GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:38
Tarih:20.12.2025

CHP GRUBU ADINA SERKAN SARI (Balıkesir) - Evet, Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, gördüklerinizden rahatsız oldunuz ama bunları bir bir açıklayacağım sizlere.

Bütçe Kanunu'nun 24'üncü maddesinde söz alıyorum ve sizlere ayrıntılı bir şekilde açıklayacağım. Bu bütçe halkın bütçesi değil, bu gerçekle sizi yüzleştirmek üzere söz aldım. Bu bütçe, pazarda yangını söndürmeyen, mutfaktaki boş tencereyi doldurmayan, kirasını ödeyemeyen vatandaşa tek bir çözüm üretemeyen bir bütçe. Bu bütçe işsizin işine, emeklinin sofrasına, çiftçinin tarlasına, gencin geleceğine, kadının güvenliğine dokunuyormuş gibi yapan ama hiçbir çözüm üretmeyen bir bütçe. (CHP sıralarından alkışlar) Sorunları çözmek için değil, yoksulluğu yönetmek için hazırlamışsınız bu bütçeyi.

BAŞKAN - Bir dakika, bir dakika, Sayın Milletvekili...

SERKAN SARI (Devamla) - Sayın milletvekilleri...

BAŞKAN - Değerli Milletvekili, şimdi, sizin, konuşmanızda Divanın dışına taşımanız lazım pankartlarınızı, buna müsaade etmem ama orada tutabiliyorsanız tutun, alın şunları buradan.

EMİNE YAVUZ GÖZGEÇ (Bursa) - Fonlarını al; evet, lütfen, Divan sizin fonunuz değil yani.

BAŞKAN - Divanı muhatap etmeyin bununla ya! Müsaade etmem buna. Alın, orada gösterin, ne yaparsanız yapın.

SERKAN SARI (Devamla) - Ne için müsaade etmiyorsunuz Sayın Başkan? Ne zararı var Başkanım? Lütfen, rica ediyorum.

BAŞKAN - Alın şunu, Divanın oradan alın. Hayır, müsaade etmiyorum ben buna. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Bu kadar tecrübelisiniz, biliyorsunuz olmaması gerektiğini. Sadece karmaşa çıksın... Divan sizin fonunuz değil ya, fon olarak kullanamazsınız.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Yanına al, Serkan, yanına al.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Yanınıza

alın, yanınıza.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Ya, kardeşim itiraz etme, al ya al, İç Tüzük'e göre söylüyor ya!

SERKAN SARI (Devamla) - Lütfen, rica ediyorum.

BAŞKAN - Hayır, müsaade etmiyorum ben burada kalmasına.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Eline al, eline.

BAŞKAN - Baştan başlatıyorum sürenizi.

SERKAN SARI (Devamla) - Evet, teşekkür ederim.

Bu millet sizden bir çözüm bekliyor ama siz bir şeyin farkında değilsiniz. Şunu görmekten rahatsız oldunuz, bu tabelayı görmekten rahatsız oldunuz. Ülkeyi içine soktuğunuz durumdan rahatsızsınız değil mi? (CHP sıralarından alkışlar) Ekonomide kriz var, adalette kriz var, hukukta kriz var, sağlıkta, eğitimde, tarımda kriz var; gençler umutsuz, emekliler yoksul, çiftçi borç batağında ve siz bu kriz ortamında hazırladığınız 24'üncü bütçenizde de yine sınıfta kaldınız. Yazıklar olsun size! Yazıklar olsun, bu vatandaşı unuttunuz! (CHP sıralarından alkışlar) 24'üncü bütçenizde neden hiçbir şeyi çözemezsiniz biliyor musunuz? Çünkü bütçe yapmayı bilmiyorsunuz. Kesin hesap bütçesinin 4'üncü maddesinden açıklayacağım size. 2024 yılında bir bütçe yaptınız, kesin hesaplarda ortaya çıkan bir değer var, 773 milyar lira parayı kullanamadınız, kullanmadınız. Halkın sorunlarını çözmek için size verilen bu yetkiyi, Meclisin vermiş olduğu bu bütçeyi AKP iktidarı kullanmayarak bu vatandaşa ihanet etmiştir. (CHP sıralarından alkışlar) Bu rakam, 17 bakanlığın bütçesinden daha büyük bir rakam ama ne yazık ki yatırıma kullanmanız gereken, hizmete kullanmanız gereken, vatandaşın enflasyonla mücadelesinde destek olmanız gereken bu bütçeyi kullanmıyorsunuz. Balıkesir'de birçok projeyi yarım bıraktınız kullanmadığınız bu bütçeyle; yollar, hastaneler, okullar ne yazık ki tamamlanamadı çünkü siz bütçe yapmayı da bütçe kullanmayı da bilmiyorsunuz, öğrenemediniz. Şuradan gösteriyorum, Allah aşkına şu tabloya bakın: Kullanılmayan ödenekler 2021, 2022, 2023, 2024; 5 kat artmış kullanılmayan bütçe.

