GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:70
Tarih:08.03.2023

ERKAN AYDIN (Bursa) - Teşekkür ediyorum.

404 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü tebrik ediyorum ancak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde bile sadece İstanbul'da 3 kişi, 3 kadın cinayete kurban gitmiştir. Buradan da ülkemizin gerçeğini göstermek istiyorum.

Konumuz deprem. Öncelikle, hayatını kaybeden 50 bine yakın yurttaşımıza Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa, ulusumuza da geçmiş olsun diyorum.

Depremin 1'inci günü Bursa'dan hareket ettik, ancak 2'nci günü hava şartlarından ve yol koşullarından dolayı Elbistan'a ulaştık. Gittiğimizde gerçekten hava çok soğuk, eksi 21 derecelere ulaştı. Her bir apartmandan, binadan sesler geliyor ve maalesef çok büyük bir faciayla karşılaştığımızı anladık. 2'nci günü akşamı devletin 4 valisi, 4 kaymakamı, bütün mülki idari amirleri, siyasi parti temsilcileri de dâhil olmak üzere bir toplantıya katıldık ve burada gerçekten irkildik. Gerçekten, Hükûmetin, devleti yönetenlerin böyle bir faciaya hiçbir hazırlık yapmadığına bizzat şahit olduk. O saatte, depremin 48'inci saatinde, nerede toplanacağız, nereye yardım gelecek, koordinasyonu kimler yapacak; hiç kimsenin bir şey bildiği yok. Krizden önce, afetten üç yıl önce Kahramanmaraş afette öncelikli bölge seçilmiş ve tatbikatlar yapılmış. Koordinatör valiler soruyor: "Yardımı kim alacaktı?" "Ben." "Nereye toplanacaktık?" "Şurası, belki burası." "Olmaz, şurası." "Arama kurtarma ekipleri nerede?" "Gelecekler, belli değil." "Asker var mı?" "Yok." "Ekip, ekipman?" Bilen yok, her şey Allah'a emanet; hepsine şahit olduk. Bunları niye söylüyoruz, önce onu söyleyelim. Sizleri eleştirmek, "Hükûmet şöyle yaptı." demek için değil, zaten bütün kamuoyu gördü. Şimdi, büyük depremler bekleniyor, Bursa'da bekleniyor, Marmara'da bekleniyor, İstanbul'da bekleniyor; bari orada hazır olalım, bunlardan ders alalım diye. 99 depreminden kimse ders almadı, alsaydı bugün 50 bin kişi ölmezdi.

Çadır... Pazartesi günü bölgeden geldim arkadaşlar, hani "Çadır dağıttık." diyorsunuz ya... Bakın, şurada, şu amca 23 kişiyle 25 metrekarelik bir çadırda yaşıyor, kendi anlattı. Yerlerde muşambalar, muşamba rutubetten mantar kaplamış, kokudan içeriye giremiyorsunuz. Teyzeye sordum: Nasıl yatıyorsunuz burada? "Evladım, yatmıyoruz, sadece sığınıyoruz, sabahı ediyoruz." dedi ama Kızılay ne yapmış? Çatır çatır parayla çadır satmış. Yetkililer "Çadır dağıtıyoruz." diyor ama öyle olmadığını yine size Bursa'dan skandal bir olayla anlatayım.

Millî Eğitim Bakanı -aynı devletin bütün kurumları seferber oldu ya- çadır gönderecek, o da söz vermiş "Haftada bin çadır bizden." diye. Kim üretecek çadırı? Bursa'da Şehit Ömer Halisdemir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi gönderecek; onlar demir aksamını yapacaklar, çadır kısmını da Bursa Osmangazi Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yapacak. Güzel, baktığınızda "tweet"ler atmışlar, reklam çekmişler; şu şekilde, burada, Ömer Halisdemir Anadolu Lisesinde çadırın demirleri yapılmış; şurada, Osmangazi Borsa İstanbul Anadolu Lisesinde çadırlar yapılmış, arkadaşlar da boy boy poz vermiş. Peki, işin gerçeği bu mu? İşin gerçeğini söyleyeyim arkadaşlar size.

Dün EĞİTİM-İŞ Sendikası Başkanı Yeliz Hanım, üyeleri açıklama yaptılar. İşin gerçeği ne biliyor musunuz? Gaziantep'ten çadırı almışlar, her bir tır için 25 bin lira nakliye vermişler; getirmişler, Bursa'daki bu mesleki ve teknik liselerinde amblemi basmışlar; Bursa'dan almışlar, tekrar deprem bölgesine göndermişler yani ne yapmış bu arkadaşlar biliyor musunuz? Bin kilometre yoldan sadece Millî Eğitim Bakanlığının mührünü, amblemini basmak için getirmişler, bunun parasını Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinden ödemişler, yetmemiş, boy boy reklam yapmışlar. Aynı işi dört beş günde...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AYDIN (Devamla) - Toparlıyorum.

BAŞKAN - Buyurunuz.

ERKAN AYDIN (Devamla) - Gaziantep'ten aldıkları çadırı yarım saat uzaklıktaki Nurdağı'na, İslâhiye'ye, Kahramanmaraş'a gönderseler belki de günlerce o yurttaşlarımız soğuğun altında, karın, yağmurun altında eziyet çekmeyeceklerdi.

Buradan soruyoruz bu Millî Eğitim Bakanına: Sırf saraya şirin görünmek için, sırf oradaki karar vericilerin kendi adlarına algı yaratmaları için bin kilometre öteye götürüp bir MEB amblemi basıp tekrar geri getirirken hiç vicdanınız sızlamadı mı? Bu işlemi de devlet bütçesinden yaparken tüyü bitmemiş yetimin hakkını hiç düşünmediniz mi? Düşündüklerini sanmıyorum çünkü şu kadar vicdanları olsa çoktan istifa ederlerdi. Komşumuz Yunanistan'ı görüyoruz, 50 kişi öldü, Ulaştırma Bakanı istifa etti; Türkiye'de...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AYDIN (Devamla) - Son, toparlıyorum Sayın Başkan. Son olarak toparlıyorum.

BAŞKAN - Depremin yaşandığı illerle ilgili...

ERKAN AYDIN (Devamla) - Hemen toparlıyorum.

BAŞKAN - Onlara özgüydü.

ERKAN AYDIN (Devamla) - Ben de depremde...

BAŞKAN - Buyurun efendim, buyurun.

ERKAN AYDIN (Devamla) - Yarın gene deprem bölgesine gidiyoruz, biz de deprem bölgelerinde bayağı kaldık Sayın Başkanım.

Azıcık vicdan olsa... 50 kişi tren kazasında öldü, Ulaştırma Bakanı istifa etti; burada 50 bin kişi öldü, ne çadırı parayla satan istifa etti ne bunları önlemekle, tedbir almakla ilgili bakanlar istifa etti; hadi onları geçtik, bir tane bürokrat dahi istifa etmedi ama bu ayıp size yeter. 50 bin yurttaşımızın -ki çok daha fazla olduğunu biliyoruz- orada kendi ailelerinin, yakınlarının içleri, vicdanları rahat olsun, inşallah altmış yedi gün sonra yirmi bir yıllık bu zulüm iktidarını hep birlikte sonlandıracağız ve önlemleri, aklı, bilimi, liyakati kullanarak güzel bir gelecek yaratacağız diyorum.

Saygılar sunuyorum.