GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:78
Tarih:23.03.2023

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orman Kanunu Teklifi'nin 18'inci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi ve ekranları başında bizi izleyen tüm vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Bugün ramazanın ilk günü; tüm Müslümanların, tüm İslam âleminin mübarek ramazanını tebrik ediyorum.

Evet, ormanlık alanda kesilecek ağaçların damgalanmasına ilave olarak işaretlenmesinde -bu alanda- çalışanların ücretlerinin orman sahipleri tarafından ödenmesi konusunda, kanun teklifini destekliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ormanlık alanda madencilik faaliyetleri başta olmak üzere her türlü çalışmaya ve imar düzenlemesine kesinlikle karşıyız ve bunun imara açılan tarım arazilerindeki en son sonuçlarını işte geçtiğimiz günlerde deprem ve selle gördük, ne kadar haklı olduğumuz burada ortaya çıkıyor.

Uzun yıllar ecrimisil ödeyene zilyetlik hakkı verilmesi ihtimali, ormanlarımızı da risk altına almaktadır. Çünkü işgalcilere tanınan haklar, yapanın her zaman yanına kâr kalmıştır. Meralar, ormanlar, herkese aittir, özel şahıs ve kişilere devredilemez. Orman, içi boş ekolojik alanların talan edilmesine ise hiçbir şekilde izin verilmemelidir. Maalesef, orman içi ağaçsız alanlarda, son günlerde mantar ve tıbbi aromatik bitkilerle ilgili alanlar açılmaktadır, buna bir an evvel önlem alınmalı ve bu alanların tekrar ağaçlandırılması gerekmektedir.

Aynı zamanda -Komisyonda da ifade etmiştim- 28'inci maddede Kartepe'yle ilgili bir maddemiz var ama o bölgede Alikahya çiftliğinin bu kapsama alınmaması, burada birileri tarafından bana göre kayrıldığını ortaya çıkarıyor. Bir mağduriyeti giderirken başka mağduriyetlere sebep oluyoruz. Bunun için, orman vasfını yitirip yerleşime dönüşen yerlerimiz de var. Bunlar Karadeniz'de olsun, birçok bölgede vasıflarını yitirmiş ve bu bölgelerde tapu kadastrosu geçmiş, bunlara kadastrodan tapu verilmiş ama orman kadastrosu geldiği zaman da buralar orman gözüküyor. Bu sıkıntıyı bir an evvel çözmek gerekiyor. Bu bağlamda gelin, birlikte oturalım. Bu orman kadastrosu ve tapu kadastrosundaki çelişkiyi tekrar gözden geçirip bir kadastro gönderelim. O yerler eğer imarda ise ona çözüm bulalım, eğer ormansa da orman olarak kalması gerekiyor.

Değerli Başkan, sevgili vekiller; Gaziantep'in İslâhiye ilçesi Kırıkçalı Mahallesi'nde bin dönümlük araziyi -burada bağ var, fıstık var, zeytinlik var- gidiyorsunuz imara açıyorsunuz; buraya TOKİ konut yapıyor. Aynı şey, Maraş'a geliyoruz, ceviz gen bankasının olduğu yere gidip TOKİ inşaat yapıyor. Ya, siz akıllanmayacak mısınız? Buralardan elinizi bir an evvel çekin, meralardan elinizi çekin diyoruz.

Yine benim Tekirdağ... Dün de söylemiştim, Süleymanpaşa Karaevli Mahallesi'nde gidiyorsunuz meralık alanı tarımdan, mera alanından çıkartıp buraya sosyal konutlar yapmak istiyorsunuz. Ya, hadi, oradan gidin, artık meralardan, tarım arazilerinden ellerinizi çekin diyoruz.

Bakın, Maraş depremiyle birlikte paniğe kapılan Tekirdağ Valiliği, birden 5 okulumuzu boşalttı. Ya, pandemi dönemi geçti, koca pandemi döneminde hiçbir okula el atılmadı ama Maraş depremiyle beraber Çorlu'da 5 okulumuzu boşalttık. Bununla beraber 90 küsur okulumuz şu anda depremden dolayı sıkıntı yaşıyordu ama Millî Eğitim Bakanlığımız, Tekirdağ Millî Eğitim Müdürlüğü hiçbir depremsellik çalışması yapmadan bu yerler o şekilde kaldı. Şimdi, ben buradan soruyorum Tekirdağ Valiliğine: Kaç okulun Türkiye'de Bina Deprem Yönetmeliği ve Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği'ne uygun inşa edildiğini bana söyler misiniz? Depreme karşı beton dayanıklılığı kadar zemin etüdü önemlidir. Okulların fay zonlarına yönelik konumu araştırılmış mıdır? Fay zonları üzerinde ya da yakınlarında bulunan kaç tane okulumuz vardır? Buradan Tekirdağ Valiliğine soruyorum.

Yine, hastaneler... Dün, kalktılar dediler ki: "Hiçbir hastane zarar görmedi." Hadi, oradan ya, nasıl görmedi? Bakın, Pazarcık, Defne depremlerinde Antakya Devlet Hastanesi ve İskenderun Devlet Hastanesinin zarar gördüğünü hepimiz biliyoruz yani güneş balçıkla sıvanmıyor değerli arkadaşlar. Buraya çıkıp zarar görmedi deyip ama asıl oraya gittiğiniz zaman bunu görüyorsunuz.

Yine, bakınız, Jeoloji Mühendisleri Odası, Türkiye diri fay haritasını çıkarmış ve bunu göndermiş, ülkemizde 2019 yılındaki bu haritaya göre 2.420 sağlık merkezinde sıkıntı var. Bu yerler Jeoloji Mühendisleri tarafından işaretlenmiş ama Sağlık Bakanlığı bana göre yine kafasını kuma gömmüş, hiçbir hastaneyle ilgili çalışma yapmamışlar.

Yine Jeoloji Mühendislerinin Tekirdağ'la ilgili raporuna baktığımız zaman 11 devlet hastanemizin ve sağlık ocağımızın şu anda depremsellikle ilgili sıkıntısı var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Yani Jeoloji Mühendisleri 0,5 g deprem yer ivmesiyle karşılaşma olasılığı bulunduğunu saptamıştır. Bu 11 devlet hastanemizin bir an evvel gözden geçirilmesi gerekiyor.

Yine kamu-özel tüm hastanelerin deprem dışında diğer doğal kaynaklı afetlere karşı performanslarına da bakmamız gerekiyor. En önemlisi bir de Tekirdağ ilimle ilgili, Marmara depremi olduğunda Tekirdağ'la bütün iletişim kesilecek. Burada ön plana çıkan ismini "Atatürk" olarak değiştirdiğiniz Çorlu Atatürk Havalimanı ön plana çıkacak ama Hatay'daki havalimanını gördük, onun için Çorlu Atatürk Havalimanı'nın da depremsellik açısından bir an evvel gözden geçirilmesi gerekiyor.

Bir de en önemlisi iletişimi yapamadık. Deprem bölgesine giden bir kardeşiniz olarak, ilk saatlerde giden bir kardeşiniz olarak iletişimi sağlayamadık. Karşıdan sesler geldi ama bizim sesimiz karşıya gitmedi ve bununla beraber oraya gidecek olan insanların kurtarma ekipleriyle iletişimi sağlanamadı. Bir an evvel depremsellik açısından iletişimin de göz önüne alınması gerekiyor.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.