| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 38 |
| Tarih: | 20.12.2025 |
CHP GRUBU ADINA İBRAHİM ARSLAN (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına hepinizi en içten saygılarımla selamlıyorum.
Haftalardır aslında bir bütçeyi konuşuyormuş gibi görünüyoruz ama "-mış gibi" "-miş gibi" bir yönetme anlayışını aslında konuşuyoruz. Sanki adil gelir ve vergi paylaşımı varmış, sanki giderler kontrol altındaymış, sanki bütçe dengedeymiş gibi, sanki refah artıyormuş, sanki yoksulluk azalacakmış gibi. Bu konuştuklarımız sadece ekonomiyle de sınırlı değil, aslında demokrasimizde, insan hak ve özgürlüklerinde, hukuk devletinde, millet iradesinde de "-mış gibi" yönetim anlayışını konuşuyoruz. Bu bütçeyle birlikte o nedenle, aslında olmayanı varmış gibi gösteren bir anlayışı konuşuyoruz.
Bütçe görüşmelerinde bir gelişmeye daha tanık oluyoruz sevgili arkadaşlar, o da iktidar temsilcilerinin kullanmış oldukları dil. Bazen inkârcı, bazen etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen itirafçı, bazen de iftiracı gibi davranıyorlar. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) İşlerine geldiğinde 2002 yılını referans alıyorlar ama işlerine gelmediğinde 2023 yılı Mayıs ayını referans alarak sanki yirmi üç yıldır iktidarda değillermiş gibi bir davranış sergiliyorlar. Unutmayınız ki ülkeyi felakete sürükleyen irrasyonel bulduğunuz bu politikaların da şu anda uygulamış olduğunuz programın da siyasi sorumlusu sizsiniz. (CHP sıralarında alkışlar) Bazen Nasrettin Hoca'nın hikâyesinde olduğu gibi -çok affedersiniz- eşeğini kaybettirip sonra buldurup sevindirmeye çalışıyorsunuz, bazen de ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışıyorsunuz. Oysa eskisi yenisi fark etmez, hepiniz AKP kabinesinin bakanlarısınız ve öyle olmaya da devam edeceksiniz. Enflasyondan hayat pahalılığına, KKM'den faizlere, borçlardan yoksulluğa kadar yaşanan bütün olumsuzlukların sorumlusu unutmayınız ki sizsiniz.
Övünüyorsunuz, diyorsunuz ki: "Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçtiğimizden bu yana 8'inci bütçeyle karşınızdayız." Doğrudur, o hâlde, sekiz yıllık hikâyenize bir bakalım ne olmuş:
Sevgili arkadaşlar, 2018 ve görüşmekte olduğumuz 2026 bütçesi dâhil, son dokuz yılda tam 1 trilyon 966 milyar dolar gelir topladınız. Üstelik, bunu öylesine vahşi yaptınız ki 2024 yılında tek başına 2021-2022, 2023 yılında topladığınız vergilere eşit bir vergiyi topladınız; bunu da yüzde binleri aşan vergi artışlarıyla çalışanların, dar gelirlilerin, emekçilerin sırtına yüklediniz. Örneğin, çalışanlardan kesilen gelir vergisi son altı yılda yüzde 1.532 artmıştır; doğal gazdan, petrol ürünlerinden alınan ÖTV son altı yılda yüzde 1.961 artmıştır ama şirketlerden ne yazık ki bunun yarısı kadar vergi toplamadınız. "Kaynak yok." diyenlere seslenmek istiyorum: Halk son dokuz yılda tam 2 trilyon dolara yakın kaynak yaratmıştır. Sorun, kaynağın yokluğunda değil yaratılan kaynağın kimler tarafından, nasıl kullanılacağıdır? Burada da iktidar önceliğini ve tercihini, ne yazık ki milyonlarca dar gelirli lehine kullanmamıştır. Peki, bu toplanan gelirler ne yapılmıştır? Topladığınızdan çok daha fazlasını harcayarak tam 2 trilyon 392 milyar dolar harcama yaptınız. Peki, bunun sonucunda ne oldu? Bugünkü değeriyle 14,4 trilyon yani 335 milyar dolar bütçe açığı. Peki, bu bütçe açığını nasıl kapattınız? Borçlanarak. Borçlandıkça faiz büyüdü, faiz büyüdükçe bütçe daha da kilitlendi. Ortaya çıkan tablo şudur: Bu bütçe hizmet bütçesi olmaktan çıkmış, borç, açık ve faiz sarmalına dönüşmüştür. