GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:41
Tarih:23.12.2025

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; şöyle geçmişe baktığımız zaman ünlü yazarların, ünlü düşünürlerin sözleri var: "Hukukun yarısı yasaysa yarısı vicdandır." ve "Dünyanın en tehlikeli insanı sadece hukuk bilen hukukçudur." diyor ünlü düşünürler Tabii, uygulama da çok önemli. Yirmi üç yıllık AKP iktidarında bizler, yirmi üç yıl sonra 59 bin kişinin cezaevinde bulunduğu bir ülkeden şu anda 428 bin kişinin cezaevinde bulunduğu bir ülke hâline geldik. İki yıl önceki 31 Temmuz 2023'te yapılmış olan infaz indiriminden sonra 200 bin kişiye yakın mahkûm açık cezaevine çıktı, denetim serbestliğe çıktı, serbest oldu. Ne oldu acaba, yine 200 bine yakın kişi iki senede nasıl doldurdu cezaevlerini? Değerli arkadaşlar, bunun sebebini araştırmamız lazım, bunun nedenlerini ortaya koymak lazım. Bunun birinci nedeni Türkiye'de "reform, reform" diye ortaya çıkıp "yargı strateji belgeleri" adı altında 2009'da, 2015'te, 2019'da; dördüncüsü 2025'te çıkarılan yargı strateji belgesiyle, 2 insan hakları eylem planlarıyla Türkiye'de demek ki adalet sağlanmamış, Türkiye'de demek ki hukuk devletinin kuralları işlememiş. Cezaevine iki yıldan beri bu insanlar doldur boşalt taktiğiyle, denemesiyle girip çıkıyorsa demek ki Türkiye'de adalet yok, ilk önce bunun altını çizelim. (CHP sıralarından alkışlar) Türkiye'de demokrasi yok, Türkiye'de anayasal hak ve özgürlüklerin kullanıldığı uygulama yok. Türkiye'de ne var? Türkiye'de açıkça baskıcı, otoriter bir yönetim var. Anayasa’nın rafa kaldırıldığı, anayasal hak ve özgürlüklerin kullanılmadığı ve sadece ta, dezenformasyon yasasıyla beraber, Seferberlik Yönetmeliği'yle birlikte Anayasa’nın çiğnendiği, Anayasa’nın 153'üncü maddesinin ve Anayasa’nın 11'inci maddesinin bağlayıcılığının bir kenara itildiği, Anayasa Mahkemesinin kararlarının tanınmadığı, Anayasa’nın 90'ıncı maddesine göre Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının tanınmadığı bir ülkede yaşıyoruz.

Değerli arkadaşlar, reform, reform, reform; 11'inci paket... Bu paket de reform paketi olarak getirildi. Reform ne demek? "Düzeltme" demek. Demek ki yirmi üç yılda Türkiye'de adalet konusunda, hukuk devleti konusunda yapılanlar düzeltme noktasına gelmiş durumda. Düzeltme neden olur? Var olan yanlışları ortadan kaldırmak için olur. Demek ki bir yanlışlık var. Bu yanlışlığın nedeni ne? Bunu araştırmamız lazım. Bu yanlışlığın nedeni Türkiye'yi güvenlikçi yasalar içerisinde bırakan, hukuk devletinin bir kenara itildiği, yasaların uygulanmadığı, kuralsız, keyfi bir yönetimle birlikte, yaşanan bir ülke olmakla birlikte bu düzeltmeler geliyor.

