GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:76
Tarih:21.03.2023

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Değerli milletvekilleri, sözlerimin başında, biraz önce burada AKP'li hatibin söylediği "Bizim dönemimizde yapılan hastaneler depremde zarar görmedi." sözünün külliyen yalan olduğunu söylemek istiyorum. İşte, bakın, kendi çekimlerim; bu, Antakya'daki Araştırma Hastanesinin gündüzki görüntüsü, şu da geceki görüntüsü. Gidip burada tedavi olmak ister mi, bilemiyorum. Başka da bir sürü hastane var. Dahası da işte, bakın, İstanbul Kâğıthane Hastanesi 2006'da yapılmış; kendiniz boşalttınız depreme dayanaksız diye. Değerli arkadaşlar, bu hastane de 2016'da yapıldı. Ha "Bu hastane tam çökmedi." onu diyorsanız, zaten şehir hastanelerinde çökme olayı depremden daha önce başladı; daha inşaat aşamasında milletin parasına çökmeye başladınız, hâlâ da çökmeye devam ediyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, asbest, 2013 yılından önce yapılan binaların çatı kaplaması, su giderleri ve döşemelerinde kullanıldı, kırsal kesimlerde de kerpiç evlerin boya kesimlerinde kullanıldı. Doğrudan akciğer kanseri ve ilave bazı solunum sistemi hastalıklarına neden oluyor. Yine, boya yapılan her yerde kurşun bulunur. Poliklorlu bifeniller yani "PCB" dediğimiz kimyasallar da karbon, hidrojen ve klor atomlarından oluşan insan yapımı bir kimyasal grubudur. Enkaz altında kalan birçok elektronik ve diğer eşyalarda bulunuyor. O yüzden PCB'lerin potansiyel kanserojen ve diğer olumsuz etkileri var bağışıklık sistemi, diğer sistemler üzerine. Peki, siz ne yapıyorsunuz? Asbest, kurşun ve PCB'ye hiçbir şey yapmıyorsunuz. Ne molozlarda çalışan işçileri ne o çevredeki halkı ne oradaki çocukları koruyorsunuz ne de bu moloz atılan alanlarda hiçbir önlem yok. Siz hâlâ daha ilk günlerin acizliğini saklama gayretiyle "asrın depremi" deyip depremin büyüklüğü altına sığınmaya "kader" deyip geçmeye çalışıyorsunuz. Yine, şu ana kadar 50 bin insan, 50 bin canımızdan olduk, siz hâlâ helallik almaya kalkıyorsunuz. Ölüler helallik vermez, hükûmetler de helallik almaz; hükûmetler gereğini yapar, hesap verir. Yirmi yıl önce "Kader deyip kurtulamazsın." diyen Erdoğan, şimdi kendisi "kader" deyip kaçmaya çalışıyor. Bu deprem asrın felaketi olabilir ama bu asrın diğer bir felaketi de sizlersiniz. Bu depremin adı "48 saat depremi"dir; depremi 70 saniyeden 48 saate uzatan da bu Hükûmetin aciz tutumudur. Şimdi kırk gün olmuş, şimdi bile hâlâ barınma sorununu halledemeyen Hükûmet olur mu? Bakın, Hatay'da yakında sıcaklar başlayacak, o depremde akrep, yılan, çıyan bütün hepsi ortaya çıktı; o sıcaklarda onlar çadırlarda birçok sağlık vakasına neden olacak. Şimdiden bunu uyarıyorum.

İnsanlar sadece canlarını değil, tüm mallarını kaybetti. Evimiz hepimiz için küçük bir vatan, küçük vatanımızı kaybettik. Şimdi, bu büyük vatan Türkiye, o küçük vatanlarının, evlerinin yokluğunu telafi edebiliyor mu? Maalesef, edemiyor. Neymiş? Bir yıl içinde ev yapacak, iki sene ödemesiz; sonra da yirmi yılda ödeyecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Devamla) - Kimin yirmi yıl yaşayacağının garantisi var? Depremden kurtulan, bu ülkede, selden ölüyor. "Bu insanlara, evlerini, karşılık almadan bilabedel yapacaksın kardeşim, sosyal devlet bu demektir." Kim diyor bunu? 13'üncü Cumhurbaşkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu diyor. Devlet afetzedeyle ticaret yapmaz, yaralarını sarar.

Biliyorum, tüm halk olarak acımız taze, yara derin. Depremde bozuk zemin ile çürük beton arasında can veren çocukların, sel suyuna kapılan anaların, sokak ortasında vurulan babaların üzüntüsünü yaşıyoruz ama kimse umudunu yitirmesin; yüz yıl sonra yine bir Kemal, bu millete yine iyi gelecek. Bu topraklarda her zaman umut vardır çünkü her zor zamanda bir Kemal ortaya çıkmıştır. Umut, asla bu topraklardan gitmez çünkü bu ülkede Kemaller bitmez.

Teşekkür ediyorum.