| Konu: | Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 640 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 54 |
| Tarih: | 25.01.2023 |
CHP GRUBU ADINA ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
"Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 640 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması..." diye uzuyor gidiyor. Yine bir torba kanun. Torba kanunda 20 madde var, yürürlük maddesiyle birlikte 20 madde var ama 20 madde 7 kanunda değişiklik yapıyor, 7 ayrı kanunda değişiklik yapılıyor. Yani yasa yapma tekniği açısından torba kanunları konuşmaya gerek yok, sizin geleneksel tavrınız ama burada şu var: Odalar ve Borsalar Birliğiyle ilgili bir kanun değişikliği yapılacaksa 5174 sayılı Kanun -yanılmıyorsam- 2004 yılında çıktı ve 2004'ten bugüne kadar teknolojide birçok değişiklikler meydana geldi. E, getirin onları o zaman, sadece Odalar ve Borsalar Birliği ya da TESK üzerine burada uzun uzun tartışalım, kanun teklifini önce bize getirin, biz üstünde çalışalım. Faydalı bir iş yapmak istiyorsanız bunu böyle yaparsınız. Yamalı bohça; kanun çıkarılıyor, üstünde 20 tane daha değişiklik beş sene, on sene içinde yapılıyor. Bu sefer orası aksıyor, burayı kapatmaya çalışıyorsunuz. Şimdi, biraz sonra konuşacağımız kanun teklifinde, bu teklifte ne kadar fazla yama yaptığınızı burada ispatlayacağım.
Şimdi, maddelere geçmeden önce şunu ifade etmek istiyorum: Bakın, burada, bu kanunda, açık söyleyelim arkadaşlar, bu gelen kanun teklifinde elle tutulur hiçbir şey yok. İlk önce Komisyona böyle yangından mal kaçırır gibi geldi, Komisyonda saatlerce bu konuyu tartıştık, orada uyarılarımız oldu; sağ olsun Komisyon Başkanı dikkate aldı, orada birkaç maddede düzeltme yaptı. Bugüne kadar başka örnek var mı bilmiyorum ama bizde en azından mantığa yakın... Belki de sivil toplum örgütlerinin de baskısıyla -bizden de değildir- oradan gelen baskıyla düzeltildi. Biraz sonra onu da açıklayacağım ama Meclis, komisyonlar, Genel Kurul böyle gereksiz konularla meşgul edilmek yerine EYT'liler kanunu var arkadaşlar. Yıllarca EYT'liler üzerinde çok tartışmalar yapıldı, EYT'liler örgütlü bir yapı oluşturdular. Seçime giderken çaresiz kalındığı için EYT mevzusu Meclis gündemine getirildi; pardon, hatta getirilmedi, yanılmıyorsam imzaya açılmış ama Sayın Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin en yetkili makamında oturan Cumhurbaşkanı çıktı -geçmişte dediklerini söylemiyorum, hepiniz biliyorsunuz- dedi ki: "EYT meselesi bitmiştir, 2022 Aralık ayının sonuna kadar bu, Türkiye'nin gündeminden kalkacaktır." Dedi mi? Dedi. E, peki, şu anda gündemde olan ne? Hâlâ kanun Meclise gelmedi, ocak ayını bitiriyoruz, şurada bir hafta sonra ocak bitecek. Burada ne yapmaya çalışıyorsunuz? Burada altyapılarınız hazır değil, onu mu tamamlamaya çalışıyorsunuz? Eğer öyleyse Sayın Cumhurbaşkanı çıkıp şunu niye söylüyor: "Yaş sınırı da olmayacak burada." E, peki, SGK'liler ile BAĞ-KUR'luların o emeklilik prim ödeme gün sayıları arasındaki farkı düşünemedi mi Sayın Cumhurbaşkanı da böyle dedi? Ya da -seçim tarihi aşağı yukarı artık belli, kesinleşti gibi- seçime yakın insanların duygularıyla oynayıp oradan da bunlara birtakım ulufe dağıtır gibi para dağıtıp seçime faydası olmasını mı bekliyorsunuz? Eğer öyleyse avucunuzu yalarsınız. (CHP sıralarından alkışlar) İnsanlar artık bu seçim ayaklarını, seçim numaralarını yemiyor arkadaşlar.
