GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:43
Tarih:22.12.2022

CHP GRUBU ADINA MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Evet, değerli milletvekilleri; emeklilere intibak yasası, emeklilikte yaşa takılanlar, kamuya atanamayan meslek grupları, yine, kamuda aynı işi yapan taşeronların kangrene dönmüş onlarca sorunu dururken Adalet ve Kalkınma Partisinin getirdiği, Anayasa'ya, Danıştay kararlarına, uluslararası sözleşmelere, ILO Sözleşmesi'ne aykırı bu torba yasayı alelacele, yılbaşına on gün kala görüşüyoruz. Bir sabaha karşı korsan bir önergeyle, 200 milyar borçlanma talebiyle geldi Adalet ve Kalkınma Partisi. Zeytin ağaçlarıyla ilgili 1'inci maddeyi neyse ki geri çektiler.

Değerli milletvekilleri, tabii ki zeytin sadece bir ağaç değildir; her şeyden önce evrensel barışın simgesidir, yetiştiren köylünün geçim kaynağı, meyvesi ve yağına bandığı ekmeğiyle aç kalmadığı, kızlarının, oğullarının geleceği ve üzerinde barınan börtü böceğin, kurdun kuşun yuvası, toprağın koruyucusudur zeytin. Öyle "17.500 ağacı kesip yerine 35 bin ağaç dikeceğiz." diyerek sadece maddi verilerle hafife alınmayacak bir konudur. Yapılan bütün bilimsel çalışmalar, başka bir yere taşındığında zeytinin yüzde 10'unun dahi yaşamadığını göstermektedir. Ayrıca, yüzyılladır burada yaşam süren köylülerin, geçimini bu ortamda sağlayan köylülerin bu ortamlarını yok edip 35 bin ağaç dikince yeniden aynı hâle getirmeniz mümkün değil. Kimse kimseyi kandırmasın. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, tabii, köylü büyüklerimizin kilometrelerce yol katedip -hani "Biz kaldırdık zeytinle ilgili maddeyi." diyorsunuz ama- burada gözyaşlarıyla "Evladımızı alsanız ancak bu kadar üzülürüz." dediği bu fotoğraf da lütfen dikkatlerden kaçmasın. O gözyaşları sizi bir gün boğacak. (CHP sıralarından alkışlar)

Evet, burada yapılacak madencilikle nebati toprağı ortadan kaldırıyorsunuz; doğal ortamı yok edip faunayı, florayı tamamen yok ediyorsunuz; su kaynaklarını ve ovaları besleyen yer altı sularını yok ediyorsunuz. Oluşturduğunuz hafriyatla ortamı bir pasa ve toz yığınına dönüştürüyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, Muğla'da bugüne kadar 8 köy kömür madenleri nedeniyle yok edildi, halkı göç ettirildi, yaklaşık 55 bin dönüm alan maden alanı oldu; bunun yaklaşık 30 bin dönümü orman arazisiydi, kalanı ise nitelikli tarım arazisi ve zeytinlikti. Hadi sizin ağzınızla konuşayım: 2013'te Türkiye Kömür İşletmelerinin Hacettepe Üniversitesine hazırlattığı rapora göre Akbelen Ormanları'nın yok edilmesi durumunda Bodrum'a su kaynağı taşıyan, yer altı sularını besleyen havzaların yok edileceği ve dolayısıyla 5 milyar dolarlık turizm geliri olan Bodrum turizminin yok olacağı ifade ediliyor. Peki, Yeniköy Kemerköy'deki termik santralin geliri kadar? 200 milyon lira. Arkadaşlar, insanlar beton yığınını ya da pasa atıklarını görmek için değil, yeşili ve doğasını görmek için geliyor o bölgeye, bunun için geliyorlar. Dolayısıyla maddi olarak bakıldığında bile rantabl olmayan bu konudan tamamen vazgeçilmesi gereklidir, buzdolabına konulması değil arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Evet, maddeyi şimdilik geri çektiniz ama öyle maddeler var ki bu torba yasa içinde "Kamuoyunun daha fazla tepkisi olmadan, aman, en azından kalanları çıkaralım." anlayışı içerisinde çektiğiniz kuşkusu hepimizde uyanmıyor değil. Çünkü öyle maddelerle geldiniz ki... Ne yazık ki Adalet ve Kalkınma Partisi yirmi yıllık sürecinde tüm değerleri, cumhuriyetin bütün değerlerini hedef alıyor arkadaşlar. 2002 yılından bugüne kadar tam 275 özelleştirme yapmış Adalet ve Kalkınma Partisi. AKP, iktidara gelir gelmez, icraatlarına halkın zenginliklerini satarak başlarken kurulan ilk Hükûmetin Maliye Bakanının "Ne ülkeymiş ya, sat sat bitmedi." sözü hâlâ kulaklardan silinmedi. Aradan geçen yıllara rağmen, gerçekten, arkadaşlar, sata sata cumhuriyetin değerlerini bitiremediniz. (CHP sıralarından alkışlar) Her seferinde yerlilik ve millîlik edebiyatı yapanların Anayasa Mahkemesinin iptal kararına rağmen rekabet kurallarını yok sayan ve ihaleye çıkılmadan çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğini ipotek altına alan yaklaşımının hesabını yüce milletimiz elbette sandıkta sizden soracaktır arkadaşlar.