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, gelelim bu sarmalın en ağır faturasına, faize. Sevgili arkadaşlar, o övündüğünüz sekiz yıllık bütçelerinizin sonunda ödediğimiz ve ödeyeceğimiz faiz tutarı tam 275 milyar dolar. Umurunuzda olmadığını biliyorum ama umurunda olanlar için açıklayalım bu rakamın büyüklüğünü yani Türk Lirasıyla 11 trilyon 750 milyar. Sevgili arkadaşlar, bu 11 trilyon 750 milyar lirayı 200'lük banknotlarla tırlara yükleyerek taşıtmaya kalksak ne oluyor biliyor musunuz? Tam 25 ton ağırlık taşıyabilecek 2.350 tane tır gerekiyor. Bu tırları konvoy hâlinde sıraladığınız zaman ne oluyor biliyor musunuz? Buradan Temelli'ye kadar 40 kilometrelik bir tır konvoyu oluyor arkadaşlar. Hiç mi vicdanınız sızlamıyor ya? Hiç mi utanmıyorsunuz? Belli ki utanmıyorsunuz, sıralar boş. (CHP sıralarından alkışlar) Sevgili arkadaşlar, peki, bu tır konvoylarının içinde ne var? Hastane yok, okul yok, fabrika yok, insanlarımızın barınma krizini çözmesi gereken konutlar yok. Ya, ne var? Sadece faiz var. O nedenle, bu bütçe milletin değil, faizin bütçesidir; yoksulluğu azaltan değil, yoksulluğu kalıcılaştıran bir bütçedir. (CHP sıralarından alkışlar)
Sevgili arkadaşlar, "yoksulluk" deyince kendi içinizde de çelişiyorsunuz ve o çelişme belgelerde de dağıtılan kitapçıklarda da yer alıyor. Yoksullukla mücadeleye bu yıl 553 milyar TL ayırmış görünüyorsunuz. Peki, 2026'de size göre ekonomi şaha kalkacak, iyi olacak, her şey güzel olacaksa o 553 milyar TL'yi neden 957 milyar liraya yükseltiyorsunuz? Neden 2 kat artırıyorsunuz? 2026'de ne olacaktır da yoksullukla mücadeleye ihtiyaç duyduğunuz bütçe 2 kat artacaktır? Bunun bir tek sonucu olabilir, demek ki siz bile umudu kestiniz 2026'da yoksulluğun daha da artacağını, ekonominin daha da kötüye gideceğini ortaya koyan temel belgedir. Bu rakam bana ait değil, size ait. Başka açıklaması ne olabilir? İşte, Cumhuriyet Halk Partisinin, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanının da söylediği gibi, biz yoksulluğu yok edeceğiz, siz yoksulluğu yönetmeye talipsiniz, aramızdaki fark bu. (CHP sıralarından alkışlar)
Sevgili arkadaşlar, "Her şey yolunda." diyorsunuz, öyle mi? Yine, rakamlar size ait; 4 milyon hane, bugün, sosyal yardımlarla ancak yaşamını sürdürebiliyor, 1 milyon 637 bin hane yakacak yardımlarıyla hayatını sürdürüyor, 2 milyon yurttaşımızın sosyal güvencesi yok, 6 milyona yakın yurttaşımız ayda sadece 780 lira olan GSS primini ödeyemediği için Hazine yardımıyla bu borçlar kapatılıyor; ona dahi tahammül edemiyorsunuz, 780 lirayı da artırıp 1.560 liraya yükseltiyorsunuz ve milyonlarca emeklimiz, çalışanımız, asgari ücretlimizi açlık sınırının altında bir gelire tabi kılıyorsunuz ne yazık ki.
Değerli arkadaşlar, dilinizden düşürmediğiniz bir ifadeyle sözlerimizi tamamlamaya çalışalım. "Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi istikrar dediniz." değil mi? Evet, katılıyorum, istikrarlı bir şekilde, yokuş aşağı, hızla ne yazık ki uçuruma doğru sürükleniyoruz; bunu görmeniz gerekiyor.
Sevgili arkadaşlar, bu bütçede ne yazık ki onca borçlanmaya, onca büyük rakamlara, vergiye, onca fedakârlıklara rağmen ne refahımız artmıştır ne de adalet sağlanmıştır. Her yıl daha fazla gelir ve vergi adaletsizliği, her yıl daha fazla hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı, her yıl daha fazla yoksulluk ve işsizlik. Bu bütçenin içerisinde yatırım yok, üretim yok, istihdam yok, emekli yok, memur yok, işçi yok, BAĞ-KUR'lu yok, esnaf yok, "Köylü ulusun efendisidir." diyoruz ama köylü yok, alın teriyle çalışanlar yok, 3600 yok, atama bekleyenler yok, yok, yok! (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İBRAHİM ARSLAN (Devamla) - Ama biliyoruz ki bu Cumhuriyet Halk Partisinin topluma taahhüdüdür: Bu görüştüğümüz bütçeye Cumhuriyet Halk Partisi olarak itiraz ettiğimizi, ret oyu vereceğimizi belirterek ve AKP iktidarının son bütçesi olacağına olan inancımla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)