| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 40 |
| Tarih: | 22.12.2025 |
YUNUS EMRE (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Tabii, başka bir hazırlığım vardı bu tezkere üzerine ama son tartışmalar hakkında birkaç söz söylemem gerekiyor.
Değerli milletvekilleri, bakın, biz bu tezkereye daha önce "hayır" oyu verdik, biz başka tezkerelere de "hayır" oyu verdik ama Sayın Başkan, Sayın Fuat Oktay geçmişte bizim çok daha sert konuşmalarımız olduğunda, "hayır" oyu verdiğimiz, açıkladığımız konuşmalarımız olduğunda böyle bir konuşma yapma gereği duymadı ama bugün ilk defa, bizim de hiç anlayamadığımız bir sebeple, son derece sert bir şekilde, önce DEM PARTİ Grubuna, sonra bizim grubumuza ve sonra da çok değerli arkadaşlarımızı isimle hedef alarak bir konuşma yaptı. Biz bunun ne olduğunu anlıyoruz. Bakın, şu anda bütün basın da bu konuları yazıyor, çiziyor; Dışişleri Bakanıyla ilgili bir tartışma var. Dışişleri Bakanının bir şekilde görevden uzaklaştırılacağına ilişkin birtakım bilgiler var. Bu şekilde, bu konuşmalarla göze girmek isteniyor. Şimdi, Sayın Fuat Oktay, tabii geçmişte devlette çalışmış ama siyasette yeni, siyasetin biraz acemisi.
FUAT OKTAY (Ankara) - Allah Allah!
ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Acemi sensin ya!
YUNUS EMRE (Devamla) - Bu şekilde böyle yaptığı konuşmalarla göze girebileceğini, bakan olabileceğini zannediyor. (CHP sıralarından alkışlar) O nedenle benim kendisine tavsiyem: Daha önceki tezkerelerde yaptığı gibi, daha barışçıl, daha içerikli, daha sakin konuşmalar yapması.
HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Neye "hayır" diyorsun bunu açıkla.
YUNUS EMRE (Devamla) - Bağırma kardeşim rica ediyorum, niye bağırıyorsun ya? Niye bağırıyorsun? Sonra devam ediyoruz, diyor ki... (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bak, telaşınızı anlıyorum. Kendi bakanlarınızı hırpalamanın yollarını aradığınızı görüyorum.
CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (İzmir) - Komisyonda konuştuklarımıza burada mı devam edeceğiz?
YUNUS EMRE (Devamla) - Bu kadar Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili önemli eleştiriler gündeme getiriyorsunuz, Plan ve Bütçe Komisyonuna geldi Dışişleri Bakanı, aranızda Dışişleri Komisyonu Başkanını bırakın, üyelerinden kimse gelmedi Komisyona ya, kimse gelmedi Komisyona; gözümüzle gördük biz bunları. (CHP sıralarından alkışlar)
MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) - Biz oradaydık Hocam, yalan söylemeyin ya.
YUNUS EMRE (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlar, şimdi devam ediyorum.
MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) - Hocam biz oradaydık, Dışişleri Komisyonu üyesiyiz biz bak, doğru söylemiyorsun
YUNUS EMRE (Devamla) - Bize deniyor ki: Tezkerenin geldiğini biliyorsunuz, gelmekte olduğunu biliyorsunuz, ocakta sürenin dolduğunu biliyorsunuz.
MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) - Biz oradaydık, konuşma da yaptık.
ŞABAN ÇOPUROĞLU (Kayseri) - Bak arkadaşımız "Oradaydık." diyor.
YUNUS EMRE (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, evet, iki arkadaşımız oradaydı doğru, Komisyon Başkanı yoktu, sadece iki arkadaşınız vardı.
ŞABAN ÇOPUROĞLU (Kayseri) - Arkadaşımız "Oradaydık, Komisyondaydık" diyor bak.
YUNUS EMRE (Devamla) - Müsaade eder misiniz, konuşuyorum ben.
Değerli arkadaşlar, şimdi, bakın, bize deniyor ki: "Tezkerenin geldiğini biliyordunuz." Arkadaş, sayın milletvekilleri, bu tezkerenin geldiğini tamam, biliyoruz, görev süresi dolacak ama bunu defalarca anlattık. "Bu tezkere kapsamında yurt dışına gönderilen askerlerimizin orada bulunmasının siyasi amacı nedir? Hangi siyasi amaçlar gerçekleşince döneceklerdir? Kaç asker gidiyor?" falan. Bakın, bununla ilgili tezkerede -sadece bu tezkerede değil, bütün tezkerelerde- şu yazıyor, dikkatinizi çekiyorum: "Süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde..." Arkadaşlar, bütün bilgi bundan ibaret ya.
Bakın, sizler gelip bize burada çatmak, laf yetiştirmek, "Bakan değişirse ben onun yerini alırım." diye göze girme çabasında olacağınıza.... (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
ŞABAN ÇOPUROĞLU (Kayseri) - Zannına girmeyin, zannına girmeyin!
HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Yunus Bey saçmalıyorsun, saçmalamayı bırak.
YUNUS EMRE (Devamla) - ...bu hedef nedir, şümul nedir, zaman nedir, bize bunu anlatın, bu Meclisi bilgilendirin. (CHP sıralarından alkışlar)
Bakın, burada milletvekilleri oy verecekler, birazdan Sayın Başkan bu tezkereyi oylara sunacak. O oylar verilirken milletvekilleri düzgün bir şekilde bilgilendirildiler mi? Bunun yanıtı yok. Bilgilendirilmediler.
MEHMET DEMİR (Kütahya) - Yunus Bey geç kaldın, Özgür Özel dün buradaydı, onun gözüne girecektin sen.
YUNUS EMRE (Devamla) - Bakın, Savunma Komisyonu Başkanı burada mı, bilmiyorum, Dışişleri Komisyonu Başkanı burada; Komisyonu toplayabilirsiniz.
MEHMET DEMİR (Kütahya) - Gölge bakan mı olacaksın? Geç kaldın, dün...
YUNUS EMRE (Devamla) - Oraya, Komisyona arkadaşları, asker kişileri, sivil kişileri çağırabilirsiniz, bilgilendirme yapabilirsiniz, bunun önünde İç Tüzük'ün koyduğu bir engel yok, müşterek toplantılar da yapıp düzenleyebilirsiniz ama bunları yapmayacaksınız, Genel Kurulu bilgilendirmeyeceksiniz, komisyonları bilgilendirmeyeceksiniz.
Az önce ifade ettiğim gibi, bakın, bunlar, bu yetkiler geçmişte "Bakanlar Kurulu talebi" şeklinde Meclisten isteniyordu yani bir heyet olarak, bir kurul olarak Bakanlar Kurulunun bütün üyelerinin imzasıyla bu tezkereler Meclisin gündemine geliyordu. Dikkatinizi çekiyorum, bugün 1 kişinin imzasıyla geliyor.
Bakın, ayrıca, geçmişte bu yetki bir heyete, Bakanlar Kurulunun tamamına veriliyordu, bugün sadece Cumhurbaşkanının kendisine veriliyor ve son derece ciddi bir işlemden bahsediyoruz. Bakın, aranızda değerli hukukçular var, onlar bunu bilirler, bu yapılan işlemin denetimi yok. Buradan sonra kimsenin bir mahkemeye gitme imkânı yok. Anayasa Mahkemesi geçmişte aldığı bir kararla "Tezkerelere bakmayacağını." söyledi. Değerli milletvekilleri, yani burada yapılacak bir yanlışın telafisi yok. O yüzden dikkatinizi çekiyorum ciddi bir iş yapıyoruz, bu ciddiyete yakışır içerikle konuşalım, bu ciddiyete yakışır bir yaklaşım tarzıyla en iktidar sözcüleri meseleyi böyle ele alsınlar.
Ayrıca, devam ediyoruz, tezkerede ne diyor değerli arkadaşlarım: "Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde Türkiye sınırları dışında harekât ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi, bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara göre kullanılması risk ve tehditlerin giderilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkân sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre." Arkadaş, yani bakın, tekrar ifade ediyorum: Bu kadar ciddi konuları sadece Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara indirgemişsiniz, önümüze bu hâlde getirmişsiniz. Bunu yapmışsınız, bari şu Meclisi düzgün bir şekilde bilgilendirin. Bunun araçları vardır, bunun araçları komisyonda toplantı düzenlemektir, bunun araçları Genel Kurulda daha içerikli açıklamalar yapmaktır, bunun araçları muhalefete ya da muhalefet de şahısları, milletvekillerini, parti yöneticilerini suçlayıcı içeriklerle konuşmak değildir. Şimdi, bize deniyor ki: "Kara işleri siz bilirsiniz." Yakışıyor mu bu ya? Değerli arkadaşlar, sormak istiyorum: Bir Dışişleri Bakan Yardımcısı atadınız, ben bu kürsüde "Mafyanın ortağı olduğunu." söyledim. Beni dava etti, bana özel hukuk davası açtı ve ben davayı kazandım çünkü davaya Halil Faryalı ismiyle bilinen, biliyorsunuz öldürülen kişiyle ortaklığının olduğunun belgelerini verdim. Yani basında da yayınlanmıştı o belgeleri mahkemeye verdim, mahkeme dedi ki: "Burada bir hakaret yok." "Mafyanın ortağıdır ifadesinde bir hakaret yoktur." dedi. Aynı kişiyi, bakın, mafyanın ortağı olduğu kanıtlanmış kişiyi o ülkeye, Kıbrıs'a, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne büyükelçi atadınız. Bunu yaptınız, kara iş bu değil mi? Bundan daha karası var mı? Mafyayla ortaklığı, Kıbrıs'taki mafyayla ortaklığı kanıtlanmış kişiyi Kıbrıs'a büyükelçi yapmaktan daha karası var mı? (CHP sıralarından alkışlar) Yetmedi, bu kapkara ortamda, maalesef bu kapkara ortamda birkaç ay sonra Kıbrıs'a büyükelçi olarak gönderdiğiniz kişiyi geri almak zorunda kaldınız. Üç ay geçmedi, üç- dört ay içerisinde geri almak zorunda kaldınız. Nerede görülmüş bir atanmış büyükelçinin görev süresini bu şekilde doldurmadan, apar topar geri çekildiği?
