GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:33
Tarih:15.12.2025

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, kıymetli Bakanlarımız ve değerli bürokratlar; tabii, Sayın Hazine ve Maliye Bakanımızı dinlerken tozpembe bir Türkiye tablosu çizdi. Doğrusu, Sayın Bakanı dinleyen milyonlarca asgari ücretlinin, milyonlarca emeklinin, milyonlarca işsizler ordusunun, kısaca milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının Sayın Bakana ve Hükûmete haksızlık ettiğini gördüm çünkü ülkede açlık diye bir şey yok, derin bir yoksulluk yok, kent yoksulluğu diye bir kavram yok ama biz boşu boşuna Sayın Bakanı ve Sayın Hükûmetini eleştiriyormuşuz duygusuna kapıldım.

İkincisi, Sayın Bakanım, iki özelliğinize gerçekten hayranım; bir, sabrınıza; iki, polyannacılığınıza. Sabrınıza şundan dolayı gıpta ediyorum: Çünkü sizin de bilmediğiniz şeyleri size anlatmıyorum, bizden daha iyi biliyorsunuz. Hukuk devleti olmadan, yargı bağımsızlığı olmadan, yapısal reformlar olmadan sadece sıcak parayla, evet, bu ülkenin kısa süreli mali sorunlarına para getirebilirsiniz ama bunun bütçeye, halka, vatandaşa derin yoksulluk getireceğini, borçlarımızı kat kat artıracağını bizden daha iyi biliyorsunuz. Zannedersem, ilk hükûmet kurulduğunda eski, reel olmayan politikaların terk edildiğini ve artık bundan sonra reel politikalara dönüleceğine dair Sayın Cumhurbaşkanının taahhütlerine güvenerek bu işe girdiniz ama bir türlü de çıkamıyorsunuz çünkü hükûmetinizde istifa mefhumu ortadan kaldırıldığı için, herhâlde bir an önce beni de affetseler de kurtulsam düşüncesindesiniz çünkü bu hükûmet sizin kariyerinizi de tehlikeye atıyor. Dolayısıyla memnun olmadığınızı gayet iyi biliyorum ama bu memnuniyetsizliğe rağmen memnunmuş gibi davranmanıza da hayran olduğumu bir kez daha ifade edeyim Sayın Bakanım.

Arkadaşlarımız geniş değerlendirmelerde bulundu, ben sadece birkaç konu üzerinde durmuş olacağım. Birincisi, gelir vergisi dilimi. Siz işbaşına geldiğinizde -2002'deki AK PARTİ iktidarını söylüyorum- gelir vergisinin ilk dilimi asgari ücretin 20 katıydı, 2025'te 0,5 katına düştü ve 2026 bütçesinde de gelir artışı hedefi olarak yüzde 65 planlıyorsunuz. Sayın Bakanım, yeniden değerleme oranının üzerindeki bu yüzde 65'i neye bağlayacağız? Siz bu ilk dilimdeki birçok kesimin ödediği vergiyi adil buluyor musunuz? Bu dilimleri daha da yükselterek adil bir vergilendirme politikası için hükûmetinizin icraatları veya hedefleri var mıdır?

İkincisi, enflasyon hedefi 2026'da orta vadeli planda yüzde 16 olarak öngörülüyor ve maaş artışlarını da bu beklenen enflasyona göre, hedef enflasyona göre açıklıyorsunuz ancak piyasa beklentileri yüzde 25-30 bandında. Dolayısıyla maaşların bu hedef enflasyona göre düşük kalmasının alım gücünü etkileyeceğini çok iyi biliyorsunuz. Buna dönük bir refah payıyla ilgili önleminiz var mıdır? Şayet enflasyon bu oranda gerçekleşmezse ki ödediğiniz maaşlar geçmiş enflasyon farklarını karşılıyor ama buna rağmen bir refah payı düşünüyor musunuz?

