GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 640 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:55
Tarih:26.01.2023

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

395 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 13'üncü maddesi küçük üretici ve tedarikçileri zincir marketlere karşı ne yazık ki yeterince koruyamıyor. Bakanlık Anayasa'ya aykırı biçimde alacağı yetkiyle yasada sıralanan haksız ticari uygulamalara ileride yönetmelikle ekleme yapabilecek.

Şubat 2021'de sektörün tüm temsilcileriyle yapmış olduğunuz görüşme sonrası bir taslak kanun vardı. Burada küçük üretici ve tedarikçi açısından daha olumlu, kapsamlı ve koruyucu hükümler içeriyordu bu taslak ama ne yazık ki iki yıl boyunca tozlu raflarda bu olumlu kanun taslağını beklettiniz. Şu anda sadece zincir marketleri koruyan bir yasa teklifini önümüze getirdiniz. Bu teklif küçük firmaları büyük marketler karşısında kusurlu olmadığını ispatlarken zora düşürebilir çünkü kusurlu ispat yükünde zincir market ile küçük üreticiyi eşit konumda görüyor. Türkiye şartlarında böyle bir şey mümkün mü arkadaşlar? Size sormak isterim. Üretici, tedarikçi, perakende mağazacı eşit güçte görülebilir mi? Bu güç dengesi eşit değil arkadaşlar. "Ürünü bozulan, zarar gören ispatlasın." deniliyor. Ürünün bozuk olmadığı nasıl ispatlanacak? Yani düşünün zincir marketleri, yufka yapıp satan bir kadın ya da herhangi bir küçük seracı, küçük bir çiftçi, üretici süpermarket zinciriyle nasıl kendini ispatlayacak, onlara karşı nasıl bir güç gösterebilecek arkadaşlar? (CHP sıralarından alkışlar) Bu gücü olmadığı ortada. İspat yükü, küçük olanın aleyhine bir durumdur. Küçük üretici burada, yatırımda, ispatta ve hatta cezada eşit değil. 2021 taslağı adalet üzerine kurguluydu; burası sözüm ona eşitlik üzerine kurgulu ama tam eşit ve adil değil. Dolayısıyla, gelin, teklifin bu maddesini çekelim ve küçük üreticiden, perakendeciden yana kullanalım diyorum.

Değerli milletvekilleri, konumuz esnaf olunca tabii, elektrik, doğal gaz ve kira artışlarından bahsetmeden olmaz. Ne yazık ki son yılda enerji fiyatlarında yüzde 224'e varan artışlar yaşandı. Kira artış sınırı da konutlarda yüzde 25 olarak belirlendi ama maalesef dükkânlarda bu sınır konulmadı. Dolayısıyla, esnaf kirada, enerjide ve personel maliyetlerinde önünü göremez duruma geldi. Üretici de tüketici de esnaf da artık haftalık, hatta günlük ve saatlik zamlara yetişemez oldu. Bizler burada iktidarın getirdiği ve günü kurtarmaya dönük yasalarla uğraşıyoruz, asıl sorun üretimdeki girdi maliyetlerini düşürmektir. Bunun için çaba sarf etmediniz. Gıdada KDV oranını 7 puan geriye çektiniz ama hal yasasında değişiklik yapmadınız. Dolayısıyla, bu, ne halcilere ne üreticiye ne de tedarikçiye herhangi bir çözüm getirmiyor, sadece zincir marketleri koruyor. Israrla Perakende Yasası ve hal yasasında kapsamlı değişiklik getirilmediği için gıda enflasyonuyla karşı karşıya. Yani üreticiden aldığınız ürün, marketlerden 5-6 kat fiyat farkıyla satın alınır oldu. Yani domatesi üreticiden 8 liraya alıyorsunuz, marketlerden 40 liraya yiyorsunuz arkadaşlar.

Tekel durumuna gelmiş, köylere kadar şubeleri olan 3 harfli zincir marketlerin durumu... Maalesef bakkalların karşı karşıya kaldığı mağduriyetleri yasal zeminde çözülmedi. Dolayısıyla suçu marketlere kesip sadece etiket avına çıkarak, ekonomide enflasyonu fişekleyip yokmuş gibi davranarak ve ekonomiyi yeniden bilimi baz alacağınız, gözlerinizin ışıltısını baz alacağınız, uyuyup uyandığınızda altı ay sonra sanki sihirli değnek değmişçesine ekonominin düzeleceğini düşünüyorsunuz ama halk artık bunu yemiyor. (CHP sıralarından alkışlar) Onun yerine zincir marketlerin fiyatlarını sabitleyip onları günah keçisi ilan ediyorsunuz ama bundan bir yıl önce Sayın Genel Başkanımız belli gıda ürünlerinde en azından bir ay süreyle hiç zam yapılmamasını önerdiğinde aklınızca alay etmeye kalktınız ama on üç ay sonra yeniden onun söylediği noktaya gelmek durumunda kaldınız. (CHP sıralarından alkışlar)

Evet, değerli arkadaşlar, zararın telafisi olur ama kaybolan zamanın telafisi olmaz. Mehmet Muş "Sayıştayın raporlarını dikkate alıp gerekeni yapacağım." dedi. Üzerinde perakende... Ama ne yazık ki sözleri boş çıktı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Sadece ceza sınırını 10 kattan 20 kata çıkarmak gibi bir çözüm buldu.

Değerli arkadaşlar, piyasaların güven duyacağı bir yapıyı oluşturmazsanız, hukukun ve özel kuralların bağımsızlığını sağlayamazsanız, yargıya güveni yerlerde süründürürseniz, içeride de dışarıda da ticarette de size güven duyulmaz; enflasyon canavarını hortlatırsınız, dönüp dolaşıp aynı yerde debelenirsiniz. Bir bakan çıkıp kendi parasını yerden yere vurursa tam anlamıyla yatırım fakiri bir ülkeye dönüşürsünüz.

Son sözüm şudur: Bu aziz milletimiz elbette bu buhranlı günleri atlatacaktır, inanıyoruz ki üç beş ay sonra iktidara hesap kesecektir. Yeter artık! Söz de karar da milletindir! (CHP sıralarından alkışlar)