Şimdi, düzeltmeyi kim yapacak? Meclis yapacak. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde 2018'de getirilen... 2017'deki anayasa değişikliğiyle getirilen Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde bu düzeltmenin yapılabileceği mümkün mü? Mümkün değil çünkü yasama niteliğini, etkin niteliğini bitirmiş durumda, yargı bağımsızlığı da ortadan kalkmış durumda. Yargı ve yasama, Cumhurbaşkanının yürütme yetkisinde yürütmeye bağlanmış durumda. Tek kişinin, sarayın vermiş olduğu kurul kararlarıyla birlikte yasamanın etkisiz olduğu, yargının bağımsız olmadığı bir toplumda adalet de olmaz özgürlükler de yaşanmaz, Türkiye'de can güvenliği de hukuk güvenliği de söz konusu olmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına bakıyorum, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 18'inci maddesindeki yürütmenin yargı organlarına müdahalesiyle ilgili ihlal kararlarına bakıyorum. Demirtaş kararı, Yüksekdağ kararı; bu kararlara baktığımız zaman, açıkça, Avrupa Komisyonu tarafından 2025 yılının Kasım ayında yapılan tespitler ortada. Ne diyor Avrupa Komisyonu Türkiye raporunda? Açıkça, yürütme, yargı üzerinde etkili, yargı aparatlarıyla siyasetin dizayn edilmekte olduğunu belirtiyor.

Sayın Adalet Bakanı gelmiş geçenlerde buradaki bütçe görüşmelerinde "Sizin ortaya koyduğunuz endeksler doğru değil." diyor. Bizim ortaya koyduğumuz endeksler, Avrupa Komisyonunun Kasım 2025 kararı. Sizin işinize geldiği zaman yargıda mahkemelerin hızı konusunda Avrupa Komisyonu kararlarına "tamam" diyorsunuz da burada yargı üzerinde yürütmenin etkisi nedeniyle siyasi dizayn etmeye niçin "hayır" diyorsunuz Sayın Bakan? "Türkiye, hukuk devleti." diyorsunuz. Evet, Türkiye, hukuk devleti. Türkiye, hukuk devleti ama Anayasa’nın 90'ıncı maddesi uygulanmıyor. Dokuz yıldan beri Demirtaş cezaevinde, üç ihlal kararı var. Kavala cezaevinde, üç ihlal kararı var. (CHP sıralarından alkışlar) Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı Selçuk Kozağaçlı cezaevinde, düşünebiliyor musunuz? Yani kime göre hukuk, kime karşı hukuk?

Adana Belediye Başkanımız hakkında tutukluluğu değerlendirmeyle ilgili iki gün önce verilen karar... Çok ilginç bir karar verildi. Düşünebiliyor musunuz, Belediye Başkanı hakkında MASAK raporu yok, bilirkişi raporu yok, HTS kayıtları yok; bu kayıtlar olmadığı hâlde bunların varlığı nedeniyle tutukluluğunun devamına karar verildi. Kimin hakkında karar verildi? Adana Belediye Başkanı hakkında kararı verildi. Bireysel başvuru yoluna gidildi, bireysel başvuru yolunda da olmayan kanıtlarla siz nasıl bir kişinin özgürlüğünü ortadan kaldırırsınız diye. Ama Anayasa Mahkemesinde verilen bireysel başvuru kararları o kadar fazla ki... Vatandaşların, adil yargılanma hakkı ihlallerinden dolayı Anayasa Mahkemesine bir yılda 100 bin tane derdest bireysel başvurusu var. Demek ki işlerde bir sıkıntı var. Bu işler nasıl çözülecek?