Sonra "Staj başlangıcı, emeklilik için işe giriş tarihi sayılsın." talepleri arşıâlâya çıktı. Bizim dönemimizde, bizim gençlik dönemlerimizde staj yaptığımız yerlerdeki geçen günler sigortalılık başlangıç tarihiydi, bunu siz kaldırdınız, şimdi burada mağdur olanlar bunu istiyorlar. Mesela bunu niye gündeme almıyorsunuz? Kadro alamayan sözleşmelilerin sorunlarını niye gündeme almıyorsunuz? Bu, belediye şirketi işçileri var. Biz söz verdik, iktidara geldiğimiz zaman bu sorunların hepsini çözeceğiz, hepsini çözeceğiz arkadaşlar.
Emeklilerin iki dinî bayramda aldıkları biner lira gibi bir rakam vardı. Kaç yılında çıktı? Geçen seçim, 2018'de. O seçimden de önce, 2015 yılında Sayın Genel Başkanımızın ısrarlı baskılarından sonra çıkardınız, 1.000 liraydı. 2015'ten önce 1.000 liranın satın alma gücü ortada, geldik 2023'e, hâlâ 1.100 lira. Bunu düzeltecek misiniz? Milletin asıl derdi bu, milletin sizlerden, iktidardan beklentileri bunlar.
Değerli arkadaşlar, şimdi, kanuna geçecek olursak kanunda kooperatiflerle ilgili bir uygulama var yani kooperatiflerle ilgili çok fazla bir şey söylemeye gerek yok. Türkiye'de kooperatiflerin durumu ortada. Trakya Birlik, Marmarabirlik gibi birlikler siyasi arpalık olmuş durumda. Geçen dönemde -bölgedeki arkadaşlarımız bilir- burada milletvekilliği yapan arkadaş Trakya Birlikin Başkanıydı. Ya, bunlar siyasi kurumlar değil; çiftçinin kurumları, çiftçilerin destekleneceği kurumlar. Siz bunları konuşmuyorsunuz, sadece KOOPBİS'e bilgi aktarımıyla ilgili altı aylık süre uzatımından söz ediyorsunuz bu kanunda. Üstünde çok konuşulacak bir şey yok. Biz buna muhalefet de etmeyiz ama asıl mesele, eğer bir kanun yapacaksanız -ta 1969'da çıkmış bir Kooperatifler Kanunu var- Kooperatifler Kanunu'nu getirin, tartışalım. Bu ülkenin eğer kalkınmasını ve üretmesini istiyorsanız, kooperatif yoluyla bunu yapmak son derece akılcı ve mantıklıdır. Dünyada böyle bu, Kuzey Avrupa ülkelerinde böyle yani sizden beklenti... Ki yirmi yıl boyunca siz bir şey getirmediniz; getirdiğiniz bir şey var, sizin döneminizde geldi yanılmıyorsam bu Tarım Kredi marketleriyle ilgili getirilen uygulama. Şimdi onu da elinize yüzünüze bulaştırdınız; zincir marketlerde, nispeten orada da bir üstüne değineceğim.
Evet, değerli arkadaşlar, bu kanun teklifinin geneline bakıldığı zaman "Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği" başlığı var. Eğer siz zincir marketlerle ilgili bir şey arayıp zincir marketlerle ilgili "Ya, ne olmuş?" diye bakacaksanız bulamazsınız çünkü "TOBB Kanunu" diye girmeniz lazım ama TOBB'la ilgili burada yapılan düzenleme sadece şu: Eski bir Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği mensubu, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olarak söylüyorum; bu uygulama, getirdiğiniz değişiklik doğru ve bunun yapılması gerekiyordu ama daha birçok konu var Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğiyle, Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliğiyle ilgili.