Üç; sabrınıza hayranım demiştim çünkü tasarruf paketi olmadan başarılı olamayacağınızı zaten siz de defaatle ifade edip tasarruf genelgesi yayınlamıştınız. Tasarruf genelgesine rağmen araç sayısı 111 binden 120 bine çıkmış, kiralama giderleri ise yüzde 100 artmış. Bu, hangi bakanlıklar veya kurumlardan kaynaklanıyor? Buna dair bir önleminiz var mı? Bunu da merak ettiğimizi ifade edelim.

Bir diğeri, kur korumalı mevduat. Hep günah keçisi arıyorsunuz ama kur korumalı mevduat da şu anki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın oluru ve tasdikiyle olan. Hatırlarsanız geçmiş dönemdeki Ali Babacan ve Sayın Ahmet Davutoğlu'yla ilgili her olumlu şey gündeme geldiğinde "Ben imza atmasam onlar ne yapabilir ki?" diyerek başarıyı sahipleniyordu. Peki bu kur korumalı mevduatın bir günah keçisi varsa Sayın Cumhurbaşkanını nereye koymak lazım? Bu kur korumalı mevduat dönemin ekonomik şartları sebebiyle Hükûmetinizin müracaat ettiği zaruri bir düzenleme ise sizden önceki arkadaşları niçin bu kadar hakir görüyorsunuz, niçin onları bu kadar eleştiriyorsunuz? Yok, o dönemin şartlarında da bu ülkeyi zarara uğratan bir politikaysa hiç olmazsa Sayın Cumhurbaşkanımızın ve önceki Hükûmetin vatandaştan ve milletten "Allah bizi affetsin." şeklinde bir af dilemelerini talep ediyor musunuz?

Bir diğeri de asgari ücret ve açlık sınırı. Siz dolar kurundan hesaplamalar yaptınız ama asgari ücretin 22.104 TL olduğu yerde açlık sınırı 29.828 Sayın Bakan yani açlık sınırının bile altında bir asgari ücret var. Dolayısıyla bu açlık sınırının altında asgari ücret alanlara hâlâ dolar hesabı yapmayı düşünüyor musunuz? Bu konudaki cevabınızı da merak ediyorum.

Bir diğer önemli husus şu: Sizden önce Merkez Bankası rezervlerinin maalesef amacı dışında kullanıldığını ve hatta son seçimi kazanmak için de bu rezervlerin kullanıldığını çok iyi biliyoruz ve siz de geldiğiniz günden beri bu rezervlerin azlığından şikâyette bulunuyorsunuz, bu rezervlerin de olası ekonomik krizlere karşı tutulduğunu söylüyorsunuz. Hoş, bu rezervlerin 19 Mart operasyonuyla ilgili kullanıldığı dönemde de "Zaten biz bunu bugünler için tutuyorduk." diyordunuz. Dolayısıyla, siz bu rezervleri AK PARTİ'nin siyasi operasyonları için mi tutuyorsunuz, yoksa beklenmedik ekonomik krizler için mi tutuyorsunuz? Bu konudaki görüşünüzü de merak ediyorum.

Bir diğeri de bu rezerv kalitesiyle ilgili söyleyeceğimiz husus "carry trade" dediğimiz sıcak para kaynaklı rezerv artışı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Şimdi, dolayısıyla, 86 milyar dolarlık bir brüt rezervin içerisinde vadesi bir yıldan kısa olan bu sıcak paranın payı ne kadardır? Olası bir faiz indiriminde bu sıcak para ülkeden ani olarak çıkarsa buna karşı bir tedbiriniz var mı? Bu rezervin sadece miktarını değil, kalitesini arttırmaya dönük Hükûmetinizin herhangi bir çabası var mıdır? Bu konudaki sorularımıza da cevap vermenizi istirham ediyorum.