EMİNE YAVUZ GÖZGEÇ (Bursa) - Belediyelerde siz de yapabilirdiniz.

SERKAN SARI (Devamla) - 773 milyar lira parayı kullanmadınız, beceremiyorsunuz bütçe yapmasını.

FATMA ÖNCÜ (Erzurum) - Allah, Allah!

SERKAN SARI (Devamla) - Tabii, Cumhurbaşkanı size bir şey söylüyor, dinlemiyorsunuz mitinglerinde. Genel Başkanınız "Bunlar ülkeyi yönetemez." diyor, siz sanıyorsunuz ki CHP'yi kastediyor. İşte bu rakamları gördüğü için sizi kastediyor, "Bunlar bu ülkeyi yönetemezler." diyor, tek katıldığım sözü de budur. (CHP sıralarından alkışlar) Siz bu ülkeyi yönetemezsiniz, yönetemiyorsunuz da. Şayet bu kaynağı yatırıma kullanmış olsaydınız neler yapabilirdiniz biliyor musunuz -siz şimdi bu rakamı böyle gösterince anlamamışsınızdır- 500 ilçede 100 yataklı ilçe devlet hastanesi yapabilirdiniz. Yaptınız mı? Yapmadınız. Bugüne kadar yirmi üç yıllık iktidarınızda "30 bin kilometre yol yaptık, bölünmüş yol yaptık." diyorsunuz. Bu bütçeyi kullanmış olsaydınız 31 bin kilometre bölünmüş yol yapacaktınız, yapmadınız. 500 bin sosyal konut yapabilirdiniz. Bugün "Depremzedelere 450 bin konut yaptık." diye övünüyorsunuz, şu bütçeyle 500 bin konut yapıp depremzedelerin sorununu çözerdiniz. Çözdünüz mü? Çözmediniz. (CHP sıralarından alkışlar) 5 bin adet 24 derslik okul yapabilirdiniz. 18 milyon öğrencinin ulaşım ve beslenme masrafını eğitim hayatı boyunca karşılayabilirdiniz ama gençler yok sizin hayalinizde. Üniversite öğrencilerine biner yataklı 650 tane yurt yapılabilirdi, 650 bin gencimizin barınma sorunu çözülebilirdi. Yapmıyorsunuz, görmüyorsunuz, anlamıyorsunuz. En düşük emekli maaşını asgari ücretin 1,5 katı yapın demiştim, bu bütçeyle bunu sağlayabiliyordunuz. Ne yaptınız? Kullanmadınız, heba ettiniz. Emekliye iki bayramda birer maaş, bir asgari ücret, 25 bin lira ikramiye verebilirdiniz gene yapmadınız. Sizin hayalinizde vatandaş da yok, millet de yok, halk da yok. (CHP sıralarından alkışlar)

39 farklı branşta 1 milyon gencimiz atama bekliyor; ebeler, hemşireler, teknikerler, fizyoterapistler, psikologlar, eczacılar, doktorlar; atamalarını yapmıyorsunuz. 1 milyon öğretmenimiz işsiz. Siz bu gençlere, öğrencilere, üniversite mezunlarına sahip çıkmıyorsunuz; kargo şirketlerinde kurye olarak, kasiyer olarak çalışıyorlar. Utanın artık, utanın! Getirin sandığı hep birlikte hesaplaşacağız. (CHP sıralarından alkışlar)

