GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:36
Tarih:18.12.2025

CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan, zatıalinizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

"24'üncü bütçemizi yapıyoruz." diye övünüyorsunuz; iyi, güzel, bir itirazımız da elbette olmaz ama bu yirmi dört yılda Türkiye'de öyle şeyler oldu ki bazen şöyle bir düşünmeniz lazım... Hatta geçen kendi kendime dedim ki: Ya, Allah'tan bir şey istesem, ne isteyeyim bu millet için? Dedim ki: Sayın Erdoğan'ın rüyasına Hazreti Ömer teşrif etsin. Çok iyi olur diye düşündüm. Bu yirmi dört yılda bütçe demek hak, hukuk, adalet, ekmek, kur, vergi, faiz... Şimdi, sizin döneminizde şu oldu: Eskiden Vehbi Koç ile müstahdem Ahmet Efendi aynı ekmeği yerdi, aynı ekmeği; şimdi öyle değil, ekmeği bile kategorize ettiniz siz. Nasıl? Bir grup var ki ekmeği Halk Ekmekte kuyruğa giriyor, yağmur altında, 10 liradan alıp yiyor.

SELAMİ ALTINOK (Erzurum) - Ya çeşitliliği...

ENGİN ALTAY (Devamla) - Bak, Şahin Tin gibi olursun.

Bir grup var ki ekmeği marketten alıyor, 15 liraya ama bir grup var ki bunlar özel fırınlarda üretilen yok tam buğday, yok karabuğday, yok ekşi mayalı; kaç lira biliyor musunuz? 65 lira, aynı gramaj, 65 liraya da ekmek yiyen var, 10 liraya yağmur altında kuyrukta bekleyip ekmek yiyen var; tablo bu. Şimdi, bütçeyle övünelim güzel, 19 trilyon gider, 16 trilyon gelir, açık peşinen 3 trilyon. Arkadaş, çok değil beş sene önce sizin bütçeniz 2020'de 1,95 trilyondu ya, yani şimdiki açığınız beş sene önceki bütçenin 2 katı, 3 katı. Bu kabul edilebilir mi? Açık yamadır, deliktir, nereden kapatacaksınız? (CHP sıralarından alkışlar) Vatandaştan, Halk Ekmekte 10 liralık ekmeği almak için bekleyen garibandan... 65 liralık ekşi mayalı ekmek yiyenden kapatmayacaksınız; buna üzülüyorum.

Değerli arkadaşlar, şimdi, cebimizdeki en büyük para 200 TL. Ne zaman yaptık bunu? 1 Ocak 2009'da, en büyük banknotumuz kırmızı çıktı, pek de ortalarda gezmezdi bulunmazdı. 100'lükle dönüyordu hayat, sonra ne oldu? 200 lira -dolar 1,52-en büyük banknotumuz 135 dolara karşılık geliyordu. 24'üncü bütçenizde geldiğiniz nokta 200 lira 5 dolar bile etmiyor, 4,7 dolar. Eğer bu bir başarıysa Şamil Ağabey, biraz sonra çık, gel bunu savun ya!

CAVİT ARI (Antalya) - Getirdikleri nokta bu Başkanım.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Gel bunu savun "Bu doğru." de, tablo bu. Başka hesaba gerek var mı bilmiyorum, Sayın Erdoğan'ın tabiriyle, "nereden nereye" 135 dolardan 4,7 dolara. (CHP sıralarından alkışlar)

CAVİT ARI (Antalya) - Ya, bir de gülüyorlar.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, bütçe dediğiniz faizdir, yatırımdır, dengedir. Çok geri gitmeye gerek yok, Sayın Şimşek burada yok ama onun devraldığı Türkiye 2024 bütçesi, 1,275 trilyon faiz -şimdi bütçelerde bu faiz ve yatırıma bakmak lazım- yatırım ne? Şimdi, kesin hesabını görüştüğümüz 2024 yatırımı 1 trilyon 585 milyar ve 315 milyar yatırım bütçemiz faizin önünde. İyi mi, kötü mü? E, iyi gibi duruyor 2024. Şimdi içinde bulunduğumuz yıla 2025'e geldiğimizde bütçemizden faize ayrılan para 2 trilyon 52 milyar, 1 trilyon 651 milyar yatırım. Hani demin iyiydi ya, yatırım faizden büyüktü, şimdi faiz yatırımdan 401 milyar TL daha büyük. Buna bütçe denir mi yahu! (CHP sıralarından alkışlar) Hani nas nerede, nas? Gelelim bu yaptığımız 2026'ya, durum daha da vahim, durum şu: 2 trilyon 742 milyar liralık faiz bütçesini görüşüyoruz şu anda, yatırım 1 trilyon 834 milyar; makas, fark 908 milyar TL yani 1 trilyon. Millet de televizyonu açmış, diyor ki "Mecliste bütçe var. Benim kasabama, ilçeme, şehrime acaba hangi yatırımlar gelecek?" Ne gelecek? Hiçbir şey gelmeyecek, bütün para olduğu gibi faize gidecek. (CHP sıralarından alkışlar) Ey AK PARTİ'liler! Şurada oturuyor, üstat İlhan Kesici'nin güzel bir lafı var: "Bu baş bu yastıktan kalkmaz." Maalesef, bu baş bu yastıktan kalkmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, uluslararası toplantılarda -Fatih Bey bilir- hep derim ki "İnsanlık hızla gelişirken insanilik ölüyor, insaniliği kaybediyoruz." Bunu KEİPA toplantılarında müteaddit defa söylerim ve Gazze için bunu daha çok söylerim, Gazze için ama Türkiye'deki 86 milyona baktığımız zaman, sizin bu 24'üncü bütçenizin neticesinde sade insanilik değil Türkiye'de insanlık da ölüyor. Bu kadar adaletsizlik gerçekten olmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