Sayın İçişleri Bakanımıza öncelikle bir başsağlığı diliyorum, hem size hem Meclisimize hem de milletimize; biz bu bütçe görüşmelerini yaptığımız sırada Keçiören'de maalesef bir polis memuru daha intihar etti Sayın Bakanım; başta siz olmak üzere hepimizin başı sağ olsun. Dolayısıyla, intiharı önleme eylem planınız var mı? Çünkü 2025 yılında 77 polis memurumuz intihar etti. Bununla ilgili bir çalışmanız var mı? Bu intiharların sebebiyle ilgili Meclisimizi bilgilendirmeyi düşünüyor musunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Yine, trafik cezalarında 2024 yılında 21,2 milyar TL'lik bir gelir elde edilirken, 2025 yılında bu 63 milyar TL'ye çıktı. Siz bu parayı nerede kullandınız? Bütçe açığını... Faizcilere mi ödediniz, yoksa bu tahsil edilen paraları yol geometri düzeltmesi, kör nokta aydınlatması ve akıllı sinyalizasyon gibi trafik kazalarını önleyen çabalarda mı kullandınız? Bu paranın ne kadarının önleyici tedbirlerde kullanıldığına dair Meclisimizi bilgilendirirseniz memnun oluruz.

Bir diğer husus, Sayın İçişleri Bakanımız, organize suçlarla ilgili elbette çabanızı takdir ediyoruz ama bunun bir medya şovuna, bir operasyon şovuna dönüştürülmesine de karşı olduğumuzu buradan bir kez daha ifade edelim. Herkesin çoluk çocuğu var, herkesin masumiyet karinesi, herkesin beraatizimmeti esastır. Dolayısıyla bu operasyonları yaparken şafak operasyonlarıyla insanların boy boy fotoğraflarını ifşa etmenin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

...medyada bunların boy boy fotoğraflarını ve isimlerini ifşa etmenizin masumiyet karinesiyle ne kadar bağdaştığını düşünüyorsunuz? Bugüne kadar 80 bin operasyon yaptınız -elbette tutuklama olmasın isteriz- ama sadece bu 80 bin operasyona karşın 2.334 kişi tutuklandı. Yani sizin verdiğiniz bir karar değil elbette tutuklama ama görülüyor ki bu operasyonların medya eliyle yapılması gerçekten bir hukuk devletine yakışmayacak oranda bir algı yönetimine doğru gidiyor; buna yönelik önleyici tedbirler almayı düşünüyor musunuz?

Yine, ön istihbarat ve delillerin toplanmasıyla ilgili daha detaylı bir çalışmadan sonra bunları kamuoyuyla paylaşmayı düşünür müsünüz, yoksa sadece "İş bizden çıktı, bundan sonra iş mahkemelerin ve yargının." deyip yargısız infazlardan, medya şovlarından biriminizin vazgeçmesini de düşünüyor musun? Çünkü bu önemli bir sorun. Çabalarınızı takdir ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Son bir dakikayla toparlayayım.

BAŞKAN - Peki, son bir dakika, buyurun.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Suç örgütlerine, organize suç örgütlerine karşı mücadelenizi takdir etmekle birlikte Sayın Bakanım, bu masumiyet karinesi, beraatizimmet ve herkesin bir aile, çoluk çocuk sahibi ve sosyal bir çevre sahibi olduğunu asla ve asla gözden kaçırmamanızı, bir gün sizin de bir sevdiğinizin bu şekilde bir algı operasyonuna elbette kurban gitmesini istemeyiz ama olabileceğini düşünerek bir empati yapmanızı istirham ederiz.

Bir diğer konu kayyumlar. Siz, İçişleri Bakanı olarak bir taahhütte bulundunuz, dediniz ki: "İlk derece mahkemeleri mahkûmiyet kararı vermeden benim dönemimde hiçbir kayyum ataması yapılmadı, tutuklamalar istisna." Esenyurt Belediye Başkanı tutuksuz olarak yargılanıyor. Bu istisnanızı bozacak mısınız? Yani kayyum atamaya devam mı edeceksiniz, yoksa gözden geçirip "Evet, benim ilk derece mahkeme kararı olmadan hiçbir kayyum atamam olmayacak." sözünüzün arkasında mısınız?

Teşekkür ediyorum.