| Konu: | Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Mal Ticareti Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 49 |
| Tarih: | 12.01.2023 |
CHP GRUBU ADINA VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Öncelikle Sayın Başkanın anlayışı için teşekkür ediyorum. Ayrıca İYİ Parti Grubuna da teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlar, tabii, bu anlaşmaya geçmeden önce, temsil etmekten büyük onur duyduğum, Türkiye'nin en güzel kentlerinin başında gelen Malatya'nın sorunlarıyla ilgili birkaç konuyu dikkatlerinize sunmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, "Malatya" deyince akla kayısı geliyor, "kayısı" deyince akla Malatya geliyor. Ancak her şeyin fiyatı artıyor, maalesef geçen yıldan beri kayısının fiyatı artmıyor. Zaman zaman Malatya için "sahipsiz şehir" derler. Hatta şöyle bir hikâye vardır: Erzurum'da ağustosta kar yağmış, birisi gitmiş Ayşe teyzeye "Ayşe teyze, ağustosta kar yağıyor." demiş, "Ne yapalım gurban, sahapsız şehir." demiş. Malatya da iktidar tarafından maalesef sahipsiz bırakılmış bir şehir. 2023 yılına girdik değerli arkadaşlar, geçtiğimiz yıllarda AKP milletvekilleri davulla zurnayla ilan ettiler, dediler ki: "Toprak Mahsulleri Ofisi ilk kez kayısı fiyatı açıklayacak, kayısı fiyatını ilan edecek." 2022 geldi geçti, hâlâ kayısı taban fiyatı açıklanabilmiş değil. Defalarca bu kürsüden ifade ettik, defalarca Malatya'da ticaret borsası, tarım örgütleriyle beraber ifade ettik; maalesef, hâlâ kayısı fiyatları açıklanabilmiş değil. Geçtiğimiz yıl Toprak Mahsulleri Ofisi ilk kez kayısı almasına rağmen bugün hâlâ körleri, sağırları oynamaya devam ediyor. Üreticiler dertli, üreticiler isyanda. Değerli arkadaşlar, mazot 7 liradan 22 liraya çıktı, hatta bazı günler 30 lirayı geçti; DAP gübresinin torbası 250 TL'den 900 TL'ye çıktı, 225 TL olan bakırın tonu 1.800 TL'yi geçti, ana girdi ücretleri ortalama yüzde 300 arttı ama kayısının 200 TL olması gerekirken geçtiğimiz günlerde 70-80'di, bugün de 90 ile 100 arasında değişmekte.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bizim kayısıcımız öyle çok zengin değil, ürününü satıyor, borçlarını öyle ödeyebiliyor, işçi parasını, mazotunu, gübresini vesaire. Maalesef, Toprak Mahsulleri Ofisi fiyat açıklamadığı için, alım yapmadığı için -onu bekledi birçok çiftçi- şimdi çiftçi icraya mı düşsün, ne yapsın? Toprak Mahsulleri Ofisi hâlâ fiyatı açıklayabilmiş değil, üreticinin elindeki kayısı bitecek, ondan sonra herhâlde Toprak Mahsulleri Ofisi fiyat açıklayacak. Maalesef, iktidar kayısı konusunda, tarım konusunda Malatya'ya ilgi göstermiyor. Umarım, Malatyalılar da AK PARTİ'nin bu ilgisizliğini seçimde onlara ilgi göstermeyerek gösterir. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, bizim Malatya'mız önemli bir tarım kenti, su kenti, önemli bir kültür kenti, müthiş bir kent. Şimdi, bugün, önemli bir sitede "Nezir Kızılkaya" isminde değerli bir yazar Malatya'da Ozan Anıtı'nın unutulmaya yüz tuttuğunu ve çürümekte olduğunu ifade ediyor. Milattan önce 50 yılında yapılan yani yaklaşık iki bin yetmiş yıllık bir tarih Darende ilçemizin Ozan köyü içerisinde çürümeye terk edilmiş durumda. Malatya'da -dediğim gibi- Arapgir'inde, Darende'sinde, Yeşilyurt'unda, Arguvan'da birçok yerde tarihî eserimiz çok ama maalesef Kültür Bakanlığı ilgi göstermediği için bu konu... Ozan Anıtı çürümeye terk edilmiş durumda. Umarım bu sesimizi duyarlar ve Malatya için önemli olan -Malatya'nın medeniyeti yedi bin yılı aşıyor- bu anıta da sahip çıkılır.
