| Konu: | 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 4'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 30 |
| Tarih: | 12.12.2025 |
MURAT EMİR (Ankara) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, Sayın Turizm Bakanının Genel Kurula hitap ederken üstenci tavrını ve Genel Kurulu hiçe sayıcı tutumunu kınadığımızı belirtmek isterim. (CHP sıralarından alkışlar)
Kendisi, daha Kartalkaya faciasının bir gün sonrasında bu konuda kendisinin ve Bakanlığının hiçbir hukuki ve cezai sorumluluğu olmadığını söyleyerek hem işin içinden sıyrılmaya çalışmıştır hem de yargılamayı etkilemeye çalışmıştır. Ama kısa sürede anlaşılmıştır ki ama cumhuriyet başsavcılığının yetkilendirdiği bilirkişi raporuyla ortaya çıkmıştır ki Turizm Bakanlığı bu konudaki tek yetkili kurumdur, Bakanlıktır; burada bir tartışma yoktur. Ama buna rağmen kendisini ve Bakanlığını yargılatmamak üzere yemin etmiş ve bu konuda da hiçbir sorumluluk almamış bir Sayın Bakanla karşı karşıyayız ve hâlâ Genel Kurula ve Türk milletine yanlış, yalan şeyler söylemeye devam etmektedir.
Bakın, mesele şu: Bir defa, şu anlaşıldı değil mi? Bu yangındaki denetleme görevi yani bilirkişi raporunun "Dikkatsiz ve özensiz denetlemeler yapılmış." dediği kurum Turizm Bakanlığı. Bütün bilirkişi raporlarını bir kenara bırakıyorum ama 26 Şubatta Komisyonda Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan'ın yaptığı bir konuşmadan alıntı söyleyeceğim size sadece. Nadir Alpaslan diyor ki Komisyonda: "Pandemiden sonraydı, 2 Libyalı bir yangında öldü. Biz bunu fark ettik, bütün otellere 'Mutlaka yangın sensörü takacaksınız.' dedik; arkadaşları gönderdik, denetlettik." Bakın, burada. Demek ki neymiş? Turizm Bakanlığının yetki ve sorumluluğundaymış. Siz uyumuşsunuz, siz seyretmişsiniz. Biz size "Gittiniz de orayı yaktınız." demiyoruz, "O katilleri siz korudunuz." demiyoruz ama siz yargılamanın önünü tıkayarak aslında vebal altındasınız ve bu vebalden nasıl kurtulacaksınız, inanın bilmiyorum.
Devam edelim, yargılama meselesi... Cumhuriyet Başsavcılığı diyor ki: "Ben Bakan Yardımcısı dâhil 13 bürokratı yargılamak istiyorum. Elimdeki deliller bunların yargılanmasını gerektiriyor." Sayın Bakan "Hayır." diyor, "Hayır, yargılayamazsınız." Tekrar dava açılıyor, tekrar "Hayır." diyor. 2 defa ön soruşturma raporu hazırlattırıyor, Bakanlığının ne kadar temiz ve ne kadar bu işin dışında olduğunu anlatmaya çalışıyor. Ama özellikle 2 mağdur yakınının ısrarla Danıştaya gitmesi sonrasında Danıştay kararıyla mecburen orada bürokratların yargılanmasının önü açılıyor ve orada Bakanlığın verdiği idari karar ortadan kaldırılıyor. Sayın Bakan geliyor, burada diyor ki size gözünüzün içine bakarak: "Ben, daha Danıştay karar vermeden 'Yargılansınlar.' kararı verdim." Hayır Sayın Bakan, yapmadınız, yapmadınız. 3 kişiye "Yargılansın." izni verdiniz, bunlardan biri de stajyer. Ama mahkeme, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının sizden istediği mahkeme ve Danıştayın kaldırdığı 9 kişi daha var; Bakan Yardımcınız dışındaki bütün üst düzey, kontrolörler, onların üstündeki genel müdürler, onların üstündeki başkontrolör, hepsinin yargılanmasının önü açıldı. Siz açmadınız, siz sonuna kadar sinmeyi, saklanmayı ve yargılamanın önünü tıkamayı tercih ettiniz.
Bir de insani bir şey soracağım size ama önce şunu söylemem lazım: Bakın, diyorlar ya "Bizim sorumluluğumuz yok." mahkeme dosyasından okuyorum arkadaşlar... Aynı gün, 16 Aralıkta, aynı otelin sahipleri bir başka otelinin müdürüyle geliyorlar bu otele. Bu oteli denetleyecekler Turizm Bakanlığı yetkilileri; geliyorlar, orada güzel bir sofraya oturuyorlar, kendilerini ağırlattırıyorlar ve gidiyorlar. İşte, bu bürokratların Bakanı burada, hâlâ hiçbir sorumluluğu üstüne almıyor, hâlâ bu Genel Kurulu ciddiye almıyor, bu halkın hiçbir sorusuna cevap vermiyor. (CHP sıralarından alkışlar) Kaba, nobran, üstenci, vurdumduymaz ve vicdansızsınız! (CHP sıralarından alkışlar)
Bir soru size Sayın Bakan: Ya, gerçekten insanın kanı donar. Daha o çocuklar çığlık atarken, daha feryatlar yükselirken, alevler devam ediyorken gerçekten beş yıldızlı bir otelin spor salonunda sabah sekizde spor yapabildiniz mi? Buna yüreğiniz yetti mi? Bunu da cevaplayın Sayın Bakan.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Yedi buçukta Marriott Otel, Marriott Murat Bey. Marriott Otel'de "smoothie"sini içiyordu yedi buçukta.