Şimdi, ticaret ve sanayi odalarına ya da ticaret odalarına ya da sanayi odalarına gelip ticaret odalarından, sanayi odalarından üyeliğini silmiş fakat Maliyeden üyeliklerini silmemiş olanların borçları devam ediyordu ve bu borçlarla ilgili üye ile odalar birbirleriyle karşı karşı geliyorlardı. Bu yapılacak uygulamayla, arkadaşlar, bunu bir nebze ortadan kaldırıyorlar ve odalara, oda yönetim kurullarına ve meclislerine bir yetki veriliyor, bunlar askıya alınabiliyor. Dolayısıyla burada 300 liraya, 500 liraya, 1.000 liraya icra gitmesine gerek kalmıyor ya da bunlar götürülmezse, icra takibi yapılmazsa icra takibi yapılmadığı için yönetim kurulu üyelerine de ceza geliyordu, bu düzenlemeyle bunlar ortadan kalkıyor. Bu anlattığım bölüm borsalar için de geçerli.
Komisyonda da söyledim, burada bir konu var arkadaşlar; ticaret, sanayi odalarına geçmişte üye olan ya da oralarda pozisyon almış arkadaşlarımız var burada, bilirler, üyeler aidatlarını ödemezler, her seçim döneminde -dört senede bir seçim olur- seçime yaklaşıldığı zaman, ortaya çıkmış olan adaylar, komite adayları, komite üyeleri kalkarlar, sizin borcunuzu öderler "Bana oy ver." diye ve buralarda, odalarda, borsalarda tahsilat olur. Bu uygulama yanlıştır ve bana göre Anayasa'ya aykırıdır, seçme ve seçilme hakkı anayasal olarak insanlara "Borcunuzu ödeyeyim, o zaman gelin oy kullanın."la olmaz. Böyle bir durumda o zaman ne oluyor? İşte, benim borcumu Ahmet ödüyor, ben gidiyorum Ahmet'e... Bu, demokratik bir şey değil. Düzeltilecekse bunlar da düzeltilmeliydi yani bunu da burada öneriyorum sizlere değerli arkadaşlar.
Şimdi, zincir marketlerle ilgili söylenecek o kadar çok şey var ki aslında siz de biliyorsunuz. Zincir marketlerin oluşması, gelişmesi, bugünkü duruma gelmesi sizin iktidar döneminizde oldu. Yirmi bir yıl boyunca bin seviyelerinden şu anda 40 binli seviyelere çıkmış zincir market kartelleri var, bunlar tröst oluşturmuşlar. Bununla ilgili buraya belki birçok kanun teklifi geldi, en son da biz grup olarak zincir marketler yani perakende piyasasını düzenleyen kanunla ilgili bir teklif getirdik, AKP ve MHP'nin oylarıyla reddedildi. Şimdi, iktidarın desteklediği zincir marketler günah keçisi hâline getirilmiş durumda. Ha yani eğer bir günah keçisi arıyorsanız dönüp kendinize bakacaksınız. Yani, ekonomik şartları bu hâle getirmişsiniz, hiçbir kılınızı kıpırdatmadan enflasyona karşı sadece kesenin ağzını açıp hazineyi boşaltmışsınız, Merkez Bankasının kasalarını boşaltmışsınız, enflasyonu durduramaz duruma getirmişsiniz; fiyatlar uçarken bir günah keçisi gerekiyor, o günah keçisini de zincir marketler ya da AVM'ler olarak ilan etmişsiniz. Peki, ben bunu niye böyle diyorum? Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı kasım ayında öyle laflar etti ki "Bu arkadaşlar ıslah olmuyor, bu arkadaşlar para cezasıyla da durmuyor, arkasından başka şeyler geliyor; biz bunlara başka uygulamalar da yapacağız." dedi, tehdit etti.
BEDRİ SERTER (İzmir) - Ayıp ayıp!
ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) - Sonra ne oldu? Aradan daha bir hafta geçti, bir hafta sonra tekrar Kabine toplantısının arkasından çıktı "Arkadaşlarımız araştırdı yani burada bazı konularda yanlış anlamalar olabilir, uygulamalarda hatalar olabilir; bizim Bakanlığımız bu konuyla ilgili çalışma yapıyor." dedi ve arkasından zincir marketler sırasıyla -kimisi bin ürün, 2 bin ürün, kimisi 3 bin üründe- "Biz bir ay boyunca fiyat artışı yapmayacağız." dediler. Muhtemelen bir anlaşma vardı, el sıkışıldı ve şimdi önümüze bu kanun teklifi geliyor; bu kanun teklifinde yaptırım falan yok. Ha, yine, bir taraftan da Komisyonlarda konuşan Rekabet Kurumu Başkanını hatırlıyorum; bu zincir marketler ilk önce bir ceza yağmuruna tutuldu, toplam 2,7 milyar lira ceza kesildi. Şimdi, uygulama 1 Ocak 2024'e kalmış yani bu parayı da almayacaklar. Para cezaları o 4-5 gruba 2,7 milyar ama -Komisyondaki arkadaşlar hatırlarlar- Rekabet Kurumu Başkanı orada bir şey söyledi: "Arkadaşlar, bu zincir marketlerle ilgili biz yeni bir araştırmaya başladık, on beş gün içinde tamamlanacak; turpun büyüğü heybede." Turpun büyüğü heybedeymiş yani 2,7 milyar liralık cezanın arkasından inanılmaz bir ceza kesilecekmiş. Ne yapıldı? Bu arada kamuoyu da yanıltılmış oldu. Yine Rekabet Kurumunun "Aynı konuda 2 defa soruşturma geçiremez." diye bir açıklaması var, o iş orada kapatıldı ve şimdi bu kanun teklifi geldi.
Bu kanun teklifinde ne var? Bu kanun teklifinde hiçbir şey yok. Asıl, sizin, zincir marketlerle ilgili geçen sene getirdiğiniz bir taslak vardı, onu niye getirmediniz buraya? Biz destekleyecektik, hatta fazlasını yapacak, önerilerimiz de olacaktı. Siz onu götürdünüz, attınız çöpe; bu zincir marketler kanun teklifini -sözde- bizim önümüze getiriyorsunuz. Burada bir şey yok arkadaşlar. Ha, bir şey var: İşte, hızlı tüketim mallarında, taze sebze ve meyvenin, yaş sebze ve meyvenin, ona benzer bir ayda bozulacak ürünlerin parasını otuz günde zincir marketler ödesin. Zaten eski kanunda vardı bu, altmış günde ödeniyordu fakat otuz günün dışında başka bir şey diyorsunuz yani orada o ürünü satan küçük orta ölçekli işletmeleri aynı statüye getirip onlara da cezai uygulama getiriyorsunuz. Kaldırın otuz günü; zincir marketlere niye finansman yapsın küçücük işletmeler, o küçük seraların arkasında geçimini sağlayan, ne bileyim, işte çiftçilik yapıp orada tavuk üreten, yumurta üretenler niye otuz gün vade yapsınlar? Zaten üretene kadar canları çıkıyor. O zaman yazın burada, getirin "Bir hafta içinde ödensin." deyin; teslim edilsin, bir hafta içinde ödensin. Niye bunu böyle demiyorsunuz? Sebebi belli: Zincir marketleri korumak. Hiç kimseyi ikna edemezsiniz.
