GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: (10/462, 1737, 1908, 2372, 4832, 5448, 7097, 7098, 7099, 7100, 7101, 7102, 7103) No.lu Balıkçılık ve Su Ürünleri Sektöründe Yaşanan Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Bir Meclis Araştırması Açılmasına Dair Önergelerin Ön Görüşmesi münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:75
Tarih:20.03.2023

CHP GRUBU ADINA BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizleri burada yalnız bırakmayan SÜR-KOOP'tan değerli kooperatif başkanlarımız, dalgıçlarımız, ASOF Başkanımız, değerli balıkçılarımız, kooperatif başkanlarım; sizlere de hoş geldiniz diyorum.

1 Temmuz Kabotaj Bayramı'nda Samsun'dan yola çıktık, Hopa'ya geçtik, Hopa'dan Samandağ'a kadar Türkiye'nin 28 ilini, limanlarını, bütün alanları gezdik, sektör taraması yaptık ve bir rapor oluşturduk; geçen de söylemiştim. Balıkçılarımızı, tarım il müdürlüklerini, kooperatifleri, üst birlikleri, üniversiteleri, araştırma enstitülerini, Sahil Güvenliği, balıkhaneleri, su ürünleriyle ilgili malzeme satan yerleri, işleme fabrikalarını, soğuk hava depolarını, nakliyecileri, demircileri, ağ yapanları, üreticileri, sanayicileri, olta balıkçılarını, amatör denizcileri, çevre derneklerini ve dalgıçları tek tek gezdik. Gezerken sadece dinledik, sorduk "Sorunlarımız ne?" diye. Masabaşında oturarak kanun yazmaktansa, yönetmelik çıkarmaktansa sorunları yerinde tespit etmeyi yeğledik. Dinledik ama sorunları dinlerken çözüm önerilerini de aldık. "Bu işi çözecek kişiler, sahadaki kişilerdir." dedik. Çözüm önerilerini aldık ve bu raporu yazdık. Bu rapor, bence Türkiye'nin su ürünleri sektöründe -belki çocuklarımıza, gelecek nesillerimize yaşatacağımız- önemli roller üstlenmekte.

Ülkemizde 8.333 kilometre kıyı şeridimiz var, inanılmaz bir rakam, 177 bin kilometre akarsuyumuz var; 200 doğal gölümüz, 300 baraj gölümüz, 750 göletimiz, 33 akarsuyumuz var, potansiyel inanılmaz. Türkiye'nin yüz ölçümü 78 milyon hektar, sadece su ürünleriyle ilgilenilen kısım 26 milyon hektar, ciddi bir rakam, Türkiye'de şu anda tarımla eş değer durumda 26 milyon hektarlık alan. Biz ne yapmalıyız? Bence, Türkiye'nin dünyanın en güçlü devleti olması lazım. Maalesef, sorunlarımız o kadar büyümüş ki çığ gibi olmuş, biz araştırma komisyonu kurma gereği duymuşuz.

Şunu da söyleyeyim: Meclisin kapanmasına az kaldı, bu araştırma komisyonunun -böyle hemen oldubitti değil- kısa sürede toplanıp sorunlar tespit edilip çözüm önerilerinin önümüzdeki yasaların içine -3 madde mi olur, 5 madde mi olur- bir an önce girmesi lazım. Anca bu bir başlangıç olur, önümüzdeki süreçte de bu başlangıçla beraber yeni kurulacak Meclisle bu süreç devam eder diyorum.

"Balıkçılarımızın ve su ürünleri sektörünün sorunları" dedik. Çok sorun var, mesela ülkemizde balıkçılık faaliyetleri için belirlenen av mevsimleri ve yasakların bölgesel nitelikli hazırlanmaması, değişen iklim koşullarına göre mevzuatın güncellenmemesi balıkçıları kaçak avcılığa yönlendirmektedir. Yani ne diyoruz? Mevsimler farklılaştı, bölgeler farklı; bir yerde uygulanan bir yerde olmuyor. Mevsimlerle alakalı, özellikle iklim değişikliğiyle alakalı 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'nun yeniden düzenlenmesi gerekmekte.

Kaynakların etkin kullanımı yönünden kararların alınması, politikaların oluşturulmasında önem arz eden stok değerlendirme çalışmalarına ulusal bir program kapsamında başlanmamış olması, balık stoklarımızı tahmin etme güçlüğü ve aşırı avcılıkla stoklar tükenmektedir. Yok, verilerimiz yok, verilerimiz maalesef yeterince açıklanmıyor. Bunun için de üniversitelerimizin, araştırma enstitülerimizin bir an önce devreye girmesi lazım; bunu tetikleyecek bir çalışma, hükûmet çalışması lazım.