Siz, tabii çiftçiyi de unuttunuz. 2024 yılında çiftçiye verdiğiniz desteği biliyoruz. Bu parayla çiftçiye verdiğiniz desteği 8 kat arttırabilirdiniz, ona da kullanmadınız, nedendir bilmiyorum. Çiftçi borç batağında; 2020 yılında 126 milyar lira borcu vardı -sizin haberiniz yoktur- şu anda ne kadar borcu oldu biliyor musunuz? 1 trilyon lirayı geçti. Nedenini biliyor musunuz? Vermediğiniz destekler yüzünden borç batağına batırdınız çiftçiyi; çiftçi borçla yaşıyor, borçla ekiyor, borçla hayatta kalmaya çalışıyor. Siz bu 1 trilyonluk borcuna karşılık bu geçtiğimiz sene, 2025 yılda 135 milyar lira destek verdiniz ama çiftçimize bugüne kadar, 2020 yılından beri verdiğiniz destek 374 milyar lira, teşekkür ederiz. Vermediğiniz desteği söyleyeyim mi? 777 milyar lira. Çiftçiyi borç batağına siz soktunuz, onların parasını cebinden siz çaldınız; o parayı çiftçiye vereceksiniz! (CHP sıralarından alkışlar) Eğer çiftçiyi ayağa kaldırabilseydiniz OECD ülkelerinde gıda enflasyonunda 1'inci olmazdık, gıda enflasyonunda dünyada 3'üncü olmazdık; vatandaş pazardan, marketten huzur içinde alışveriş yapabilirdi. Çiftçinin imkânları gelişseydi vatandaşın refahı gelişecekti ama siz yoksulluğu bitirmek değil, yoksulluğu yönetmek gibi bir hedefle çalışıyorsunuz. Yazık, yazıktır diyorum, başka da bir şey diyemiyorum size.

Bir de bu sene yaptığınız bütçeden bir örnek vermek istiyorum: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesi. Arkadaşlar, ülke ekonomik kriz içerisinde, vatandaş sıkıntıda. Geçen sene, 2025 yılında 865 milyar lira Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bütçe ayrılmıştı, buradan da 761 milyar lira Sosyal Güvenlik Kurumuna devlet katkısı olarak sunuluyordu. Bu rakam nereye düştü biliyor musunuz? Her bakanlığın bütçesi arttı, Sosyal Güvenlik Kurumunun bütçesi azaldı. 305 milyar liraya düşürdünüz. Geçen sene 761 milyar lira Sosyal Güvenlik Kurumuna destek yaparken bu sene 305 milyara düşürdünüz. Bu ne demek oluyor biliyor musunuz? Genel bütçeden yüzde 5 pay ayırılan SGK payı 1,6'ya düşmüş oluyor. Yani sosyal devlet küçülüyor, yoksulluk büyüyor. Emeğinizle oluyor bunlar, sizin emeğinizle. Emekliyi açlığa, yoksulluğa siz mahkûm ediyorsunuz. Genel Başkanınız miting meydanlarında söz vermişti "BAĞ-KUR'luların 7200 gün prim sorunu çözeceğim." diye. Çözecek mi? Hayır! (CHP sıralarından "Hayır" sesleri)

VELİ AĞBABA (Malatya) - Çözdü mü? Yok.

SERKAN SARI (Devamla) - 2026'da bu sözü tutacak mı?

VELİ AĞBABA (Malatya) - Hayır!

SERKAN SARI (Devamla) - Tutmayacak, şimdiden söylüyorum.

BAĞ-KUR tescil mağdurlarına sözünüzü tutmayacaksınız, EYT mağdurlarının sorununu çözmeyeceksiniz, 3600 ek gösterge bekleyen kamu çalışanlarına sahip çıkmayacaksınız, kadro bekleyen kamu işçilerine kadrolarını vermeyeceksiniz. Çıkın bunu yapmayacağınızı söyleyin ama söylemezsiniz. Hep hikâye, hep masal, hep yalan! Gerçekleri biz söyleyeceğiz size, bu hesabı da biz soracağız sizden. İşçiyi, emekçiyi, emekliyi unuttunuz. 2003'te siz iktidara geldiğinizde emekliye gayrisafi millî hasıladan yüzde 4,2 ayrılıyordu, şu anda ne kadar ayrılıyor biliyor musunuz? Bütçenin yüzde 2,2'si yani yarısı. Siz tasarruf ediyorsunuz gerçekten, tebrik ederim, emeklilerin maaşından tasarruf ediyorsunuz, kutlarım sizi(!) Bu emekliyle ne alıp veremediğiniz var bilmiyorum ama bu rakamlar TÜİK verilerinden bu arada, Tayyip'i üzmeyen istatistik kurumunun verileri ama gerçekler ortada.