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Ankara Marriott.
MURAT EMİR (Ankara) - Evet.
Şimdi, devam edelim.
LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Siz de oradaydınız herhâlde, beraberdiniz!
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Siz daha iyi bilirsiniz Leyla Hanım, kiminle gittiğini daha iyi bilirsiniz!
MURAT EMİR (Ankara) - Evet, bir defa bir soru daha sorayım: Sayın Bakan, gözünüz ne zaman doyacak? Gözünüz ne zaman doyacak, bu soruya cevap verin. Çocuklarınıza böyle bir miras bırakıyorsunuz, para pul bıraksanız ne olur? Kardeşinin bacanağına Ayasofya'yı, Efes'i önce yaptırmış ihalesiz, şimdi de işlettiriyor, biletleri onlara kestiriyor; siz de alkışlıyorsunuz, alkışlamaya devam edin!
Bakın, aynı şekilde, Yunus Emre Enstitüsü... Sormuş arkadaşlar Plan ve Bütçe Komisyonunda, "Verdik mahkemeye, yargılanıyorlar." demiş. E, herhâlde yargılanacaklar ama sizin sorumluluğunuz nerede? Naylon faturanın kralını kesmişler sizin atadığınız kişiler, Yunus Emre Enstitüsünü dolandırmışlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Murat Bey, 1.558 tane sahte hesap açıp soymuşlar.
MURAT EMİR (Ankara) - Evet, 25 bin liralık işe 2,4 milyon lira fatura kesmişler, havaalanında yakalanmışlar ama onlar yakalanana kadar sizin bu Bakanınız seyretmiş, siz de alkışlamaya devam edin! (CHP sıralarından alkışlar)
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Yazıklar olsun!
MURAT EMİR (Ankara) - Aynı şekilde, arkadaşlar, bir söz de Alevilerle ilgili söyleyelim, yeri gelmişken söylemeden geçmek olmaz. Sayın Bakan bunu büyük bir hamle gibi, büyük bir hizmet gibi söylüyor. Efendim, neymiş? Cemevlerinin elektriğini, suyunu ödemişler. Size teşekkür mü etmeliyiz? Bunca yıldan sonra, bunca yıl yok saydıktan sonra, umursamadıktan sonra, AİHM kararlarını dahi uygulamadıktan sonra, "Elektrik parası ödemiyorlar." diye cemevlerine yıllarca icra götürdükten sonra şimdi Alevileri folklorik bir öge gibi Kültür Bakanlığında bir daire başkanlığına bağlayıp oradan bir elektrik, su ödeneği çıkarıp onu ödeyip "Burada da bunu yaptık." demek için insanın yüzünün kızarmıyor olması gerekir. Daha fazla bir şey söylemiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Camilerin ödenmediğini biliyor musunuz? Camilerin ödenmiyor, camilerin.
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Osman Aşkın Bak, kendisini severiz, birlikte milletvekilliği yaptık. Ama doğrusu, biraz daha gençlerin sorunlarını bilen, anlayan, eksikleri fark etmiş ve Türkiye'ye, gençlere yani o işsiz, umutsuz; bavullarını toplamış, gidebilen gitmiş, gitmeyenin gözü dışarıda, böyle bir ülkede, işsizliğin on milyonları geçtiği bir ülkede, o ülkenin Gençlik ve Spor Bakanının daha ciddi, daha sorumlu ve geleceğe umut saçan bir tutum almasını beklerdik ama siz maalesef holiganlığı tercih ettiniz. Burada konuşulması gereken genç işsizliği; ne işte ne eğitimde olan çocukların, gençlerimizin durumu; o umutsuzluk, uyuşturucu kullanım yaşının 14'e kadar düşmüş olmasını konuşmalıyız biz burada.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son dakikayı veriyorum Sayın Emir.
Buyurun.
MURAT EMİR (Ankara) - Ve biz burada bunları konuşurken aynı zamanda "Niye bağımlılıkla mücadelede sadece günde 3 bin lira ayırdınız, 19 milyon lira ayırabildiniz?" diye bunları konuşmamız gerekirdi. Memleketi bir sanal bahis memleketine dönüştürdünüz. Gençlerin her birinin cep telefonunu "casino"ya dönüştürdünüz. Canlı bahisler, Spor Totolar, Spor Lotolar; tüpçünün oynattığı ruhsatlı oyunlar, ruhsatsız oyunlar; bütün bunlara el atması gerekirken, gençleri bunlardan korumak gerekirken geldiniz, burada binaları gösterdiniz ama bilmelisiniz ki sizin gerçekten yapmanız gereken çok şey var ve son derece başarısızsınız. O kadar başarısızsınız ki burada madalya toplamını gösterdiniz. Cesaretiniz varsa bir de şu Paris Olimpiyatları'nda hiç altın madalya almayışınızı da bir söyleseydiniz de nedenlerini burada tartışsaydık Sayın Bakan.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)