TAHSİN OCAKLI (Rize) - Sandıkta çözülecek, sandıkta.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) - Çözümler var. İşte, Cumhuriyet Halk Partisinin Demokratikleşme Paketi'yle biz sorunları tespit ediyoruz ve özgürlüklerin nasıl yaşanacağı bu Türkiye'de... Pakette 29 tane önerimizi sunuyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu önerilerimizi Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında mutlaka yerine getireceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında Anayasa’nın fiilen askıda olduğu bir dönem sona erecek. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları eksiksiz ve derhâl uygulanacak. İfade özgürlüğü üzerindeki tüm idari ve cezai, fiilî baskılar kalkacak. Siyasi yargılamalar sona erecek, 19 Mart süreci dâhil olmak üzere siyasi nedenlerle tutuklanan herkes derhâl tahliye edilecek. Gezi davası başta olmak üzere toplumsal muhalefeti bastırmaya yönelik tüm davalar sonlandırılacak ve bu dosyalardan tutuklu bulunanlar serbest bırakılacak. Terörle Mücadele Kanunu hukuki belirlilik ve özgürlükler lehine yeniden düzenlenecek. Cumhurbaşkanına ve kamu görevlisine hakaret suçları ifade özgürlüğü güvence altına alınacak şekilde yeniden düzenlenecek. Nefret söylemleri ve nefret suçları açık ve net, etkin bir şekilde cezalandırılacak. İşkence ve insanlığa karşı suçlarda etkin mücadele yürütülecek, cezasızlık politikası tamamen bir kenara itilecek. Otoriter rejimlerden ithal edilen ve hukuki belirliliği bozan tüm yasal düzenlemeler yürürlükten kaldırılacak. Kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadelede İstanbul Sözleşmesi yeniden getirilecek ve eksiksiz uygulanacak. (CHP sıralarından alkışlar) İnternet erişim engelleri kaldırılacak ve halkın haber alma hakkı güvence altına alınacak. Dezenformasyon Yasası olan sansür yasası yürürlükten kaldırılacak, ifade ve basın özgürlüğü üzerindeki tüm baskılar sona erdirilecek. Basın özgürlüğünü kısıtlayan tüm kanun ve uygulamalar yürürlükten kaldırılacak. Adil, kapsayıcı ve insan onuruna yakışır bir infaz rejimi ortaya konulacak.

Değerli arkadaşlar, rahmetli Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel derdi: "Camide siyaset varsa ibadet biter." Adliyede siyaset varsa adalet biter. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında hem adaleti getireceğiz, özgürlükleri getireceğiz, halkın umudu olacağız. (CHP sıralarından alkışlar) Demokrasi diyoruz, özgürlükler diyoruz ve hukuk devletini yeniden inşa edeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar) Emekçi halkımıza, emekli halkımıza, işsiz gençlere artık hakkını, hukukunu vereceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)

Hukuk artık herkesin hukuku olacak, demokrasi ve özgürlükleri herkes yaşayacak, ikili hukuk sistemi olmayacak. (CHP sıralarından alkışlar)

Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında herkes yarın ne olacağını, kurallarıyla ve kurumlarıyla beraber hukuk devletinde yaşadığını hissedecek. Tek adamın verdiği kararlar değil denge denetleme sistemiyle beraber yasama ve yargının bağımsız olduğu ve yürütmenin denetlendiği bir devlet hâline getireceğiz. (CHP sıralarından alkışlar) Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında yargıçlar artık talimatla, savcılar talimatla karar vermeyecek, yukarıdan gelen talimatlarla siyaset dizayn edilmeyecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Bülbül, lütfen tamamlayın.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) - Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında seçimle gelen, sandıkla gelen, millî iradeyle gelen mahkeme kapılarıyla gönderilmeyecek, masada gönderilmeyecek. (CHP sıralarından alkışlar)

Hep söylüyorum, her konuşmamda söylüyorum: Adaletin küçüldüğü ülkelerde büyük olan artık suçlulardır arkadaşlar ve örnek verdiğim bir nokta var. Führer'in hukuk danışmanı Hans Frank Führer'e bir mektup göndermiş ve mektubunda ""Sayın Führer'im hiç endişe etmeyin; savcı ve hâkimlere şöyle dedim: "Kararı verirken Anayasa'ya, kanuna, yönetmeliklere takılmayın; 'Führer benim yerimde olsaydı...' diye düşünün ve kararı öyle verin." dedim." İşte, 2025 Türkiye'sinde aynı olaylar gündemde, buna son vereceğiz; hukuku ve demokrasiyi birlikte inşa edeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)