Deniz kirliliği... Değerli milletvekillerimizin hepsi bahsetti, deniz kirliliği balıkçılık faaliyetini olumsuz yönde etkilemekte. Evet, denizlerimizin tabanı bitmiş, müsilaj... Eskiden biz ona "kaykay" derdik de burada "müsilaj" oldu. Eskiden derlerdi ki: "Deniz her şeyi yutar." ama maalesef artık deniz her şeyi yutmuyor, kusmaya başladı, balık stoklarımızın azalmasında en büyük etken budur.

Endüstriyel ve evsel atıklar... Vatandaş fabrikasını kursun, işletsin diye o denizden alınan suyun tekrar denize verilmesi, kimyasal ve biyolojik arıtma sistemleri olmadan denize deşarj edilmesi İstanbul'u bitirdi, İskenderun Körfezi'ni bitirdi, Güllük Körfezi'ni sıkıntıya soktu, körfezlerimiz elimizden gitmeye başladı; sonra ne diyoruz? "Suçlu, balıkçı." Hiç de öyle bir şey yok, suçlu bizleriz; evimizde lavaboya yağ döken, o, çevreyle alakalı kısımda arıtma sistemlerini yapmayan bizleriz. Çevre Komisyonuna bir kanun teklifi gelmişti "Marmara Denizi'ne kıyısı olan illerde hemen endüstriyel atıkları önleyecek biyolojik ve kimyasal arıtma sistemlerinin iki yılda kurulması" diye, kanunlaştırdık; e, diğer yerleri ne yaptık? Cumhurbaşkanına bıraktık. Niye bırakıyoruz Cumhurbaşkanına? Oraları da kanunlaştıralım; 28 tane ilimiz var, birçok akarsuyumuz var denize giden, en önemli konulardan biridir.

Süre yetmeyecek, biliyorum ama... Avcılıktan çıkmayı düşünen balıkçılarımıza av tekneleriyle ilgili yeterince destek verilmemesi...

Kanal İstanbul Projesi... Kanal İstanbul başlı başına kanal ihanet projesi gibi. Denizlerimizi bilmeden Kanal İstanbul Projesi'ni uygulamaya kalkarsak biz bir sefer daha sınıfta kalırız.

Ülkemizde fiyat politikası belli değil. Balıkçı balığını tutuyor; çok balık tuttuysa az para, az balık tuttuysa çok para; bu sefer tüketici o fiyattan balık alamaz oldu. Onun için, acil fiyat politikası uygulanması lazım.

1380 sayılı Yasa'nın mağdurları var. 1380 sayılı Yasa'yı oturup baştan aşağı incelememiz lazım; değiştirilmesi, çağımıza uygun bir sisteme dönüştürülmesi lazım.

Denetimsizlik aldı başını gidiyor. Reislerimizin ve tayfalarının sosyal güvenlik sorunu var. Burada çalışan arkadaşlarımız devlet memuru gibi sabah sekiz, akşam beş işe gitmiyor; cumartesi-pazar, hafta sonu yok. Acil bir politika değişimi lazım.

Biz balıkçılar olarak birçok bakanlığa bağlıyız. Nerede ne karar alacağımız, kime gideceğimiz, nasıl bir yöntemle bize geri dönüş olacağı belli değil. 6 metrelik tekne 36 tane belge almak zorunda, hepsi ayrı bakanlıktan. Tek elde toplanması gereken bir durum söz konusu.

Sevgili AK PARTİ milletvekilleri, geçen de söyledim: Et ve Balık Kurumu vardı. Bu "balık" nerede? Bu "balık"ı niye yok ettiniz? Bu balığa düşmanlık niye? Et ve Balık Kurumunu Süt Kurumu... Tamam, ona da ihtiyaç var ama ülkede acilen balık kurumunu oluşturmamız lazım; Komisyonun yapması gereken en büyük şeylerden biri de budur.

