GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:41
Tarih:23.12.2025

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; an itibarıyla asgari ücret oranı belli oldu, gerçekten utanç verici bir rakam, TÜİK'in belirlemiş olduğu yani müdahale edilmiş oranın altında. Bakın, TÜİK enflasyonu 31,7 olarak belirliyor ama asgari ücrete zam yüzde 27.

Şimdi soruyorum: Mehmet Şimşek, bu yılı yoksullukla mücadele etme yılı, yoksulluğu bitirme yılı olarak belirledin. Utanmadınız mı bu rakamı belirlerken? Ya, bu ülkede bu kadar yoksulluk, bu kadar sefalet varken asgari ücret açlık sınırının altında nasıl belirleniyor? Bu oranı ben vermiyorum, TÜRK-İŞ veriyor. 29.828 lira açlık sınırı. 97bin lira yoksulluk sınırı, asgari ücreti 28.075 lira olarak belirlemişiz ve bu ülkede milyonlarca insan asgari ücretle çalışıyor. Sayın Cumhurbaşkanı ne diyor? "Artık zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olduğu sistemli mücadele edeceğiz." Böyle mi? Bugün milyonlarca asgari ücretli ailenin evinde bir hüzün, acı var; bir zulüm bu. Yeni yılda insanlara verdiğiniz, işçiye, emekçiye verdiğiniz hediye bu mu? Yazıklar olsun! Yazıklar olsun! Yazıklar olsun! (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Hiç mi sofrayı hissetmezsiniz? Hiç mi insanların icradaki, takipteki borçlarını bilmezsiniz? Hiç mi sokağa çıkmazsınız? Hiç mi pazara gitmezsiniz? Nedir 28.075 lira? Gerçekten, ben iktidarı, Bakanı, o kurulu kınıyorum, halka şikâyet ediyorum. Dediğimizde bize kızdınız, 2026'yı çok daha kötü geçireceğiz dediğimizde dalga geçtiniz. Hadi, gelin kürsüye şimdi, Cumhuriyet Dönemi'nden, Jön Türklerden bahsedin. Hadi, gelin Cumhuriyet Halk Partisini, muhalefeti eleştirin; haydi! Ama işte, tam da biz bütçe görüşmelerinde bunu konuşmuştuk; açlığı, sefaleti konuşmuştuk. Bir tek milletvekili "Asgari ücret ne olmalı?" gibi bir cümleyi, düşünceyi burada konuşmadı. Hadi, uzay araçlarıyla gelenler, tekerlekle gelenler... Neredesiniz arkadaşlar? Bu iktidar bütçe döneminde burada konuşulmasın diye utancından bu rakamı açıklamadı, iki gün sonra açıkladı. Bu iş böyle gitmez, bu iş böyle gitmeyecek, göreceksiniz; 2026 ezilenler, emekçiler, işçiler için ne kadar kötü geçecekse sizler için de -söz veriyorum onlar adına- o kadar kötü geçecek. (CHP sıralarından alkışlar)

Son dönemlerdeki uyuşturucu operasyonu... Değerli arkadaşlar, bakın, Türkiye'nin gündemi bu ama maalesef ki konuşmamız gerektiği gibi, yargılamamız gerektiği gibi bu işler iyi gitmiyor, doğru işler yapmıyorsunuz. Şimdi, sormak isterim: Ne hâlde bu ülke? En son finali konuşuyoruz, basını, basındaki bazı isimleri konuşuyoruz ama bu basın neden, nasıl bu hâle geldi? 2007'de ATV grubunu, Sabah'ı alanlar sizlerdiniz. Havuz oluşturdunuz, daha sonra Ziraat Bankasından milyarlarca liralık parayı ve halkın parasını Demirören'e verdiniz Doğan Grubunu aldınız, Habertürk'ü kirli bir holdinge sattınız, sonra el koydunuz, onların yayın yönetmenlerini belirlediniz; oysa, 2010'lara kadar bu ülkede gayet düzgün yayın yönetmenleri, gazeteciler vardı, onlar nereye gitti, onları niye dışladınız, bunlar nereden türedi, kim getirdi? Bakın, bunları açıkça konuşalım. Ben bir gazetecinin aynalı yatak odasını duymak istemiyorum, görmek istemiyorum ama onu getiren hangi AKP Genel Başkan Yardımcısı, AKP'nin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Başarır, lütfen tamamlayın.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Genel Merkezinin aynasından bakmak istiyorum. Çıksın, isim vermiyorum, her mesajdan, her olaydan çıkan, itirafçı olan, herkesle bir şekilde ilişkisi olan bir gazeteciyi güya Azerbaycan uçağında Cumhurbaşkanının yanına kim verdi? Hangi Genel Başkan Yardımcısı verdi? Fenerbahçe Kulübü Başkanı Saadettin Saran'ın bekçisini gözaltına almakla bu işi çözemezsiniz. Türkiye'de bu gazeteleri; Hürriyeti'i, Sabah'ı, Star'ı, Takvim'i, Doğan Medya Grubunu, Habertürk'ü alan sizsiniz, Habertürk şu an devlette. Onun başına bu kişiyi kim koydu, kaç kez telefonla konuştu? Değerli arkadaşlar, bakın, ben size soruyorum, temizlik yapacaksak, doğru gideceksek aynalı odalar değil, sanatçıların mesajları değil, yazışmalar değil, gerçekleri konuşalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Başarır, son kez uzatıyorum.

Buyurun.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Eğer içinizden bazı arkadaşlarımız, sizler buna göz yumuyorsanız, bunu sorgulamıyorsanız demek sizin çelik gibi bir sabrınız var, çelik gibi, çelik gibi! Niye yargılanmıyor bu arkadaşlar?

Bakın, ifadelerde bazı isimler veriliyor, tam göbeğinizdeki, ortanızdaki siyasetçilerin isimleri veriliyor, "Beni o getirdi, o." diyor. Bazıları içinizdeki en önemli görevde bulunan insanların danışmanı, bazıları sözcünüzün danışmanı ya! Niye bunları konuşmuyoruz? Yani aynalı yatak odalarını, özel mesajları, görüntüleri vererek, dikkati oraya çekerek neyi sakladığımızı düşünüyoruz? Neyi saklıyoruz biz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Başarır, teşekkür için açıyorum.

Buyurun.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Olmaz arkadaşlar.

Bahis çetesi... Ya, yazarları alıyorsunuz, futbolcuları alıyorsunuz, kulüp başkanlarını yargılıyorsunuz. Bahis çetesinin başında kim var arkadaşlar, kim? Uyuşturucu baronlarından birinin ismini vermiyorsunuz arkadaşlar. Ha, neyle uğraşıyoruz? Ünlü isimleri alacaksınız, Ahmet Çakar'ı, kulüp başkanını, onların özel görüntüleri, mesajları insanların ilgisini çekecek. Tam da siyaset bu kanallara el koyan, kirli parayla alan, bunları dizayn eden AKP'nin, iktidarın birinci derecede sorumluluğu vardır. O yüzden, gerçekleri konuşalım. Sadece muhalefeti, suçsuz olan insanları yargılayarak burada temiz elleri konuştunuz günlerce ama tam da kirli bir yapıyı konuşuyoruz ve tartışıyoruz. Lütfen, hep beraber, siz de destek olun, bunu ortaya çıkaralım.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)