Şimdi, size tercihlerinizle ilgili bir gerçeği daha yüzleştirmek istiyorum: Nedir o gerçek? 2026 bütçesindeki tercihleriniz. Bugün holdinglere, yandaşlara 3,6 trilyon vergi muafiyeti ayırıyorsunuz, faiz ödemelerine 2,7 trilyon, bugüne kadar kamu-özel iş birliğine 820 milyar lira ayırıyorsunuz. Sizden bir şey talep ediyoruz, emeklinin maaşını asgari ücret seviyesine çıkarın. Bunun için gerekli olan kaynak ne kadar? 288 milyar lira. Bakın sizin yandaşa ayırdığınız payın büyüklüğüne, bizim talep ettiğimiz rakama bakın. Utanır insan ya! Sokağa çıktığınızda siz nasıl geziyorsunuz ben şaşırıyorum gerçekten. Yani sizin faiz bakanlığı kurmanız lazım, faiz bakanlığı. Bu ülkedeki en büyük bütçe faize ayırdığınız bütçe amma velakin ne yazık ki bunu da yapmadınız, yapmıyorsunuz.

Bugün esnaflarımıza bakıyoruz, şöyle, dört beş yıl geriye dönüp baktım. Her sene açılan 3 esnaftan 1'i kepenk indiriyor. Hayat pahalılığı, vergi yükü, kiralar, faizlerle sizin o yönetemediğiniz ülkedeki faturayı küçük esnaf ödüyor, emekli ödüyor, işçi ödüyor amma velakin siz bunu umursamıyorsunuz bile. (CHP sıralarından alkışlar)

Sağlığa ayırdığınız bütçe çok aşağılarda kalmış durumda. Dünya ortalaması yüzde 10'ken siz yüzde 7 seviyelerinde bir bütçe ayırıyorsunuz. Bunun sonucunda da vatandaşlar tedavi olamıyor, atamalar yapılamıyor, ilacına ulaşamıyor ve vatandaşlarımız ne yazık ki "mış" gibi yapılan sağlık sisteminin içerisinde mağdur oluyor.

Sizlere çağrıda bulunuyorum, bu bütçe görüşmeleri bitmeden gerçekten adaletli, vicdani, halkı, işçiyi, emekçiyi, çiftçiyi düşünen bir bütçe yapın. Yoksa, buradan bir kez daha söylüyorum; bu millet çocuğuna et alamadığı günü unutmaz, kirasını ödeyemediği ayı unutmaz, işsiz kaldığı sabahı unutmaz, size sandıkta bunun hesabını sorar, bunu unutmayın. (CHP sıralarından alkışlar) "Ben açken bu bütçeyi kim yaptı?" diye soracak sandığa gittiğinde.

Bu bütçede bir tercihte bulundunuz. "Ya halk ya rant" dedik "ya emek ya faiz" dedik, siz tercihinizi kullandınız ranttan, faizden, yandaştan yana. Bunun hesabı sandıkta kapatılacak.

AKP, ülkeyi durduran bir duruma gelmiştir, önünü tıkıyorsunuz. Vatandaş, sizin seçim yapmanızı bekliyor. Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarında bu ülkenin önü açılacak; emeklinin, emekçinin, çiftçinin önü açılacak. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Sen git Ankara ile İstanbul'un trafiğini aç.

SERKAN SARI (Devamla) - Siz bu hesabı sandıkta vereceksiniz, hiç şüpheniz olmasın.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

SERKAN SARI (Devamla) - Yapmadıklarınızı duymaktan utanıyorsunuz biliyorum, hamaset duymak istiyorsunuz biliyorum ama siz hamasetle vatandaşın karnını doyuramazsınız, doyuramayacaksınız.

BAŞKAN - Süreniz doldu Sayın Milletvekili.

SERKAN SARI (Devamla) - O sandıkta herkes hesabını ve-re-cek.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.