| Konu: | Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 42 |
| Tarih: | 21.12.2022 |
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yakın tarihimizde demokrasimiz açısından 3 temel kırılma yaşadık. Bunlardan biri 15 Temmuz hain darbe girişimi. Bu darbe girişiminin yardımcısı ve yatakçısı AKP iktidarıdır ve suçlusunuz siz. Diğer ikisi de 20 Temmuz olağanüstü hâl darbesi, bir sonraki de 16 Nisan rejim değişikliği darbesidir. Bunlar da darbelerdir arkadaşlar, bunlar da millî iradeye karşı yapılmıştır, anayasal devlete karşı yapılmıştır, temel hak ve özgürlüklere karşı yapılmıştır; bu iki darbe girişiminin de faili sizlersiniz. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Bakın, 20 Temmuzda, zamanın Başbakanı Binali Yıldırım Sayın Genel Başkanımızı arar: "Sayın Genel Başkanım, OHAL'e ihtiyacımız var çünkü darbeyi yapanlarla mücadele etmemiz gerekiyor; suçlularla hızlıca mücadele etmemiz gerekiyor." der. Sayın Genel Başkanımız tarihî bir cevap verir: "Biz darbeye bütün Meclis olarak karşı koyduk, darbecilerle yapacağınız her mücadelede yanınızdayız ama OHAL getirmeyin, Türkiye'nin demokrasisini askıya almayın, temel hak ve özgürlükleri kısıtlamayın." demiştir ve Binali Yıldırım'ın ısrarı üzerine "Birinin de demokrasiden ve adaletten yana olması lazım." diyerek tepkisini koymuştur. (CHP sıralarından alkışlar)
Bizim bu duruşumuz aynen devam ediyor ama siz OHAL'i çok sevdiniz, hâlâ OHAL'le Türkiye'yi yönetmeye çalışıyorsunuz. "Allah'ın lütfu" dediniz 15 Temmuz darbesine ve getirdiğiniz OHAL'le öylesine bir Türkiye yarattınız ki bunun üzerinden 16 Nisanda rejim değişikliği yaptınız. Yine zamanın Başbakanı "Biz OHAL koşullarında Anayasa değiştirtmeyiz." dedi ama OHAL koşullarında yaptınız.
Bununla bitmedi arkadaşlar, OHAL koşullarında -geçen dönemden olan arkadaşlar hatırlayacaktır- on binlerce kamu görevlisinin ismini KHK'lere yazdınız, buradan "kanun" diye geçirdik. Ya, bir kanunda bir kişinin görevden alınması olur mu? Oldu.
Türkiye'de, bakın, öyle bir karanlık dönem yaşandı ki ileride sizin ve sizin çocuklarınızın mahcup olacağı hukuksuzluklar yaşandı. Anayasa Mahkemesi fiilen askıya alındı. Türkiye'de, Anayasa Mahkemesi, sizin KHK'lerinize yeşil ışık yakarak aslında kendisini bir bakıma işlevsiz kıldı ve Türkiye, maalesef, hâlâ aslında fiilen anayasasız bir devlet olarak yönetilmektedir, bunu üzülerek söylüyorum.
Bakınız "Olağanüstü hâli kaldırdık." dediniz ama aslında kaldırmadınız. 2018 yılında 7145 sayılı Yasa'yı getirdiniz; üç yıl artı bir olarak OHAL'le ilgili bütün yetkileri tekrar aldınız. OHAL'de ne yapıyordunuz? İstediğinizi sorgusuz, sualsiz işten çıkarıyordunuz, aynısını hâlâ yapabiliyorsunuz. Kayyum atayabiliyordunuz, hâlâ yapıyorsunuz. Valiler toplantı ve gösteri yürüyüşlerini sınırlıyorlardı, engelliyorlardı. Bakın, sizin yönettiğiniz Türkiye'de iki kişi yan yana gelemiyor, farkında mısınız? Sonra gelip burada demokrasi teraneleri söylüyorsunuz ama bunlara kim inanır? Sizin demokrasiyle, demokratlıkla uzak, yakın hiçbir ilişkiniz yok. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Elitaş burada değil.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Buradayım, burada.
MURAT EMİR (Devamla) - Ha, Sayın Elitaş, şimdi gördüm sizi. Size "Yalan söylüyor." demek bana yakışmaz ama asla doğruyu söylemiyorsunuz. Bakın, diyorlar ki: Olağanüstü Hal Komisyonu kötüydü ya... Evet, kötüydü, berbattı; çok yanlış işler yapıldı Türkiye'de, yüz binlerce insan açlığa, sivil ölüme terk edildi. "E, o zaman biz bunu kaldırıyoruz." Sanki bir demokratik değişim gibi ama söylemediği şey şu: Aslında, o maddenin bir öncesinde, virgülden önce şu yazıyor: "OHAL Komisyonunun iş ve işlemleri" diyor yani OHAL Komisyonunun iş ve işlemleri bu kanunla ilgili bakanlıklara devrediliyor yani siz, ilgili bakanlıklarda yine insanları "Sen şununla iltisaklısın." diye görevden almaya devam edeceksiniz ama bunu söylemiyorsunuz. Efendim, neymiş? OHAL Komisyonu sadece yazışmalara devam edecekmiş(!) Geçin, bırakın o teraneleri, kimse inanmaz bunlara. (CHP sıralarından alkışlar) Siz fiilen olağanüstü hâli sürdürüyorsunuz, olağanüstü hâlin tadına doyamadınız.
Bakın, Türkiye'nin gerçekten demokrasisini kurmadan, Anayasa yargısını sağlamlaştırmadan, demokratik değişimler yapmadan bu yolu yürüme olanağı yok. Anayasa'da açıkça yazmıyor mu, 13'üncü maddesinde? "Temel hak ve özgürlüklerin özüne dahi dokunulamaz." diye. Nerede kaldı çalışma özgürlüğü, nerede kaldı? Bakın, bugün Türkiye'de gözaltı süresi ne kadar, ne kadar? Kanunlarda altı gün. Fiilen ne kadar? On iki gün.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
MURAT EMİR (Devamla) - Nereden alıyor yetkiyi? Sizin fiilen sürdürdüğünüz olağanüstü hâlden alıyor. Yani getirdiğiniz Türkiye, tadına doyamadığınız olağanüstü hâlle birlikte temel hak ve özgürlüklerin bitirildiği, Anayasa'nın fiilen askıya alındığı, Anayasa Mahkemesinin etkisizleştirildiği ve tek adam rejimiyle her şeyin bir kişiye bağlandığı -üzülerek söylüyorum- Meclisin bir ağır vesayet altına alındığı bir rejimdir ama bu rejimi değiştireceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)