Şimdi, hepiniz biliyorsunuz, Malatya önemli tarih kenti dedim, bunların başına Arslantepe geliyor değerli arkadaşlar. Geçtiğimiz yıllarda UNESCO Geçici Dünya Mirası Listesi'ne alınan... Pardon, geçtiğimiz yıl temmuz ayı içerisinde UNESCO Kalıcı Lisetsi'ne giren Arslantepe Höyüğü'yle ilgili gelişmelerin kağnı hızında olmasından dolayı da büyük üzüntü duyduğumuzu belirtmek istiyoruz. Arslantepe'nin Kalıcı Dünya Miras Listesi'ne girmesinde emeği olan herkese, siyasetçisinden belediye başkanına, valisine kadar herkese buradan Malatya Milletvekili olarak teşekkürü borç biliyorum. Ancak maalesef, Arslantepe'deki o müthiş kalıntıdan Malatyalıların bile haberi yok ve Kültür Bakanlığı bu konuda bir çaba göstermiş değil. Bu konuda Kültür Bakanlığından mutlaka dünyanın en önemli eserlerinden olan Arslantepe Höyüğü'ne de sahip çıkmasını bekliyoruz.
Değerli arkadaşlar, Malatya, geçtiğimiz yıla kadar çevre yolu olmayan tek şehirdi. Geçtiğimiz yıllarda Kuzey Çevre Yolu'nun bir kısmı açıldı; 53,5 kilometre uzunluğundaki Malatya Kuzey Çevre Yolu'nun 32 kilometresi açıldı. Vekilin biri yapımı devam eden yola gidip açıklama yaptı, yolun tamamının 2023 yılında bitirileceğini söyledi. Beş yılda yüzde 60'ı bitirilen Kuzey Çevre Yolu'nun geri kalanını, bir kısmını da vadediyorlar, Malatya'yı kandırmaya devam ediyorlar çünkü alıştılar. Hani AKP'nin bir sloganı var ya: "2023" "2053" "2071" Ben milletvekili olduğumdan beri -AK PARTİ milletvekilleri değişiyor- daha önce "Hızlı tren gelecek Malatya'ya, hızlı tren gelecek..." Hızlı tren en son 2017, 2018, 2019, 2020, 2021... "Hedef 2023." diyorlardı, Malatyalılara herhâlde "Hedef 2053." diyecekler hızlı tren konusunda. Bunu da bu arkadaşların yüzüne vurmak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, değerli arkadaşlar, geçtiğimiz günlerde Darende-Hacılar Şeyhli yolu, Hacılar Şeyhli Mahallesi'nde ulaşımın sağlandığı yol bölgede etkili olan yağış sonrası çökmeye başladı, yolun bir kısmı tamamen göçerken gün geçtikçe kullanılamaz hâle geldi. Geçtiğimiz günlerde, geç saatlerde yaşanan göçük sonrası polis ekipleri tedbir amaçlı bir bölümünü kapattı ama hâlâ tehlike saçmaya devam ediyor. Darende Hacılar Şeyhli Mahallesi demişken bu meşhur santralin olduğu köyde, maalesef Hacılar Santrali'nin olduğu köyde Hacılar HES Santrali köyü ortadan 2'ye bölmüş, insanlar cumadan cumaya camiye bile gidemiyorlar, köyün içindeki camiye gitmek için bir saat yol katediyorlar; onu da belirtmiş olmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, şimdi, bu ara anketler geldikçe her gün yeni müjdeler açıklanmaya devam ediliyor. Açıklanan müjdelerden biri de EYT. Şimdi, biliyorsunuz, EYT, beylerin, hanımefendilerin keyfiyle gelmedi, bir ikram değil. Bu konuda -hakkını yemeyelim- EYT dernekleri onlarca miting yaparak gündeme getirdiler. Yine -hakkını yemeyelim- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, onun Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu yıllardan beri EYT meselesinin çözümü için uğraşıyor. (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi, uğraşıyoruz; ne oldu? Baktılar ki gidiyor iş, hemen hızlıca "Kasım ayında EYT çıkacak." dendi, bütçede söylendi, "Aralıkta çıkıyor." dendi, "Ocakta çıkıyor." dendi, ortada hâlâ bir şey yok. Değerli arkadaşlar, şimdi, martta maaş bağlamayı düşünüyorlar. Yazıktır, günahtır, insanlar sizin sayenizde, sizin sözlerinize güvenerek hayal kurdular, bu hayalleri yok etmeyin.
