GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:78
Tarih:23.03.2023

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Yoksulluğun yönetildiği değil, tamamen ortadan kaldırıldığı; eşit, adil, barışçıl bir iklimde olmak dileklerimle tüm ülkemize hayırlı ramazanlar diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün Dünya Su Günü'ydü. Bu kadar önemli ve hayati bir konunun tabii ki bir güne sığdırılması olası değil. Herkes biliyor ki Türkiye, sanıldığı gibi su zengini bir ülke değildir, aksine su fakiri olma yolunda gitmektedir. Bugün itibarıyla kişi başına düşen su miktarı yaklaşık 1.510 metreküptür. Bu miktarla, Türkiye, su kıtlığı çeken ülkeler kategorisindedir. Yapılan nüfus projeksiyonlarına göre 2030 yılında ülkemizin nüfusu 100 milyona ulaşacak ve kişi başına da 1.100 metreküp su düşecektir. Dolayısıyla, bu durumda, ülke su fakiri olma yolunda gitmektedir.

Tatlı su kaynaklarımızın yüzde 70'i tarımda, yüzde 10'u evsel kullanımda ve yüzde 20'si sanayide kullanılıyor yani su kıtlığı sadece yağışların az olmasına bağlı değil; iklim krizi, kuraklık ve hatalı su yönetimi politikaları yüzünden Türkiye'nin barajlarındaki doluluk oranı oldukça düştü ve ne yazık ki su kıtlığı, bu kriz giderek büyüyor ve dolayısıyla herkesin bu konuda harekete geçmesi lazım. Su yönetiminin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Bir kere, bir su bakanlığı olması gerekiyor arkadaşlar bu ülkede. Yine, su, ticari bir meta olmaktan çıkarılmalı. Küresel iklim değişikliği göz önünde bulundurulduğunda, kuraklığa dair bir strateji izlenmeli; yer altı suları ile bütün akarsuların kirletici unsurları göz önüne alındığında, su havza koruma planları mutlaka hayata geçirilmeli; yine tatlı su kaynaklarında esas, kirletmemek olmalı ve sanayi ve evsel atık sularının arıtılması, sürdürülebilir su yönetimi açısından önem taşıması gerekmektedir. Vahşi sulama yapılan alanlardan derhâl vazgeçilmeli ve bu ürünlerin kurak yerlere, çok su isteyen ürünlerinse sulak yerlere ekilerek havza bazlı tarımsal planlama yapılması gerekmektedir. Sanayide atık sular yeniden değerlendirilerek tatlı su kullanımı azaltılmalı, suyun etkin ve tasarruflu kullanımı için ilköğretim öncesinden başlamak üzere etkin bir eğitim ve bilinç oluşturmaya doğru bir çalışma yapılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, bakınız, AKP iktidara geldiğinden bu yana çiftçi tam 100 kat borçlanmıştır ilk günlere oranla. 2 milyon 800 bin olan üretici sayısı 2 milyona düşmüştür, tarımdan ve topraktan çiftçi tamamen uzaklaşmıştır, on yedi yılda 23 milyon hektardan 19 milyon hektara düşmüştür. Dolayısıyla gerçekten çiftçi üretemez duruma gelmiştir.

Yine, tabii ki deprem nedeniyle traktörü, hayvanları, toprakları... Ve göç etmek durumunda kalan insanlar nedeniyle maalesef 11 ilimizde de tarımdan gittikçe uzaklaşılmıştır. Evet, göç eden, ahırı yıkılan, traktörü enkaz altında kalan çiftçileri göz ardı etmemek gerekiyor, çok önemli bir tarım alanı içindeki bu 11 ilin payı yüzde 17 ve tarımsal üretimdeki payıysa yüzde 15'tir, bu illerdeki tarım ihracatı Türkiye ekonomisinin yüzde 8,5'unu oluşturmaktadır. Dolayısıyla Antep fıstığından pamuğa, narenciyeden mısıra, zeytine, pek çok ürünün üretildiği bu bölgede mutlaka çiftçinin desteklenmesi gerekiyor arkadaşlar. Deprem bölgesini yeniden ayağa kaldırmak zorundayız ama biz burada neyle uğraşıyoruz? Maalesef torba yasadaki maddelerle uğraşıyoruz.

Yine maden arama, çıkarma işleminden sonra tahrip olan sahaların ağaçlandırılarak ormanı var edeceğini düşünmek -en basit tabiriyle- cehalettir arkadaşlar. Çünkü orman tek başına ağaçtan oluşmuyor, orman bir canlı organizmadır arkadaşlar, onu sadece ağaç dikerek yeniden canlandırmanız mümkün değildir. Bir kere, bunu özelleştirmeye yani orman alanını özel sektöre devretmek de sadece rant alanı yaratmaktır, yerel yönetimleri devre dışı bırakmaktır. Kesinlikle ve kesinlikle, bir yer orman vasfını yitirmişse -böyle bir şey, zaten böyle bir tabir kabul edilemez ama- kaybetmişse bunun kamu eliyle düzeltilmesi zorunlu hâle getirilmelidir.

Orman Genel Müdürlüğünün bütçesi artırılmalı, küstürülen orman köylüsü refaha kavuşturulmalı, ata yadigârımız Türk Hava Kurumu orman yangınlarına karşı mücadeleye aktif bir şekilde sokulmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Ülkemizin akciğeri ve geleceğimiz olan ormanlarımızı kurtarmak için önerilerimizi lütfen dikkate alın. Siz almıyorsanız biz zaten geliyoruz, yapacağız, hiç merak etmeyin.

Dünyanın en büyük şairi Nazım Hikmet'in şiirine atıfla, yeşile düşman, ağaca düşman, ormana düşman, insana düşman bu iktidar gidecek, bir bahar ayında, 15 Mayıs sabahında 13'üncü Cumhurbaşkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'yla pırıl pırıl bir güneş doğacak.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum.