GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:46
Tarih:13.01.2026

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; defalarca Meclis gündeminde, kamuoyunda konuşuldu tutuklu belediye başkanlarımız. Özellikle bugün Murat Çalık'ın durumunu bir kez daha irdelemek istiyorum: Cezaevine girdiği günden bugüne kadar 25 kilo kaybetti. Üçüncü ameliyatı... Bugün de boynundan bir kitle alındı ve hâlâ hakkında bir tahliye kararı veremedi mahkemeler.

İnsan hayatından önemli ne olabilir? Bir kez daha soruyorum: Murat Çalık hakkında tahliye kararı verseniz ne kaybedersiniz? Bu kadar zor mu? Ya da... O kadar siyasallaşmış bir yargı var ki olayı bambaşka bir noktaya, düşman hukukuna çevirdi.

Bugün boynundan bir ur, kitle alındı; biyopsisi on beş gün sonra gelecek ama on beş gün sonra, o kitle kötü huyluysa, cezaevinde olduğu için daha hızlı yayılacak ama yargının geldiği nokta maalesef ki masum insanlar için o kitle ve o urdan daha tehlikeli.

Geliyorum Tayfun Kahraman'a. Akut MS hastalığından dolayı günlerdir tedavi görüyor, bilincini yitirdi. Eşi, çocuğu, ailesi isyan ediyor; tahliye kararı yok.

Geliyorum Muhittin Böcek'e. 22 ilaçla günü geçiriyor. Covid döneminde uzun günler, aylar akciğeri dışarıda yaşadı.

Defalarca söyledik, bakın, insani bir durumdan bahsediyorum: Bu arkadaşlarımızdan bir tanesi, Allah korusun, cezaevinde hayatını, yaşamını yitirirse, kaybederse, AKP Grubuna soruyorum, ne diyeceksiniz? Ha, Kuddusi Okkır'da olduğu gibi, Ali Tatar'da olduğu gibi "Bizi Allah affetsin." diyeceksiniz ama bilin ki bu insanlar ve aileleri sizleri affetmeyecek.

Geliyorum bugün ikinci bir tuhaf duruma. Bazen ülkede akıl sağlığını korumak gerçekten kolay değil. Düşünün, şiddete uğrayan bir kadın var. Nereye başvuruyor ilk korumayı almak için? Savcılık makamına. Peki, kararı kim veriyor? Mahkeme, bir hâkim. Bugün Muhammed Çağatay Kılıçarslan, 30 yaşındaki bir savcı adliyede eski eşini silahla vurdu. Ya, arkadaşlar, biz nereye gidiyoruz? Koruma kararını vermesi gereken savcı, savcılık makamı bir kadın hâkimi vuruyor. Geldiğimiz nokta -Ömer ağabeyin dediği gibi- endişe verici, dehşet verici bir nokta. Siciline baktığım zaman çok yakın zamanlarda alınmış bir hâkim, savcı. Bu mülakat, mülakat, mülakat... Mülakat böyle yapılırsa sonuç böyle oluyor. Kim alıyor bunları? Kim yerleştiriyor bunları? Savcılık, hâkimlik gibi bir görevden bahsediyoruz. Şimdi, hangi kadına "Devlet seni korur." diyebileceğiz? Devletin korumak için koyduğu savcı eski eşini, hâkimi vuruyor. Sözün bittiği yerdeyiz. Herkes şapkasını önüne alıp düşünmeli, tartışmalı, artık partileşen, siyasallaşan bir yargı, devlet değil, hak eden, gerçekten bu görevleri yerine getirecek insanları getirmeliyiz. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, Ankara'daki su sorunu tartışılıyor. Gerçekten burada milletvekilleri de konuşuyor, sürekli de Ankara Belediye Başkanını suçluyor ama bir kez daha söylüyorum: 2021'de bu ülkenin Cumhurbaşkanı Gerede'de Ankara'nın 2050'ye kadar su sorununu çözeceğini müjdelemişti. Ve küresel bir kuraklık, ısınma da zaten bu ülkenin belası ama öyle noktaya gelmişiz ki bakın, meteoroloji ne diyor? "Pazartesi günü İstanbul'da kimse sokağa çıkmasın."

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Vallahi biz de çocuklarımızı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Çalışanlar iş yerlerine gitmedi, uçaklar kalkmadı, İstanbul'da hayat durdu, herkes odunu, kömürü, ısıyı, sobayı, kaloriferi açtı; bir damla karı bırakın, yağmur yağmadı. Ya, bu nasıl bir tahmin? Koskoca devleti ne hâle getirdik biz ya! İstanbul'da kar yağışını tahmin edemeyenler Ankara'nın iklim konusunu konuşuyorlar burada. Neyi konuşuyorsunuz arkadaşlar? (CHP sıralarından alkışlar) Sizin nerede planlamanız var? Sizin her şeyiniz bu, tel tel dökülüyorsunuz. Beş yıl önce atadığınız savcı eşini vuruyor, İstanbul Meteorolojiye atadığınız adam kar tahmini yapıyor -insanlar işe, okula- hayat duruyor, bir damla yağmur yağmıyor. Sonra da çıkıp milletvekilleriniz Ankara'daki kuraklığı tartışıyor, vah ki vah, vah ki vah gerçekten!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Günlerdir Cumhuriyet Halk Partisi Grubu emekli için, 5 milyon emekli için, milyonlarca emekli için bir mücadele veriyor, gece gündüz nöbet tutuyoruz. Bazı arkadaşlara saçma ve komik gelebilir ama 86 milyon için çok ciddi bir eylemdir. Bugün teklif edilen 20 bin lira, en düşük emekli maaşı, utanç verici bir maaştır. Çok soru soracağız, grup önerisinde de YENİ YOL, bizler bunu konuşacağız ama ben sadece AKP'li milletvekillerine şunu sormak istiyorum: Çarşıya çıkıyorsunuz, pazara çıkıyorsunuz, insanlarla görüşüyorsunuz, 70 yaşında çalışan insanları gördüğünüz zaman "Amca, teyze, sen ne yapıyorsun ya? Niye evde değilsin?" diye sormak aklınıza gelmiyor mu hiç ya? Niye bu ülkedeki emekliler çalışırken ölmek zorunda kalıyor?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Son cümlem Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) -

Niye benim ülkemde bir emekli bir aylık maaşıyla bir aylık kirasını veremiyor? Ve buraya getirdiğiniz zam farkı 1.000 lira yani 1 kilo kıyma arkadaşlar ya. Hiç utanmıyor muyuz, sıkılmıyor muyuz? Gerçekten başımızı önümüze eğmiyor muyuz buna el kaldırdığımız zaman? Nasıl el kaldıracağız buna?

Bakın, 2 tane araştırma önergesi verilecek. Gelin, emeklinin durumunu araştıralım, beslenme şartlarını, barınma şartlarını, ısınma şartlarını, enerji fiyatlarını, yaşam koşullarını, giyimlerini araştıralım; ondan sonra zam teklifini kanunla buraya getirin. Saraydan gelen tekliflerle bu işi yapmayın, onların tuzu kuru. Bakın, saray mutlu, hesabı siz veriyorsunuz, sokağa siz çıkıyorsunuz, insanlar sizi eleştiriyor. O yüzden bu rezalete, gelin, son verelim, emekliye yakışan bir maaşı hep beraber belirleyelim diyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)