar litre mazot alıyoruz, çiftçinin tüm mazot ihtiyacını karşılıyor. 2022, aradan bir yıl geçmiyor bile, alınan mazot miktarı 1,8 milyar, kayıp 1,4 milyar; yüzde 45, ödenecek para 39 milyar. Şimdi, gelin, bu iktidarın desteklemeleri artırdığına dair söylediği sözlere inanalım (!) Bir başka örnek, yine mazottan, hani bir başbakan şunu söylemişti: "Mazotun yarısı sizden, yarısı bizden." Bakın, şimdi, mazota ayrılan parayla alınan mazot miktarı: 2018'de 328 milyon litre alınıyor yani destekleme bütçesinden ayrılan parayla; 2019'da 372 milyon litre, 2020'de 478 milyon litre, 2021'de 363 milyon litre, 2022'de 139 milyon litre. Yani bu neye karşılık geliyor biliyor musunuz? O "Yarısı sizden, yarısı bizden." diyen o adama söylenir, 1.000 liralık mazotun 50 lirasını hükûmet vermiş, ne yazık ki 950 lirasını halk cebinden ödemiş. Neye karşılık? Yüzde 5'e karşılık geliyor. Yani nerede yüzde 50, "Yarısı sizden, yarısı bizden?"
Yine başka bir iktidar hikâyesi. Değerli arkadaşlar, her gelen iktidar mensubu şunu söylüyor: Diyor ki: "Biz tarım ve gıdada ithalatçıyız?" Ben soruyorum, fındık daldan kopuyor da çikolata nereden çıkıyor? Fabrikadan değil mi? Peki, buğday tarladan çıkıyor da bisküvi, un nereden çıkıyor? Fabrikadan değil mi? Bakın, çok açık, tarım ve hayvancılıkta, bitkisel üretim ve hayvansal üretimde AKP'nin karnesi, yirmi yılda ithalat tam 141 milyar dolar, ihracat 96 milyar dolar; fark 45 milyar dolar. Çok açık bir netlikle -burada var- bütün rakamları söyleyebilirim. Kaldı ki arkadaşlar, bu rakamların içerisinde 87 milyon ton ithal edilmiş buğday var, 25 milyar dolar ödenmiş. 60 milyar litre mazot var, 40 milyar dolar ödenmiş. 153 milyon ton yem var, 80 milyar dolar ödenmiş ve ne yazık ki 900 bin ton tohum var, 4 milyar dolar ödenmiş. Yani iktidar kendi işine geldiği gibi TÜİK'i de aracı ederek aynı Hitler'in Goebbels'i gibi rakamlarla istediği gibi oynamaya çalışıyor; önce kendileri inanıyor sonra da inanacak birilerini bulmak için çaba sarf ediyorlar.
Yine, değerli arkadaşlar, et ve süt meselesine gelince şunu da söylemek lazım: "Süt-et paritesi" denen bir kavram var. Bakın, değerli arkadaşlar, 2002'de 1 çiftçi 1 litre süt sattığında 1,67 kilogram yem alıyormuş. Ne yazık ki AKP iktidarında son rakam, 2022'de 1 litre süt sattığında 1 kilo bile yem alamıyor. Bu ne demektir biliyor musunuz? Çiftçi sürekli zarar ediyor. Kaldı ki kendi TÜİK'lerinin dün açıkladığı rakamlarla bunu da kabul etmiş durumdalar.
Yine et-yem paritesini söyleyelim. 2002'de 1 kilo et kestiren çiftçi karşılığında 26,1 kilogram yem alıyormuş; 2021'de 14, bugün, 2022'de 16 kilo yem alıyor. Yani değerli arkadaşlar, 1 çiftçi 300 kiloluk 1 danasını sattığında ne yazık ki 10 bin liranın üzerinde şu anda zarar ediyor. O yüzden özellikle buna dikkat çekmek istiyoruz.
Bu söylediklerimizin bütününe baktığımızda karşımıza şöyle bir şey çıkıyor: Türkiye yabancı ülkelere ve yabancı şirketlere muhtaç edilmiştir. Hani bugün Putin'in kapısında yalvararak "Şu hububat koridorunu açalım." anlayışı tam da oradan kaynaklanmaktadır.
HACI TURAN (Ankara) - Ne alakası var ya! Ne alakası var!
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Türkiye'nin ne yazık ki gıda egemenliği, gıda güvenliği, gıda güvencesi yabancı çok uluslu şirketlerin elindedir.
HACI TURAN (Ankara) - Buğday fazlamız var.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bunların da sorumlusu bu iktidardır. Çünkü yaptıkları desteklemelerle çiftçiyi desteklemek yerine yandaş ithalatçı şirketlerini, yandaş gemicikleri olan grupları desteklediler. (CHP sıralarından alkışlar)
HACI TURAN (Ankara) - Buğday fazlalığımız var, yanlış biliyorsun.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Ve bugün geldiğimiz noktada çiftçi borcunu ödeyemez, tarlalarına gidemez durumda, çok net.
HACI TURAN (Ankara) - Tam tersi.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bakın, 2002 yılında tarımsal desteklemelerin merkezî bütçedeki payı 10,2'ydi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bugün geldiğimiz noktada yüzde 5,5 yani yüzde 50 azalmış. İstihdam yüzde 35'ti, 7,5 milyondu, bugün 5 milyon, 2,5 milyon insan çıkmış ve en önemli şey, tarımsal olarak elde edilen gelirin ya da bütçenin içerisindeki tarıma ayrılan payın desteklemelere olan oranı 2002 yılında 1,6; şimdi, tarihin en düşük olduğu dönem yüzde 1,2 ve bu rakamlarla siz tarımı ayağa kaldıracaksınız, öyle mi? Geçen hafta Afyon'daydım, bir çiftçi aynen şöyle söyledi: "2002'de geldiler, dediler ki: 'Sizin dertlerinizi çözeceğiz.'" ama şimdi başımıza dert oldular." Bu kadar açık, bu kadar net, çiftçinin açık bir itirafıdır bu. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Elbette son söz şu: Çiftçimiz hiç merak etmesin, bunların faizcilere, bunların tefecilere, bunların yandaş şirketlere verdikleri garanti paraları biz çiftçimize, çiftçimizin üretimine vereceğiz ve çiftçimizi ayağa kaldıracağız. Çiftçimiz aydınlık, mutlu güzel günler görecek.
Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)