GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:34
Tarih:16.12.2025

CHP GRUBU ADINA ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım ve değerli emekçi arkadaşlar; hepinizi selamlıyorum.

Sayın Bakan, size dönük konuşmak isterdim ama bu bütçenin sizin bütçenizin olmadığını biliyorum. Bu bütçe, sultanizmin bütçesi yani kayınpeder, damadın 2018'den beri yarattığı büyük tahribatın bütçesi. (CHP sıralarından alkışlar) Bu bütçede 2018'den beri en çok artan kalemin faiz olduğunu göreceksiniz, tam 30 kat faiz artışını görüyorsunuz.

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Sayın Başkanım, Bakan buranın fotoğrafını çekemez, videoya da çekemez. İç Tüzük açık ve net, İç Tüzük'ün aksine hareket ediyor.

CAVİT ARI (Antalya) - Bu tarafı çekin Sayın Bakan, bu tarafı.

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Sayın Başkanım, böyle bir şey olabilir mi ya!

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Yine, aynı tarihsel dönemde en çok artan yapının maalesef kamu-özel iş birliğiyle ilgili yapılan ödemeler olduğunu görüyorsunuz. Bütünüyle baktığımızda, bu bütçe sarayın bütçesidir ve bu sarayın bütçesinden Mehmet Şimşek'in rızasıyla bakanlıklara ayrılan, özellikle Tarım Bakanlığına ayrılan sadaka ve nafaka bütçesidir, size de sadece bunu dağıtmak düşmektedir. Böyle bakınca ne yazık ki şunu görüyoruz açık ve net bir şekilde: Bu iktidar, yarattığı bu ekonomik kriz nedeniyle bunun bedelini halka ödetmek istemektedir. Bugün gördüğümüz açık, net şudur: Değerli arkadaşlarım, iktidar, halkın üzerine yüklediği yoksulluk, çaresizlik ve bütün yağma talan politikasının bedelini halkı soyarak, vergileri sonuna kadar alarak yol yürümeye çalışmaktadır. (CHP sıralarından alkışlar) Bunun adı şudur: Rıza göstermeden ortaya konan soygun bütçesidir, âdeta halkı kemiklerine kadar soyma noktasına gelmiştir. Şunu açıkça söyleyelim: Dolar eğer yirmi üç yılda tam 30 kat değer kazanmış ve TL 30 kat değerini kaybetmişse, siz bu ülkenin kaynaklarıyla üretim yerine ithalatı ikame etmişseniz elbette bugün bu krizin altından çıkamazsınız. Dolayısıyla, krizi gidermenin yolu iktidarı değiştirmekten geçmektedir çünkü bu iktidar kaldığı sürece bu kriz derinleşecektir.

Tarım meselesine gelince de açıkça şunu söylemek lazım: Bugün tarıma ayrılan kaynak ne yazık ki söylediğiniz samimiyeti ortaya koymak açısından "Millî güvenlik meselesi, millî güvenlik kadar önemli." diyorsunuz, millî güvenliğe 2 trilyon 155 milyar harcanacak, olabilir, peki ya tarıma? 542 milyar. Nerede bu samimiyet? (CHP sıralarından alkışlar) Aynı şekilde, faize 2 trilyon 750 milyar harcayacaksınız, peki ya tarımsal desteğe 168 milyar, tam 16 kat daha fazla faize para veriyorsunuz. Doğal olarak bu, şunu göstermektedir: Bu bütçenin çiftçinin, üreticinin, halkın, 86 milyon tüketicinin bütçesi olmadığı çok açık ve nettir. Şunu yine net bir şekilde ortaya koyalım, çıkıyorsunuz, diyorsunuz ki: "Gayrisafi millî hasılada Avrupa'da 1'inciyiz, dünyada 4'üncüyüz." Rakamlarla her şeyi ortaya koyabilirsiniz, faşizmin, Goebbels'in, Hitler'in modeli de böyleydi zaten, bir benzerini bugün yaşıyoruz. Raporlar ortada, 2010-2024, on dört yıllık tarihsel süreçte tarımsal gayri safi mili hasıla performansı büyümede dünya yüzde 76, Çin yüzde 124, Hindistan yüzde 124, Amerika yüzde 70 ve bizim çok arkamızda yer alan iki temel ülke Meksika ve Bengladeş yüzde 156; biz sadece yüzde yüzde 6. Rezil kepaze ettik, dünya ortalamasının neredeyse tam 10 kat gerisindeyiz. Sadece bu mu? Değil. 168 milyar ayırdınız, 168 milyar, çiftçinin bir yılda kullanacağı mazotunun bedelidir arkadaşlar, bir yılda kullanacağı mazotun bedelidir. Yine aynı şekilde, 168 milyar ne yazık ki çiftçinin hiçbir sorununu çözmeyeceği gibi halkı ithalata mahkûm eden, tarımı ithalata mahkûm eden bir modellemedir. Yine, sizin söylediğinizle söyleyelim, Avrupa Birliğinde gayrisafi millî hasılada 1'inciyiz. Peki soru şu: Avrupa Birliğinde olan bir Alman çiftçisi 45 bin dolar almaktadır, İtalyan çiftçisi 18 bin dolar almaktadır, Fransız çiftçisi 30 bin dolar almaktadır, Türkiye çiftçisi 5.300 dolar. Ben utanıyorum da siz utanmıyor musunuz? Ben sıkılıyorum da siz sıkılmıyor musunuz? Ben milletvekili olmaktan da siyaset yapmaktan da üzüntü duyarken siz hangi vicdanla evinize gidiyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Dolayısıyla bu net şeyleri söylemekte büyük yarar var.

Değerli arkadaşlarım, orman meselesini -zaman daraldı- söyleyeyim. 2002'den bugüne kadar 12 milyon dönüm arazi irtifa, izin meselesiyle maalesef yandaşlara peşkeş çekilmiştir. Bugün 800 bin dekar orman yangını vardır. 59 milyar lirayla ormanın hiçbir sorununu çözemezsiniz; sadece ormandan keçiyi kovarsınız, koyunu kovarsınız, köylüyü kovarsınız, oraya müteahhidi, oraya madenciyi, oraya enerji şirketlerini koyarsınız.

Son olarak Doğa Koruma ve Millî Parklar... Net söyleyelim, 8 milyar lirayla o doğa koruma ve millî parkları korumak yerine ticarileştirirsiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Sayın Bakan, sadece şunu söyleyeceğim, farkında mısınız, son çıkan bütün kanunlarda yetkiniz alınmakta, yetkiniz alınıyor, MAPEK'e yetki veriliyor, yetkiniz kısılıyor.

BAŞKAN - Peki teşekkür ederim.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Dolayısıyla şu anda yaşadığımız süreç Türkiye'de tarımın, ormanın ve millî parkların yok edilmesi sürecidir yani kısaca şunu söylemek de yarar var, çok net bir şekilde...

BAŞKAN - Söz sırası Sayın Ayhan Barut da.

Buyurun Sayın Barut.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Sayın Başkan, tek söz.

BAŞKAN - Ya, süreniz belli Sayın Milletvekili.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Tek söz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Ya, bırakın bunları ya.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Kul hakkı yemekle kul hakkı yiyenler ibadetle arınmaz. (CHP sıralarından alkışlar)