GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:45
Tarih:08.01.2026

CHP GRUBU ADINA AHMET TUNCAY ÖZKAN (İzmir) - Sayın Başkanım, sizi saygıyla selamlarken aile büyüğünüzün kaybından dolayı başsağlığı dileklerimi de iletiyorum.

Efendim, gazeteci kimdir? Gazeteci sizin yerinize dayak yiyendir, öldürülendir, halkın haber alma hakkı için işkence görendir. Gazetecilik sadece bir meslek, bir meslek anlayışı değildir, aynı zamanda bir yaşam biçimidir. Öyle olmasa Filistin'de bugüne kadar 254 gazeteci öldürülür müydü? İsrail, terör devleti soykırım yapıyor, ilk hedefine gazetecileri koyar mıydı? Ocak ayındayız, katledilen gazetecileri anacağız. Bugün 30'uncu yılı, Metin Göktepe kardeşim, Hrant Dink kardeşim, bunlar benim dostlarım, yakınlarım. Onat Kutlar usta ve Uğur Mumcu usta; hepsini ocak ayında kaybettik. Niye öldürüldüler, neden öldürüldüler? Gazeteci kimlikleri olmasaydı, sözlerinin etkisi olmasaydı öldürülürler miydi? Onlar doğrunun, hakkın, halkın haber alma hakkının peşinden gitmeselerdi bugün yaşamlarına devam ediyor olurlardı. O zaman gazeteciyi korumak gerekir.

Ben daha önce de anlatmıştım, altı yıl cezaevinde kaldım. Tutuklanmamı gerektiren suçlamam şuydu: "Atatürk'ün Bursa Nutku evinden çıktı." dedi Zekeriya Öz. "Atatürk'ün Bursa Nutku'nu evinde bulunduran kişi Ergenekon terör örgütünün üyesidir." dedi. "Bunu tutanağa yaz." dedim, yazdı. Tutuklamaya sevk ettiler, aşağı indik. Balyoz'un yargıcına dedim ki: "Böyle saçma bir şeyle karşınıza getirdiler, böyle bir suçlama olmaz. Bu suçlamadan dolayı ben tutuklanamam." "Yok ki öyle bir suçlama." dedi. "Peki, ne var?" dedim. "Şema var. Siz Ergenekon'un basın kolunda şemada yer alıyorsunuz." dedi. "Ben o şemayı görebilir miyim?" dedim. "Hayır, göremezsin." dedi. "Niye göremem?" dedim. "Gizlilik kaydı var." dedi. "Peki, avukatım görebilir mi?" dedim. "Hayır, göremez." dedi. "Kim görecek?" dedim. "Ben yargıcım Tuncay Bey. Ben gördüm ve sizin tutuklanmanıza hükmettim, tutuklusunuz." dedi.

Beş yıl dört ay boyunca "Bu şemayı açın." diye bağırdım. İşte, Hanımefendi orada tanıktır. Beş yıl dört ay boyunca "Bu şemayı açın, bu şemaya açın." Beş yıl dört ay sonra karar duruşmasında şemayı açtılar, şemada herkes var ama benim adım yoktu. "Hani beni siz bu şemada adım var diye tutuklamıştınız?" dedim. "Ya, geçtik onları." dedi. "Geçtik, onları."

Şimdi geldiğimiz yerde, arkadaşlar, son yirmi dört saat içinde bakın, orada savcıya şunu söylemiştim Zekeriya Öz'e ve 5 savcıya "Siz böyle davranırsanız, muhalefeti böyle yok etmeye kalkarsanız Türkiye bir çöle döner, Türkiye'yi çölleştirmeyin." demiştim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin, tamamlayın.

AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.

"Türkiye bir fikrî çöllük içinde kalır, bunu yapmayın." demiştim. İçinizde çok büyük dergi mücadelelerinden, basın mücadelelerinden gelen arkadaşlarım var, o mücadelelerle burada duruyorsunuz. Bakın, Türkiye bir çöle döndü. Biraz önce kapının önünde arkadaşlarla konuşurken Türkiye'de ne kadar az kitap basıldığını, ne kadar az eser ortaya konulduğunu, ne kadar az şeyin yapıldığını konuştuk. Geldik bugüne, ocak ayında kaybettiklerimizin yerine koyamadıklarımızla birlikte bugünden yarına geçeceğiz. Özgürlüğün önüne duvar örerseniz o duvar üstünüze yıkılır. İnsanı özgürlükten koparmaya çalışırsanız siz koparsınız ve ben Türkiye'nin çivisi çıkan bu dünyada zincirlere bağlı olduğunu görmekten büyük üzüntü duyuyorum. Gelin özgürleştirelim, gelin arkadaşlarımızın sendika hakkını verelim, gelin arkadaşlarımızın yaşam hakkını savunalım. Gazeteciler, Filistin'de de Türkiye'de de zindanda olmasınlar, tabutta olmasınlar; yaşasınlar ve yazsınlar. (CHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Rize Milletvekili Sayın Harun Mertoğlu.