Bakın, 2002 yılından 2023 yılına kadar bu zincir marketler her sokakta, her köşebaşında bütün esnafları yok etmiş. E, peki bugüne kadar neredeydiniz, niye demediniz? Yani mesela Antalya'da, bizim Antalya'nın köylerinde şu anda bu zincir marketler yarışıyorlar; bir biri açıyor, bir biri açıyor yani 500 haneli yer, bilir Sayın Başkan da. Efendim, Antalya'nın "Gömbe" diye bir yayla kasabası var, kasaba, nüfusu bin bile değil; burada bütün bu zincir marketler yarışıyor, esnaf falan bırakmadı, artık yaylalara kadar çıktılar ve bu sizin döneminizde oldu. Şu anda satın alma gücünü eline geçirmiş bu marketler hiçbir esnafın bunların karşısında duramayacağı kadar büyümüş durumdalar ve bunlar tekelleştiler. Örnek vermek gerekirse: Bir çorap fabrikanız var ve siz piyasaya mal satamıyorsunuz, marka yapamamışsınız. Kime gideceksiniz? Zincir markete gideceksiniz çünkü bunlar her şeyi satıyorlar. Zincir markete gittiğiniz gün battığınız gündür. Onlarla bir anlaşma yaparsınız, o anlaşmanın altından o çorap fabrikasının kalkma ihtimali yoktur. Özel markalı ürünler... "Sadece bakkal amca" falan diyorsunuz, aslında yüzlerce sektörü mahvetmiş durumdadır bu zincir marketler. Özel markalı ürün de şudur: "Private label" diyorlar, işte, BİM'in kendi adına ürettiği bir marka, Migros'un kendi adına ürettiği bir marka. Bu marka sizde olduğu sürece istediğiniz yere gider, bu ürünü ürettirirsiniz. O zaman ne olmuş oluyor? Bana geldiniz, ben bir ürünü ürettim, birazcık kâr marjımı yukarıya çekmeye başladığım zaman "Kusura bakma, başka yapacaklar var." diyor. Peki, o zaman siz ne yapıyorsunuz? Zararına mal satmaya başlıyorsunuz. Hem ticari piyasayı hem imalat sanayisini tamamen yok etme noktasına gelmiş bu zincir marketleri hâlâ korumaya çalışıyorsunuz. Bu gelen kanun teklifinde hiçbir şekilde ne küçük üreticiyi ne orta ölçekli üreticiyi ne esnafı koruyan bir tek kelime geçmiyor.
Değerli arkadaşlar, zincir marketler konusu konuş konuş bitmez ama şunu da ilave edeyim, bunları da bilin, bilgi olarak kayıtlara geçsin: Örneğin, BİM'in -isim veriyorum- 1995'te 21 mağazası varmış. Siz iktidara geldiğinizde sadece altı senede 87 market daha açmışlar, 108 olmuş. 2004'te 1.000 mağaza açmış, 2005'te 1.000 mağaza açmış, şu anda geldiği nokta 10.400 mağaza, bir firmanın bugün geldiği market sayısı 10.400. A101'ler 2008'de kurulmuş, yine sizin döneminizde. Tedbir alsaydınız bu kadar büyümezdi, tanımlama yapsaydınız bu kadar büyümezdi. Mesela bir mahalleyi tanımlayabilirdiniz, "Bu mahallenin nüfusu bin, buraya da 2 market yeterli." diyebilirdiniz. Bu, talep edildi sizden; yüzlerce defa bu Parlamentoda muhalefet getirdi, bunları sizlerle tartışmak istedi, hepsini reddettiniz ve bugün şu anda bunları günah keçisi ilan ediyorsunuz. Neymiş efendim, bütün pahalılığın sebebi buymuş. Aslı öyle değil. Yani sizin birçok bakanınız bu yüzden, sadece bu yüzden -zincir marketlerde, "AVM kanunu" diye biliniyordu, "perakende piyasasını düzenleme kanunu" deniyordu- siyasetten çekildi gitti, adını bile hatırlayamazsınız; isim vermeyeceğim ama onu burada, bu sıralarda oturan arkadaşlar gayet iyi biliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
Buyurun.
ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) - ŞOK market 1995'te 13 mağazayla açılmış, 2011'de mağaza sayısı 1.255'e çıkmış. Bunları niye söylüyorum biliyor musunuz? Şimdi, bunları yaptınız, oluşturdunuz, bu seviyelere getirdiniz, sonra da ne yaptınız? Bu Tarım Kredi Kooperatiflerinin marketlerini bunlara rakip diye çıkarmaya kalktınız ve üstelik de bugüne kadar 1.225 market açmışsınız. Bir tarafta "3 harfli" dediklerimizin 40 binin üzerinde marketi var, 1.225 tane marketle bunlarla rekabet edeceksiniz. Üstelik de bu marketler hadi "Ocak ayı içinde fiyatlarımızı dondurduk." dedi, ona da inanmıyoruz da siz Tarım Kredi Kooperatiflerinin yani resmî marketlerin hangi malları sabitlediğini duydunuz arkadaşlar, duydunuz mu? Duymadınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) - Onlarla serbest piyasada rekabet edebilecek bir durum yoktur.
Süre bitti. Çok teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)