Evet, yine 7, 8 ve 9'uncu maddelere baktığımızda, enerji piyasasında "toplayıcı" ve "toplayıcılık" kavramlarını ve bir nevi aracı kurumu tanımlıyorsunuz. Bu aracı kurumun, zaten kangrene dönmüş olan ve neredeyse mikro ölçekte parçalanmış olan enerji piyasasının sorunlarını daha da arttıracağı açıktır.

Değerli arkadaşlar, milyonlarca insan KHK'ler nedeniyle mağduriyetler yaşadı ve hâlâ yaşıyorlar. Hayatlarını kaybeden, aileleri dağılan ve görevlerinden uzaklaştırılan binlerce kamu görevlisi var; pasaportları iptal edildi veya tahdit konuldu. Yetmedi, suçun şahsiliği ilkesi yok sayılarak kendilerinin dışında, ailelerinin, yurt dışında eğitim gören çocuklarının da yurt dışına çıkışı engellendi, eğitim hakları gasbedildi. Bu insanların mağduriyetlerini giderebilmeleri için başvurabilecekleri yargı yolu kapatıldığı gibi, açlığa mahkûm edilip "Ağaç kökü yesinler." denildi. Ocak 2017'de OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kuruldu. Sözüm ona iki yıllığına kurulmuştu ama her yıl uzatıla uzatıla tam altı yıl oldu ve şimdi diyorsunuz ki: "Kamu kurumlarına yetki verdik, onlar bu işlerle ilgilensinler." Adalete ve mahkemeye erişim hakları kısıtlanmış, OHAL insanlar hiçbir hukuki temele dayanmayacak şekilde yargılanmış, Anayasa dışı bir kurum olan OHAL kararlarına karşı kumpas yargılamalarından hatırladığımız üzere, özel yetkili Ankara idare mahkemeleri kurulmuştur. Dolayısıyla, ihtilaflı teklif maddesiyle çeşitli hak mağduriyetlerini yıllardır sürdüren, Anayasa'nın 30'uncu maddesinde öngörülen adil yargılanma hakları ihlal edilmektedir ve bu maddenin çekilmesi gerekmektedir.

