GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:45
Tarih:08.01.2026

MEHMET AKALIN (Edirne) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bugün yine burada çıkarılmak istenen kanun teklifinden daha önemli olduğunu düşündüğüm emekli maaşları üzerine konuşmak istiyorum.

Bildiğiniz gibi, AK PARTİ Hükûmeti emekli maaşlarına ilişkin yeni bir düzenleme yapılacağını açıkladı. Bugün en düşük emekli maaşı yaklaşık yüzde 12'lik bir artışla 18.939 liraya yükseltilmiş durumdadır. Açlık sınırı 30 bin lirayı aşmışken emekli için verilecek olan en düşük maaş kamuoyuna 20 bin lira olarak yansımıştır. Bu rakam bir düzenleme değildir, buna biz İYİ Parti olarak karşı çıkıyoruz ve buna katılmıyoruz. Açlık sınırının üçte 2'si düzeyinde bir maaşı iyileştirme olarak sunmak, emeklinin yaşadığı gerçekliği görmezden gelmektir. Bir düzenlemeden söz edebilmek için emeklinin temel ihtiyaçlarını karşılayabildiği bir gelir düzeyine ulaşması gerekir. Bugün konuşulan rakamlar emekliyi rahatlatmıyor, yalnızca geçici bir sessizlik yaratmayı hedefliyor. Biz buna İYİ Parti olarak itiraz ediyoruz.

"Ekonominin sorumluluğunu ben alıyorum." diyen Sayın Cumhurbaşkanının sözleri ortadadır. Ancak gerçeklere baktığımızda, yıllardır enflasyon hedefleri maalesef tutmuyor, açıklanan rakamlarla vatandaşın yaşadığı hayat maalesef örtüşmüyor. Başkanlık sistemiyle birlikte her dönem tek haneli enflasyon vurgusu yapıldı ancak gelinen noktada ne emekliye ne çalışana ne de üreticiye güven veren bir tablo vardır. Bakın, 2026 yılında yalnızca faiz için ödenecek tutar 65 milyar dolardır. Türkiye'nin 2002'de 130 milyar dolar olan borcu bugün 550 milyar dolara dayanmıştır. Cumhuriyet döneminde oluşturulan kamu varlıkları satılmış, ülkenin geleceği borçla finanse edilir hâle gelmiştir. 2002'de yüzde 29,7 olan enflasyon bugün TÜİK verilerine göre bile yüzde 31'i olmuştur.

Evet, emeklinin şu anki durumunu daha iyi anlayabilmek için isterseniz 2002 yılıyla karşılaştıralım ve rakamlarla konuşalım. 2002 yılında bir emekli yaklaşık 80 maaşıyla bir ev alabiliyordu, bugün emeklinin aynı evi alabilmesi için 300 maaş biriktirmesi gerekiyor. Yine, 30 maaşla alınan bir otomobil bugün 90 maaşla alınabilir hâle gelmiştir. Bu, emeklinin fakirleşmesinin değil, açlıkla mücadelesinin göstergesidir. Bizim tutumumuz nettir: En düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine çekilmelidir. Asgari ücret hiçbir koşulda açlık sınırının altında kalmamalıdır. Bu yüksek enflasyon ortamında yılda bir kez yapılan artışlar hem çalışanı hem emekliyi korumamaktadır. Bu nedenle, asgari ücret üç ayda bir ya da yılda 2 kez güncellenmeli, asgari ücrete endeksli olarak en düşük emekli maaşı da aynı dönemlerde otomatik biçimde artırılmalıdır. Emekli hayat pahalılığı karşısında sürekli korunmalıdır. Bu talepler abartı değildir, popülizm değildir. Bu, sosyal devlet olmanın asgari gereğidir. Vatandaşımız refah değil, insanca yaşam talep ediyor ve etmektedir. Biz de İYİ Parti olarak bu kürsüden hem emeklinin hem çalışanın açlık sınırı altında yaşamaya mahkûm edilmesine katılmadığımızı açık ve net biçimde ifade ediyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle, Genel Kurulu ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)