GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:46
Tarih:13.01.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; coğrafyamızda ülkemizin en uzun sınırlarının olduğu Suriye, 2011 yılından bu yana bir iç savaş, bir iç çatışma içerisinde. Gerçi 2011'den önce de çok ciddi insan hakları ihlallerinin uzun süre devam ettiği bir devletle karşı karşıyaydık. 2011'den bu yana devam eden iç savaş ve çatışmalar 8 Aralık 2024 tarihinden itibaren farklı bir noktaya doğru evrildi ve orada bir günde bulunan bütün güçler yavaş yavaş Suriye'yi terk etti ama Amerika, Fransa, İngiltere ve Körfez ülkelerinden de birkaç tanesinin desteğiyle ve teşvikiyle yepyeni bir sürece doğru gitti. Burada bizim de en uzun sınırlarımızın olduğu ve Suriye'de yaşayan kimi soydaşımız, kimi dindaşımız, kimi tarihsel bağlarımız, kimisinin de komşularımız olan bir coğrafyadan bahsediyoruz. Dolayısıyla bu coğrafyadaki sükûneti, bu coğrafyadaki huzuru temin etmek aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti olarak bizlerin ve 87 milyon insanımızın da huzuru manasına gelir. Bunu temin etmeye dönük 10 Mart Mutabakatı SDG ve Suriye devletini temsilen Şam Hükûmeti arasında bir 10 Mart Mutabakatı imzalandı. Bu mutabakata Türkiye Cumhuriyeti olarak bizler dâhil olmak üzere geniş bir uzlaşıyla bu 10 Mart Mutabakatı'nın bir diplomatik zemin olması konusunda bir uzlaşı ortaya çıktı. Ardından da 1 Nisan 2025 tarihinde yapılan anlaşmayla da özellikle SDG'nin bu 10 Mart mutabakatına da bir nevi katkı olsun diye Halep'ten silahlı güçlerini çekmesi, yine, Afrin'deki kontrolün de Suriye Merkezî Hükûmetine yani Şam yönetimine devredilmesi dâhil olmak üzere bir kısım mutabakatlarda bulundu. Şimdi, Türkiye olarak bizim burada bir üçüncü göz olarak, bölgedeki bütün halklara güven veren bir ülke olarak ve yine oradaki süreci kalıcı bir devletleştirmeye dönüştüren, kolaylaştırıcı bir güç olarak devrede bulunmamız lazım. Türkiye Cumhuriyeti orada ihtilafı olan herkesin rahatlıkla kendi masalarına garantör olsun, güven versin, kolaylaştırsın diye davet ettiği bir ülke konumunda kendisini konumlandırması lazım ki buradaki sürecin, buradaki ateşin söndürülmesine bir katkısı olsun diye. Biz oradaki çatışmaların tarafı olarak ya da birini suçlayıp diğerini destekleyerek oradaki iç huzuru temin edemeyiz. Elbette ülke olarak kendi güvenliğimiz açısından orada olmazsa olmaz, kırmızı çizgilerimiz olacaktır ve bunların da teminini hep beraber sağlamak durumundayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

BÜLENT KAYA (Devamla) - Ama bunu yaparken herhangi bir halkı diğer halka tercih edecek bir izlenim veren, herhangi bir mezhepsel grubu bir başka mezhepsel gruba tercih ettiğimiz izlenimi veren uygulama, söz ve eylemlerden de kaçınmamız gerekir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin geniş hinterlandı ve tarihsel bağları itibarıyla Suriye'de de Irak'ta da ve coğrafyamızda da tek bir rolü olmalı; o da güven veren, barış getiren ve oradaki insanların ihtilafları için bir hakem olarak başvurduğu bir ülke konumuna kendisini yükseltmelidir. Aksi takdirde, biz oradaki çatışmalardan herhangi birini tercih eden ya da endişelerimizi kamuoyu önünde yüksek sesle dile getiren ülke durumuna düşersek işte o zaman farklı toplumsal algıları beslemiş oluruz. Kobani olaylarında yaşadığımız olay biraz da bu iletişim ve yaklaşım farklılığından kaynaklanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (Devamla) - Onun için benzeri hususları yaşamamak için orada bağımsız bir güç olarak, üçüncü bir göz olarak sahada birini diğerine karşı suçlayan değil, oradaki durumu tespit eden, 10 Mart Mutabakatı'nın ne aşamada olduğunu, kimin uymadığına dair bunları kontrol eden bir ülke durumunda olmamız gerektiğini ifade ediyor, Halep'te yaşanan çatışmaların bölgedeki huzuru bozmaya dönük çok sıkıntılı bir süreç olduğunu ifade ederek, bu hususta bir genel görüşmenin faydalı olduğunu düşünerek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar)