| Konu: | HDP Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 49 |
| Tarih: | 12.01.2023 |
CHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bir toplumda emekçilerin gelirlerinin artması, geçim standartlarının yükselmesi ve ulusal gelirden daha fazla pay alabilmesi için, işçilerin yaşam koşullarının yükseltilmesi için her şeyden önce işçilerin, yaşam koşulları üzerinde söz sahibi olması gerekir. Bu, ancak örgütlülükle olur. Sendikal örgütlülüğün olduğu yerde işçi kâr getirmeye programlanmış maliyet unsuru değil, hak sahibi yurttaş olarak görülür. İşçinin yemek parası olur, yol parası olur ve söz sahibi olur; bir anda işsiz kalma, kıdemini alamama derdinden kurtulur; mobbinge, tacize maruz kaldığında sendikasını devreye sokar ve haysiyetini korur; toplu iş sözleşmesi yapar, asgari ücret tuzağından kurtulur, üretim artar, iş kazası riski azalır.
Sayın Çalışma Bakanı "Sendikal örgütlülüğü artırmalıyız." dedi. Haydi, hep beraber örgütlenmeyi, toplu sözleşmeyi kolaylaştıracak düzenlemeler yapalım, var mısınız? Cevabı biliyoruz, yoksunuz. Çünkü iktidara göre yoksullaştıran büyümenin devam etmesi gerekiyor. Çalışanları yoksullukta eşitliyorsunuz. Bugün resmî sendikalaşma oranı yüzde 14, toplu iş sözleşmesi kapsamı yüzde 10'un, özel sektörde ise yüzde 6'nın altındadır. Toplu iş sözleşmesi kapsamı OECD ülkelerinde yüzde 32, Avrupa Birliği ülkelerinde ise yüzde 60'tır. Avrupa Birliği ülkelerinde sendikalaşma oranı ortalama yüzde 20-25 civarındayken toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçi oranı yüzde 65'e yaklaşmaktadır. Teşmil uygulamaları yoluyla sendika üyesi olmayan işçiler de sendikaların imzaladığı toplu iş sözleşmelerinden yararlanmaktadır. Teşmil uygulaması TİS kapsamının bu kadar düşük olduğu ülkemizde mutlaka hayata geçirilmelidir.
Değerli milletvekilleri, sendikal örgütlenmenin önündeki önemli engellerden biri, işverenin sendikal örgütlenme sürecini yargı oyunlarıyla sekteye uğratması. Bu yargı oyunlarının merkezinde, yetki tespitine itiraz süreci yer alıyor. Süreç şu şekilde işliyor: İşçi sendikası Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvuruyor, şartlar yerine getirilmişse Bakanlık sendikaya yetkiyi veriyor ancak işverene altı gün içinde itiraz etme hakkı tanınıyor. Yasa diyor ki: "İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durdurur." Ve "Durması gerekiyor." deniliyor. İş koluna itiraz süreci nasıl toplu sözleşme sürecini durdurmuyorsa burada da aynısının geçerli olması gerekiyor. Bu yetki tespiti davası beş ve altı yıl sürüyor, o süreçte ne sendika kalıyor ne örgütlülük, bu hüküm kötüye kullanımın önünü açıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Bugün acilen grev yasakları durdurulmalı, hak grevi hakkı kullanılabilmeli, iş kolu barajı kaldırılmalı, özgür pazarlık yapabilmenin önü açılabilmelidir. Son dönemlerde yoğunlaşan biçimde işletmeler yargı kararlarıyla iş yeri kabul edilerek üye sayısında yüzde 40 yerine yüzde 50 aranır hâle getirilmeye başlandı yani yetki alınması zorlaştırılmaya başlandı. Buna son verilmeli. Grev öncesi işçi eylemleri yasaklanmamalı, örgütlenme engellenmemeli, süreci uzatmak için yargıya yapılan başvurular yetki sürecini kesmemeli, dayanışma grevi yasallaşmalıdır. Bunlar hayata geçtiğinde, anayasal hak olan sendika haklarına saygı gösterildiğinde işverenin keyfiyetine ve inisiyatifine bırakılmadığı takdirde ancak gerçek bir örgütlülükten bahsetmek mümkün olur. İşte o zaman amaç hasıl olur ve yaşam koşulları yükselir. Şu anda Muğla'da olduğu gibi kamuda çalışan idarecilere, personele baskı yaparak odalara ve derneklere baskı kurarak, mitinginize zorla insan getirmek için efor sarf edeceğinize, sendikalı olduğu için işten atılan işçilere saygı gösterin ve onlara sahip çıkın.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)