Su ürünleri mühendislerimiz var. Açıklama yapıyoruz: "Dünyada yetiştiricilikte ihracat yapan... İşte, 1,5 milyar dolar hedef belirledik." Ya, su ürünleri mühendislerine biz imza yetkisi vermedik. Dışarıdan gelen ürünlere su ürünleri mühendisleri imza atıyor, biz Türk Hükûmeti olarak kabul etmiyoruz "Hayır efendim, su ürünleri mühendisleri imza atamaz." diye. Bizim Türkiye'nin ayıbını biz dışarıdan örtmeye kalkıyoruz. Bu kanun teklifinin içine... Ayrıca, yakın bir tarihte su ürünleri mühendislerine yetki kanununu çıkartmamız lazım.

Limanlarımız yok, limanlarımız sıkıntılı. Çiftlikler yaptırıyoruz; lojistik desteklerini sağlamadan, limanları oluşturmadan biz bunları yaptırıyoruz; balıkçılarla vatandaşları karşı karşıya getiriyoruz. İlk başta planlı olmak lazım ve ölçekli olmak lazım. Planlı ve ölçekli olmadığımız sürece bizim başımıza daha çok işler gelecek diye düşünüyorum.

İşleme, paketleme, depolama tesislerinde hijyen sorunumuz var. Ülkemizde ithalatı yapılan su ürünlerinin denetimsizliği en büyük sıkıntı, tüketiciye gidiyor. İthalat yapıyoruz, denetimsiz salıyoruz; bu, tüketiciye gıda olarak gidiyor ve dönüşünde de kanser olarak geri dönüyor.

AR-GE ve destek birimlerimizin olması lazım. Bakın, burada -süremiz azaldı- dalgıçlarımız var, bugün 4 bin dalgıcımız var, ağlıyorlar "Ne olacak bizim hâlimiz? Eve ekmek götüremiyoruz." diye. Niye düşünmüyoruz bunları? Oturalım, Komisyonda bunları tartışalım. Bir an önce çözüme ulaştırmamız gereken durumlar var.

Destek ve hibeler yetersiz. Var ama evi olmayan, tapusu olmayan adama hibe verilmiyor. Kıyı balıkçımız mağdur. Destek var, destek 1.200-1.500 lira, bu ülkede şu anda balıkçımızın durumunu düzeltecek bir hâlde değil, gerçekten de onu istemez hâle geldiler ya. Çok köklü önlemler almamız gerekir diye düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

BARIŞ KARADENİZ (Devamla) - Kotaların adil dağıtılmasıyla ilgili acil bir çalışma yapmamız lazım. Niye herkes şikâyetçi? Ben bugün balıkçı arkadaşlarımıza sordum, "Mutlu musunuz?" dedim. Bir arkadaşımız dedi ki: "Evet, mutluyuz." "Ben soruyu yanlış sordum size, özür dilerim. Ben de balıkçıyım, ben de mutluyum." dedim. Ama bu sistemde, daha doğrusu sistemsizlikte umutsuzuz arkadaşlar, umutsuzuz. Bakın, herkes buraya umut ışığı var diye geldi. Belki ekonomisi olmayan, geleceğini göremeyen, yarınının ne olacağını bilemeyen arkadaşlarımız bugün sizlerden aldığı bir umut ışığıyla burada bizlerle beraber. Lütfen, yarın bunu kulak arkası yapmayalım. Üç yıldan beri bu sektörle uğraşıyoruz. Bunu kulak arkası yaparsak hepimiz üzülürüz, siz daha çok üzülürsünüz.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Balıkçı barınaklarını kooperatiflere devretsinler.

BARIŞ KARADENİZ (Devamla) - Birçok sorun var, bunları Komisyonda tartışacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BARIŞ KARADENİZ (Devamla) - Süre vermezsiniz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Genelde vermem biliyorsunuz ama sözlerinizi tamamlamanız için ek süre veriyorum.

BARIŞ KARADENİZ (Devamla) - Teşekkür ederiz.

Bu yapılan çalışmanın sonucunda bunu araştırma komisyonuna döndüren arkadaşlarımızın hepsine teşekkür ederiz.

Meclis seçime gidiyor, burada 600 milletvekiliyle öyle ya da böyle bir dönem geçirdik, hepsine teşekkür ediyorum. Yani bu Komisyonun işlevselliği kısa süre için olacak ama çok şeyler başaracağımıza inancım tam. Bunu yakın bir tarihte göreceğiz.

Ben balıkçı kentinden gelen bir milletvekili olarak bütün Sinoplu hemşehrilerimi ve Türkiye'deki bütün balıkçılarımızı tekrar selamlıyorum, hepinize saygılar sunuyorum.

Sağ olun.