Beştepe'de bir saray var; İngiltere'de, Londra'da da bir saray var hem İngiltere'de yönetim resmî olarak krallık. İngiltere'de saray sembolik, parlamento işlevsel; Türkiye'de, maalesef, üzülerek söylüyorum, bu Parlamento sembolik, işlevsel olan saray; bu da kabul edilemez. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, demokrasi bir tepki ve protesto rejimidir; bunu, yönetenin, yürütmenin çok iyi bilmesi ve kabul etmesi lazım. Zamanım kalırsa size Demirel'den bir anekdot anlatacağım.

BAHADIR NAHİT YENİŞEHİRLİOĞLU (Manisa) - İngiltere'de hiçbir sarayı sembolik... 350 tane odası var İngiltere'deki sarayın. Hiçbir şey sembolik değil.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Fakat mahkeme kararlarının meşruiyeti de kamu vicdanındaki karşılığı kadardır. İstediği kadar Yargıtayı onaylasın, bilmem ne olsun; Ekrem İmamoğlu davasının meşruiyeti başlarken düşmüştür. Toplumun yüzde 70'i bu davanın siyasi bir hamle olduğunu bilmekte ve inanmaktadır. Mahkeme ne karar verirse versin bu dava kamu vicdanında peşinen düşmüştür. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, zamanımız dar, şimdi ben size siyasette hoşgörüyle ilgili bir yaşanmışlığı anlatmak istiyorum. Bunu 27'nci Dönemde anlatmıştım ama 28'inci Dönemdeki yeni gelen arkadaşların da bilmesi lazım. Daha önemlisi, saraydan bizi izleyenler varsa belki onlara da bir vicdani basınç olur. Yıl 1979, Antalya Serik'te vatandaşın biri kahvehanede Başbakan Süleyman Demirel'e sövüp saymış. Demirel Başbakan olduğu için savcı resen soruşturma başlatmış, vatandaş sözünü geri almayınca tutuklanmış. Yaşar Topçu -benim de hemşehrim, Sayın Bakanımız- Demirel'in avukatı rutin sabah görüşmesine gider "Ne var ne yok Yaşar?" "Yaramaz bir şey yok ama bilginiz olsun, Antalya'da bir vatandaş size galiz küfür ettiği için hâkim onu tutuklamış siz Başbakan olduğunuz için. Vatandaşı tutuklamışlar, mahkeme 'Şikâyetçi misiniz?' diye soruyor." der. Biri o dönemin Başbakanı, şimdiki de Cumhurbaşkanı; farkı görelim diye bunu anlatıyorum. Demirel der ki: "Başbakana hakaret etti diye vatandaş tutuklanır mı yahu?"

SELAMİ ALTINOK (Erzurum) - Yanlış yapmış.

ENGİN ALTAY (Devamla) - "Yaptığımız uygulamalarla kim bilir adamı nasıl bunalttık ki bize galiz küfürler etmiş. Hemen git o vatandaşı hapisten çıkar, gel; sevaba girersin." Süleyman Demirel. (CHP sıralarından alkışlar) Ve Yaşar abi hakikaten gider, hâkime müracaat eder, mahkemeye -müdafi mi diyorsunuz, hukukçular bilir- girer ve Demirel adına beraatini ister.

SELAMİ ALTINOK (Erzurum) - Yanlış o, yanlış; kimse kimseyi gidip de...

ENGİN ALTAY (Devamla) - Demirel'e küfür etmiş adamın Demirel'in avukatı beraatini istiyor. Tayyip Bey ne yapıyor? Saraçhane'de kendisine tepki gösteren 190 gencecik çocuğumuza bayramı cezaevinde geçirtiyor. O da siyasetçi, bu da siyasetçi. (CHP sıralarından alkışlar) Bunlar kabul edilemez arkadaşlar, bunlar doğru işler değil.

SELAMİ ALTINOK (Erzurum) - Yanlış yapmış, yanlış, yanlış.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Son sözüm şu olsun: Bu arada, Covid'le ilgili hazırladığınız teklif eksik. Size de telefon geliyor, bize de geliyor; üç yılı beş yıl yapın, binlerce insan bu Meclisten önümüzdeki hafta görüşeceğimiz Covid yasasıyla ilgili güzel ve hayırlı haberler bekliyor, bunu da söyleyeyim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) - Süre vermeyecek sanıyorum. Bütçeniz hayırsız ama Allah milletimizin yardımcısı olsun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Altay, siz yıllarca Grup Başkan Vekilliği yapmış çok değerli bir milletvekilimizsiniz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN - Ben inisiyatif alarak size süre vermek istiyorum, kullanmak istiyorsanız buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Çok teşekkür ederim ama burada beş dakikadır "adalet" diyen biri olarak ben toleransınıza çok teşekkür ediyorum, almıyorum. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)