SERVET MULLAOĞLU (Hatay) - Vizyon meselesi, vizyon.
YUNUS EMRE (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, o nedenle bu kara işler bahsini bence açmayın yani kendi camdan köşkünüzden başkalarını taşlamayın.
Sayın milletvekilleri, bu tezkereyle ilgili söyleyecek tabii çok şeyler var. Bizim için temel mesele Mehmetçik'in güvenliğidir, esenliğidir, sağ salim memlekete dönmesidir ve tabii ki bu kapsamda bölgemizde barış ve huzurun inşasına destek sunmasıdır.
Tabii, oyumuzun renginin değişmesini gerektiren birtakım önemli gelişmeler oldu, benden önce Sayın Namık Tan bunları söylediği için bunları tekrar etmeyeceğim, sürem de buna elvermiyor ancak belli risklerin hâlihazırda bulunduğunu dikkatinize sunmak istiyorum. Şimdi, bir defa yani çözülmeyen bir mesele olarak milislerin varlığı ve milisler arası çatışmalar riski orta yerde duruyor. Biliyorsunuz, bütün bu hadisenin merkezinde kabileler arasında, onlar oluşturduğu milis teşkilatlar arasındaki çatışmalar yer alıyor ve tabii ki bu kapsamda en büyük risk Libya'da tekrar silahlı çatışmaların yeniden başlamasıdır. Yani, bugün, maalesef Libya'da bir siyasi çözüm yoktur, gerçekçi yaklaşımla bunu görmemiz gerekir. Libya'da olan şey göreceli bir sakinlik durumudur. Bunun yanında, değerli arkadaşlarım, özellikle 2019 Mutabakat Muhtırası'nın ve 2022'de imzalanan Türkiye Petrol Anonim Ortaklığıyla Libya'nın Ulusal Petrol Kurumu arasındaki ortak hidrokarbon arama anlaşmasının geleceği hakkında da ciddi endişeler vardır. Bu konularla ilgili belirsizlikler vardır. Bütün bu konuşmalarda da maalesef Genel Kurul bu konularda düzgün şekilde bilgilendirilmemiştir.
Bir diğer önemli gelişme ise bu yıl içerisinde önemli bir Amerikan enerji şirketinin Chevron'un bir açıklaması olmuştur. Bakın, Girit'in güneyinde, yaklaşık 47 bin kilometrekarelik bir alanda enerji arama konusuyla bu Amerikan şirketinin ilgili olduğunu Amerika şirketi açıklamıştır. Bu bahsi geçen alan Libya'nın münhasır ekonomik bölgesiyle çakışmaktadır. Şimdi, bir defa, bu konular karşısında Hükûmetin yaklaşım tarzı nedir, bunlar Genel Kurulda anlatılmamıştır. Umarım, benden sonra lehte konuşan arkadaşımız bunu anlatır. Büyük güçlerin bölgedeki siyasetleri nasıl ele alınmaktadır? Türkiye açısından bunun yarattığı problemler, riskler nelerdir? Bunlar anlatılmamıştır.
Değerli arkadaşlarım, süremin sonuna geliyorum. Maalesef...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YUNUS EMRE (Devamla) - Sayın Başkanım, selamlamak istiyorum.
BAŞKAN - Tabii, tabii; bir dakika uzatıyorum.
YUNUS EMRE (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bakın, bundan önceki tezkereyi iki ülkeyi birleştirip getirdiniz, Irak ve Suriye tezkeresi olarak getirdiniz, üç yıl için getirdiniz. Şimdi, bundan vazgeçin. Bu tezkerenin bu şekilde iki yıllık gelmesi de doğru değildir, geçmişteki tezkereler için de doğru değildi. Meclisin Silahlı Kuvvetlerin yurt dışına gönderildiği bütün kararları için doğru, açık, şeffaf bilgilendirme Genel Kurulda yapılmalıdır. Bu Genel Kurulun her üyesinin de bu olgunluğa sahip olduğunu ben biliyorum, değerlendiriyorum.
Ayrıca, yine burada yapılan konuşmalarda "hocalık" gibi şeyler de söylendi. Ben hocalık ruhsatı olan bir arkadaşınızım; doktora da yaptım, doçentlik belgesi de aldım, senelerce öğretim üyeliği de yaptım ama burası birinin birine ders vereceği bir mecra değildir. Burada gelen her milletvekili halkın oylarıyla gelmiş, o olgunlukta da konuşması beklenen insanlardır.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)