Değerli arkadaşlar, şimdi, Sosyal Güvenlik Kurumu, devlet memurları içerisinde en az maaş alınan kurumlardan biri. Sosyal Güvenlik Kurumu ortalama yıllık 350 ile 400 bin kişiyi emekli etme kapasitesine sahip. Şimdi, anlaşılıyor ki bu yıl 2 milyonun üzerinde insan emekli olacak, bu yükü SGK personelinin bu yapısıyla kaldırması mümkün değil. Ayrıca -buradan söyleyelim, belki duyarsınız- 666 sayılı KHK'yle gasbedilen hakları var SGK çalışanlarının, bunların da mutlaka ikramiye, ek ödenek haklarının da verilmesini bekliyoruz. Ayrıca, yine, sözleşmelilerle ilgili nutuklar atıldı, ortada yine bir şey yok.
Bir de değerli milletvekilleri, hepinizin -AK PARTİ, MHP, HDP, İYİ Parti- herkesin yanında, birlikte çalıştığı danışman arkadaşlarımız var, onlarla ilgili de sözler söylendi; maalesef Meclis danışmanlarıyla ilgili de bir adım atılabilmiş değil. Sizin yanınızda mesai harcayan, sizinle beraber emek harcayan insanların hiçbir hakkı yok ve maalesef iş güvenceleri yok, kıdem tazminatı yok. Mutlaka Meclisin kendi personeline sahip çıkması gerekiyor.
Değerli arkadaşlar, biraz önce sayın hatip dedi ki: "Biz dış politikada çok iyiyiz." Ona benzer sözler söyledi. Ya, ben hiç uzağa gitmiyorum, hemen şu Suriye'ye bakıyorum, Esad'a bakıyorum; o politikanın ne anlama geldiğini, nasıl bir tutarlı politika izlediğimizi sizin takdirlerinize sunmak istiyorum.
2010'da Suriye'de başlayan bir karışıklık... Daha önce beraber tatillere gidilen, beraber denize girilen "dostum Esad" ardından "katil Esed" oldu arkadaşlar. Şimdi, tekrar Rusya'nın ev sahipliğinde Esad'la buluşmak için mesajlar gönderiliyor, Esad'la buluşmak için âdeta yalvarılıyor. Araya sokmadıkları kimse kalmadı; bir Putin'e gidiyorlar, bir Putin'in Dışişleri Bakanına gidiyorlar, utanmadan Esad'la barışmaya çalışıyorlar. Değerli arkadaşlar, Emevi Camisi'nin önünde namaz kılacaklardı, anlaşılıyor ki Esad'ın önünde diz çökecekler. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
VELİ AĞBABA (Devamla) - Bakın, bu ülkeye yazık oldu. Ben 2016'da bir konuşma yapmışım, demişim ki: "'Katil Esad' 'dostum Esad' olursa şaşırmayız." Değerli arkadaşlar, barışmanıza bir şey demiyoruz ama bu küsmenizin bedeli Türkiye'ye ağır oldu; çocuklarımızın, ülkemizin yüzyıllık geleceğini kararttınız. O benzine ateşle giderek, orada "Orta Doğu'nun lideri" hayalini kurarak izlediğiniz yanlış politikalarla bu ülkeyi Suriye'nin mülteci kampına çevirdiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Bugün -yüzyıl boyunca- hem paramız gitti hem de ülkemiz artık eskisi gibi olmayacak ve maalesef bu durumla baş etmeye çalışacağız. Ülkeyi âdeta Avrupa'nın mülteci kampına çevirmiş durumdasınız. Bunu da ne için yaptınız? Avrupa'dan aldığınız üç beş kuruş para için ve Avrupa bizim insan haklarımıza, yolsuzluğumuza, hırsızlığımıza müdahale etmesin diye yaptınız ama maalesef kararan bu ülkenin geleceği oldu. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Başkanım, teşekkürler.