| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 31 |
| Tarih: | 13.12.2025 |
CHP GRUBU ADINA MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri...
On saniye sustum arkadaşlar sadece, ne kadar kısa bir süre değil mi? Bu on saniyede dirençsiz kentlerde binlerce insan öldü ve çarkların durması sonucu endüstri durdu ve ne yazık ki hastanelerde binlerce insan hayatı tehlikeye girdi. (CHP sıralarından alkışlar)
ÜMMÜGÜLŞEN ÖZTÜRK (İstanbul) - Bir ziyaret edin deprem bölgelerini de neler yapıldığını bir görün.
SALİHA SERA KADIGİL (İstanbul) - Arkadaş, bir dur ya! Allah Allah!
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Bir ülkenin...
Ben oradayım hanımefendi, orada yaşıyorum. Deprem bölgesinde depremi yaşamış bir insanım, depremi yaşamış bir insanım.
SALİHA SERA KADIGİL (İstanbul) - Bakan olasın mı var, Bakan mı olacaksın?
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Bu ülkenin vicdanı en çok sessizliğinde duyulur ve ölüm bir milletin aynasıdır. Türkiye'de ölümün birden çok yüzü var; bazen bir çocuk işçinin avucundaki son sıcaklıktır ölüm, bizde bir madencinin göğsünde kalan son nefestir, bazen cinayetten korumadığınız bir kadının son çığlığıdır, bazen deprem enkazında sarkan bir koldur. (CHP sıralarından alkışlar) Bazen plansızlık nedeniyle susuzlukla boğuşan ülkemde selde kaybolan bir candır, bazen bir evin çöküşünde mezar olur insanlara ve ecelsiz toprağa düşen canlar bu ülkede tesadüfen yaşadığımızı sürekli yüzümüze çarpar. Biz hâlâ "Bina durduk yere niye yıkıldı?" diye sorarız; cevap ihmalde gizlidir, cevap denetimsizlikte gizlidir. Ve enkaz altında kalan her beden, her ihmal zincirinin son halkasıdır ve bir patlamanın sesi, bir bacanın tütmemesi, bir otelin, bir iş yerinin ömür boyu tütecek yangınına dönüşür. İnsan yaşamı bu kadar ucuz olabilir mi arkadaşlar? (CHP sıralarından alkışlar) Önlemin alınmamasının bedelinin canlarla ödenmesi kabul edilebilir mi? "Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın." der Albert Camus. Ne kadar doğru bir söz, başka söze gerek var mı arkadaşlar?
Evet, MTA ve MAPEG'i konuşacağız. 49 milyar lira bütçesi var. Bu bütçeyle ülkenin ihtiyaç duyduğu enerji, maden, ham madde arama süreçleri ile doğa kaynaklı afet zararlarının azaltılması amacıyla yürütmekte olduğu jeolojik, jeofizik haritaların alımı, kıta kabuğu, heyelan, sıvılaşma, volkanik araştırmalar, tıbbi ve çevre jeolojisi çalışmalarıyla mavi vatanda kaynak araştırması süreçlerinin yürütülmesi mümkün değildir arkadaşlar. Yetersiz bütçe nedeniyle enerjide her yıl ortalama 50-60 milyar dolar dış açık vermekteyiz. Ülkemizde 14 volkanik kökenli doğal jeotermal kaynak bulunmaktadır ve sadece 10-15 sondajla bunları yüzeye çıkarmaya çalışıyorsunuz. Yerli ve millî bir kaynak olan jeotermal kaynak aslında doğal gaza alternatiftir, yurt dışından aldığınız doğal gaza. Yine, enerji ve endüstriyel ham maddelerle maden, petrol ve ülkenin afet zararlarının azaltılması konusu için de bu durum geçerlidir. Enerji ve madencilik alanında dış açık veren bu stratejiden vazgeçilirse on yıl içerisinde bu 50-60 milyarlık dış açık kapatılabilir.
MTA ve MAPEG gibi tüm kamu kurumlarında yoksulluk sınırı altında yaşayan ve ücret alan kamu mühendisleri, mimarlar ve şehir plancıları var arkadaşlar. Bunların bir türlü ücretlerini iyileştirmediniz. İşsiz binlerce mühendis var, bunların planlı bir şekilde kurumlarda istihdamının sağlanması gerekiyor ve derhâl bir mühendislik yasasının çıkarılması gerekiyor.
Değerli milletvekilleri, gelelim MAPEG'e. AKP'nin yürüttüğü madencilik politikaları nedeniyle, Allah aşkınıza, bu ülkede bir tek vatandaşın madenlerimizin korunduğuna dair düşüncesi var mı arkadaşlar? (CHP sıralarından alkışlar) Sömürge madenciliğine karşı bütün ülke ayakta; Artvin'den Muğla'ya, Hakkâri'den Edirne'ye ülkenin yağmalanmayan ne bir tek noktası kaldı ne denizi kaldı ne kıyısı ne tarımı ne sulak alanı ne vadisi ne su havzası ne merası ne zeytinliği ne ormanlığı kaldı. Yani kısaca, korunmaya değer ne kadar alan varsa ulusötesi ya da onların iş birlikçileri şirketlerin yağması ve talanı altında. (CHP sıralarından alkışlar)
Evet, sevgili milletvekilleri, böyle yürütülen bir madencilik politikasının ülkeye katkısı oluyor mu, soruyorum sizlere. Bugün bırakın nadir toprak elementlerini ayrıştırmak, onları elde etmek ve daha demir ile kromu bile ayrıştıramayan bu ülkede o bilgi teknolojisine ve laboratuvara sahip olmayan bu ülke, madenleri nasıl koruyacak arkadaşlar? Madenlerimizin önemli bir bölümü...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - ...ham madde hâlinde başka ülkelere gönderilmektedir.
Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında halkçı bir madencilik yapılacak, kamusal madencilik yapılacak ve halkın yararına, halkın hem doğasını koruyan hem çevresini koruyan bir madencilik faaliyeti yapılacak.
Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında her şey çok güzel olacak arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)