Evet, teklifin 11'inci ve 12'nci maddeleriyle arkadaşlar, âdeta askerî darbe rejimlerinde dahi görmediğimiz ve o döneme rahmet okutacak bir yasaklama getiriyorsunuz, bir sınırlama getiriyorsunuz. Hizmet iş kolunda sendikalı olabilecek memur sayısının yüzde 2'sinden az üyeye sahip sendikaların üyelerinin toplu sözleşme ikramiye hakkı ellerinden alınıyor arkadaşlar. Önerilen değişiklikle, hâlen sendika üyelerinin tümüne üç ayda bir 707 lira olarak ödenen toplu sözleşme ikramiyesinin sadece ilgili hizmet iş kolunda sendikalı olabilecek memur sayısının yüzde 2'sini üye kaydeden sendikaların üyelerine verilmesine ilişkin bir düzenleme yapıyorsunuz. Yaklaşık 400 bin kamu çalışanını ilgilendiren ve toplu sözleşme ikramiye hakkını elinden alan bir düzenleme bu arkadaşlar. Yüzde 2'den daha düşük bir üye oranına sahip sendikaların üyelerine ise üç ayda bir 250 lira veriyorsunuz. Tabii, hâkim, savcı, polis, infaz memuru gibi 500 bin civarındaki memur arkadaşımız bu konudan yararlanamıyor yani sıfır lira toplu sözleşme ikramiyesi alınıyor.

Evet, arkadaşlar, ben de yıllarca sendikacılık yapmış, KESK'in kurucu üyelerinden olan bir sendikacıyım. KESK'in bu ülkedeki emekleri unutulmamalı. Memur sendikalarının kurulmasında çok büyük emeği olan Kamu Emekçileri Sendikası, 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisinin gelmesiyle, o dönem yüzde 5 olan baraja itiraz etmişlerdi MEMUR-SEN'i ön plana çıkarmak adına. Bu, doğru bir yöntem miydi? Evet, yüzde 5 barajı kalkmalıydı ama o zaman AKP'nin MEMUR-SEN'ine demokrat olanlar, bugün nedense yüzde 2 barajını getiriyorlar. (CHP sıralarından alkışlar) Bu, Allah'tan reva mıdır arkadaşlar, soruyorum size. Üstelik, 2002-2003 sözleşmelerinde yüzde 1'e Danıştay kararı var, "Eşit koşullarda çalışma ilkelerine aykırı." deniliyor, "Anayasa'nın 51'inci maddesine aykırı." deniliyor; ILO sözleşmelerinin 87'nci ve 96'ncı maddelerine aykırı denilmesine rağmen, ısrarla ve ısrarla 5 milyon memuru ilgilendiren bu yasa teklifini getirmeye çalışıyoruz; lütfen, çekin diyoruz. Lütfen, yılbaşı öncesi sendikacılara gelin buradan hep beraber bir müjde verelim arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Sizin yapmanız gereken, konfederasyonu olan, güçlü konfederasyonu olan sendikaların, bir kere, en küçük sendikanın bile hakkının korunması gerekiyor arkadaşlar. MEMUR-SEN ve KAMU-SEN'den 15 kişi, toplam 15 kamu konfederasyonu Komisyonumuza geldiler, 2 konfederasyon üyesi ayrı yerde oturdu arkadaşlar. Normalde diğer arkadaşlarıyla bir arada aynı hakları savunması gereken konfederasyon üyeleri ne yazık ki ayrı bir yerde durup bu yasa teklifini destekliyorlar. Kendilerine gelince demokrat olan ve ne yazık ki en küçük birimde, isterse 1 kişi sendikalı olsun, diğer sendikaları... Yani 188 sendikadan bahsediyoruz arkadaşlar, milyonlarca kamu görevlisini ilgilendiren sendikadan bahsediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Hemen tamamlıyorum.

Bu insanlar, burada hak aramak adına Meclisin önüne üç gün önce geldiklerinde âdeta terörist muamelesi gösterildi. Hepi topu 18 sendika temsilcisi vardı arkadaşlar, binlerce polis boydan boya bu Kızılay Meydanı'nda ne yazık ki onları engellemeye çalıştı. Ya, Allah'tan korkun, onlar da devlet memuru arkadaşlar. Lütfen, gelin, birlik olalım; yılbaşı öncesi, Danıştayın da iptal etmiş olduğu -o yüzde 1 kararına- karara uyalım ve bu yüzde 2 barajını kaldıralım.

Limanları sattığınız ortada zaten, onları peşkeş çektiğiniz ortada ama son söz olarak gerçekten şunu söylemek istiyorum: Halkımız hiç umutsuzluğa kapılmasın, bu devran bitecek, bu zulüm bitecek ve zalimler bir gün elbette hesap verecekler diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)