| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 48 |
| Tarih: | 20.01.2026 |
CHP GRUBU ADINA EYLEM ERTUĞ ERTUĞRUL (Zonguldak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün temel gıda maddelerinden kırmızı etin fiyatlarının yüksekliğinin araştırılması için İYİ Partinin verdiği öneri üzerine söz aldım.
Sayın milletvekilleri, bir yandan milletin cebinde beş kuruş para yok, öte yandan raflarda fiyatlar her geçen gün katlanarak yükseliyor. 17 Ocak itibarıyla kamuoyuna yansıyan verilere göre sadece son yirmi gün içerisinde kırmızı et fiyatlarına yaklaşık yüzde 6'yı bulan yeni zamlar yapılmış durumda. Dana bıçak etinin kilogramı 600 lirayı aştı, kuzu eti de aynı hızla yükselmeye devam ediyor. Bu artışlar kombinadaki kesim fiyatlarına yansıyor ve kasap reyonlarında nihai fiyatın halkın alım gücünün çok üzerinde olacağına işaret ediyor. Peki, ne oldu da et artık ulaşılamaz bir ürün hâline geldi? Elbette bu, bir günde olmadı. İktidarın "İthalat fiyatları düşürecek." demesine rağmen ve 654 bin baş hayvan ithal edilmesine rağmen fiyatlar düşmedi, tam tersine yükseldi. Bu ne demek? Bu, yanlış hayvancılık, yanlış gıda ve yanlış tarım politikalarının vatandaşa faturası demek; bu, emeğinin karşılığını alamayan üreticinin ahırını boşaltmasıyla oluşan bir çıkmazdır. Sonuçta, yirmi üç yıllık iktidarınızın sonunda yanlış politikalarınızla yerli üreticiyi bitirdiniz. (CHP sıralarından alkışlar)
Bakın, birazdan emekli maaşlarıyla ilgili kanun teklifini görüşeceğiz. En düşük emekli maaşı sanki emekliye çok büyük bir müjdeymiş gibi 20 bin liraya çıkarılıyor sanki bu para emeklinin derdine çare olacakmış gibi. Sadece kırmızı etin kilosu neredeyse bin lira civarında. Bu 20 bin lirayla ne yapacak bu emekli, nasıl geçinecek, ne yiyecek, ne içecek? Değerli milletvekilleri, son günlerde sosyal medyada sıkça dolaşan bir görüntü var: Bir emekli vatandaşımız 76 yaşında, yirmi dokuz yıl devlet memurluğu yapmış, diyor ki: "İçimden ağlamak geliyor, 20 bin lira kira ödüyorum, aldığım 22.600 lira; nasıl geçineceğim?" Devam ediyor ve diyor ki: "Ben yardımları kabul etmedim çünkü binlerce emekli var, bunların içerisinde otobüs terminallerinde yatanlar var, acil servislerde yatanlar var, tren garında yatanlar var, otel köşelerinde yatanlar var, bunlar varken bu yardımları benim vicdanım kabul etmiyor." diyor. Yani emekli sizden sadaka istemiyor, emekli sizden hakkını istiyor. Dar gelirli vatandaş sadece çocuğu için bir avuç kıyma alabiliyor, onu da ancak becerebilirse. Hiç mi vicdan yok, hiç mi sokaktan haberiniz yok; gerçekten soruyorum. Bu gerçeklikten uzaklıkla koskoca bir ülke nasıl yönetilebilir? Ki yönetemiyorsunuz, vejetaryenliği bir tercih olmaktan çıkardınız, bir zorunluluk hâline getirdiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
EYLEM ERTUĞ ERTUĞRUL (Devamla) - Şimdi, önümüzdeki ay ramazan ayına giriyoruz, halk pazarda taneyle sebze alırken, belki yarım avuç kıyma, et alabilirken saray sofralarında geçen yıl bir günlük iftar sofrasının maliyeti 1 milyon 560 bin liraydı, bakalım bu yıl kaç milyon olacak bu maliyet? Geçen yılın hesaplarıyla saray iftarlarına harcanan bir günlük parayla her gün muhtaç durumda olan 24 bin kişiye toplam 3,5 ton kırmızı et yardımı yapmak mümkündü ama bunu yapmadınız, kendi sofranızdan kısıp vatandaşa bir yardım yapmadınız. Vatandaş karda, kışta, dondurucu soğukta ucuz et kuyruklarında beklerken sizler milyonları propagandaya harcadınız, şimdi de "Emekli maaşını en azından bir asgari ücret düzeyine çıkaralım." deyince de "Kaynak yok." diyorsunuz. Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz, biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk istiyoruz, o yüzden anlaşamıyoruz, insaf diyoruz.
Bu önergeyi desteklediğimizi belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)