GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:44
Tarih:07.01.2026

CHP GRUBU ADINA YUNUS EMRE (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten çok önemli bir önerge. Önce, tabii, Mehmet Akalın Hocamızı, önerge sahiplerini tebrik etmek istiyorum. Türkiye'nin araştırma geliştirme faaliyetleri bakımından, üniversitedeki genel durum bakımından çok ağır bir manzarayla karşı karşıya olduğunu dikkatinize sunmak istiyorum ve özellikle bu araştırma önergesinin son cümlesinde yer alan akademisyenlerin özlük haklarının bilimsel üretime etkilerinin tespit edilmesi konusuna da yine özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bakın, bugün sosyal medyada, üniversite kampüslerinde, hemen her yerde akademisyenlerin bir çığlığı var, "akademik zam" başlığıyla gündeme getirilen bir çığlık var ve insanlar bunu canları yandığı için, aileleriyle birlikte büyük bir sorunla karşı karşıya kaldıkları için gündeme getiriyorlar.

Değerli arkadaşlarım, bakın, çok değil on yıl önceki, yine sizin iktidarınız döneminizdeki, 2015 yılındaki bir profesör maaşı ile bugünkü profesör maaşını -ne alabiliyordu o gün, bugün ne alabiliyor- karşılaştırdığımızda aslında bu çığlığın nedenini daha net görebiliyoruz. Bakın, 2015'te bir profesör maaşıyla 190 kilo dana eti alınıyormuş, bugün 130 kilo dana eti alınıyor. Hep çeyrek altın hesabını gündeme getiriyor Genel Başkanımız, burada ben de söylemek istiyorum: 36 çeyrek altın alınıyormuş bir profesör maaşıyla, bugün sadece 10 çeyrek altın alınabiliyor. Bir profesör 100 metrekare bir evi 2015'te 101 maaşla alabilirken bugün 172 maaşla alabiliyor. Bir aile otomobilini, C sınıfı bir otomobili 2015'te 12 maaşla alabilirken bugün 23 maaşla alabiliyor.

Değerli arkadaşlarım, bakın, bir profesörün maaşını on yıl önce ve bugün itibarıyla kıyasladığımızda yarı yarıya fakirleştiğini görüyoruz ve yine dikkatinize şunu sunmak istiyorum: Değerli arkadaşlarım, bugün profesör maaşı neredeyse yoksulluk sınırında bulunuyor ve doçent maaşı ise yoksulluk sınırının altında bulunuyor. Değerli arkadaşlarım, şimdi, birazdan bir oylama gerçekleştireceğiz, birazdan bu oylamada hepimiz vicdanımıza göre bir oy vereceğiz. Yani Türkiye'de üniversitelerin bu az önce anlattığım en temel sorunlarının başında gelen öğretim üyelerinin insanca bir hayata erişememesi konusu sizi rahatsız etmiyor mu, oy verirken bunu hiç düşünmeyecek misiniz? Türkiye'de bir doçentin yoksulluk sınırının altında bir gelire mahkûm edilmiş olması acaba araştırılmayı gerektirmiyor mu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin lütfen.

YUNUS EMRE (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bu Meclis bir araştırma komisyonu kurup bu durumu araştırmayacaksa, bir doçentin yoksulluk sınırının altında bir gelire mahkûm edildiğini araştırmayacaksa neyi araştıracak? (CHP sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) - Bravo!

YUNUS EMRE (Devamla) - Ve biz milletvekilleri olarak oyumuzu vicdani kanaatimize göre vermiyor muyuz?

Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, üniversitelerin tek işlevi eğitim yapmak değildir, topluma hizmet de üniversitenin bir işlevidir; teknoloji geliştirmek, bilimsel araştırma yapmak, bu araştırmalarının sonuçlarını, bulgularını paylaşmak, bunlar da üniversitelerin işlevleridir ama az önce anlattığım manzarayla karşı karşıya bulunan aile babası bir doçent, bir profesör acaba bu görevlerini nasıl yerine getirebilir, hangi imkânlarla dünyadaki bilimsel gelişmeleri takip edebilir, izleyebilir? Mehmet Hoca söyledi yani AR-GE'deki durum ortada ve Türkiye bu şartlar içerisinde bu durumun çok önemli ekonomik sonuçlarıyla karşılaşmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUNUS EMRE (Devamla) - Selam verebilir miyim?

BAŞKAN - Buyurun.

YUNUS EMRE (Devamla) - Teşekkür ederim.

Türkiye'nin teknoloji geliştirmek bakımından karşı karşıya bulunduğu en büyük sorun aslında budur değerli arkadaşlarım. Bakın, bugün, Türkiye'de ihracat kompozisyonunda, baktığınızda, uzun yıllardır yüksek teknolojiye dayalı endüstrilerin ihracat içerisindeki payının çok sınırlı olduğunu görürsünüz. Türkiye'de bu pay yüzde 20, yüzde 25 düzeyine gelmeden Türkiye'de gelir artışından, tasarruf artışından bahsedemezsiniz. Peki, bu nasıl mümkün olacak? Yani Türkiye'de ekonomi daha fazla yüksek teknolojiye dayalı ihracatı nasıl gerçekleştirecek? E, bu, eğitim, araştırma alanında bu yenilikler, bu değişimler yapılamazsa Türkiye bunu gerçekleştiremez ve tekrar ifade etmek istiyorum -ve birazdan oy vereceğiz- yani Türkiye'de akademik özgürlüklerin hâli ortada, akademik liyakat, ehliyet ilkelerinin ne hâle getirildiği ortada. Bir tane uluslararası atfı olmayan insanlar Cumhurbaşkanı tarafından birçok üniversiteye rektör olarak atanmış durumda; böyle karanlık bir manzarayla karşı karşıyayız. Biz bunu araştırmayacaksak, değerli arkadaşlar, neyi araştıracağız?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Selamı bekliyoruz.

YUNUS EMRE (Devamla) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)