GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:50
Tarih:22.01.2026

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Saygıdeğer Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Dün en düşük emekli maaşını 20 bin lira yapan madde Genel Kuruldan geçti. Çeşitli önergeler vardı, çeşitli öneriler vardı. Muhalefet partilerinden kimisi "En düşük emekli maaşı 24 bin olsun, 25 bin olsun.", "Asgari ücret kadar olsun." dedi. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizlerin de en düşük emekli maaşı asgari ücret kadar olsun, 28 bin lira olsun; yetmez, bütün emekli maaşlarına seyyanen 8 bin lira maaş farkı verilsin; yetmez, en düşük memur emekli maaşı da 42 bin lira olsun diye vermiş olduğumuz önerge ne yazık ki kabul edilmedi. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli dostlar, neyi tartışıyoruz? En düşük emekli maaşının 20 bin lira olup olmamasını tartışıyoruz günlerden beri, aylardan beri. Bugün bu memlekette açlık sınırı 30 bin lira, en düşük emekli maaşı 20 bin lira, ortalama emekli maaşı ise 24 bin lira. Sayın Devlet Bahçeli adını doğru koydu, bu 20 bin liralık ücret sefalet ücretidir; biz bu ücreti kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, "Açlık sınırı 30 bin lira." dediğimiz zaman iktidar temsilcileri bize kızıyorlar başta Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmak üzere, diyorlar ki: "Böyle bir resmî veri yok." Tamam, kabul, 30 bin liralık TÜRK-İŞ'in açıklamış olduğu rakamı kabul etmeyeyim, etmeyelim, ben size resmî veri vereceğim. Diyanet, bildiğiniz gibi, her sene fitreyi açıklıyor yani bir kişinin bir gün boyunca yaşaması için, yaşamını idame ettirmesi için gerekli olan bir günlük ücret 240 lira. Dört kişilik bir ailenin bir aylık gıda masrafı 28.800 lira. Bu memlekette asgari ücret 28 bin lira yani esasında asgari ücretlilerimiz maaş almıyor, ücret almıyor ancak bir fitre alıyor. Ya emeklilerimiz, 20 bin lira emekli maaşı olan emeklilerimiz? Emeklilerimize iktidar ne yazık ki bir fitreyi dahi çok görmüş durumda. Utanılacak durum esasında. Geçtiğimiz hafta sonu memleketimizde, Akhisar'da, Gölmarmara'da çarşı pazar gezdik, tavsiye ederim, iktidar milletvekillerine sesleniyorum, her ne kadar çok olmasalar da burada, çarşı pazarı gezin, orada emeklilerle görüşün. Mesela, bir emekliyle karşı karşıya geldik, 70 yaşında, sabahın köründe çıkmış, bir tezgâh açmış, tezgâhtaki bütün mallarını satsa bin lira kazancı olacak. 70 yaşında, ajitasyon yapmıyorum, gördüğüm anlatıyorum. "Yirmi beş yıl boyunca prim verdim, emekli oldum, emeklemeye başladım." diyor 70 yaşındaki insan. Emeklilerin durumu ne yazık ki bu.

Şimdi, Komisyon çalışmalarında ve burada milletvekillerimiz, muhalefet milletvekilleri, iktidar sıralarına dönüp vicdana davet etti. Ben sizi vicdana davet etmiyorum çünkü bu vicdan meselesi değil, buradaki mesele hak arama meselesidir. Biz burada, emekliler kimseden sadaka istemiyorlar, kimseden lütuf istemiyorlar, bahşiş istemiyorlar, haklarını talep ediyorlar, haklarını. (CHP sıralarından alkışlar)

Bir de çok meşhur bir şey, iktidar temsilcileri diyor ki: "Emeklileri siyasete alet etmeyin, emeklileri siyasi malzeme yapmayın." Allah Allah! Memlekette sefalet ücreti, emekli maaşı 20 bin lira, bizler bunu dile getirmeyeceğiz. Eğer bir memlekette asgari ücret, en düşük emekli maaşı açlık sınırının altındaysa bu durum tamamıyla siyasetin konusudur. Bunu dile getirmeye devam edeceğiz.

Şimdi, sorun sadece en düşük emekli maaşında değil, tüm maaşlarda sorun var. Mesela, 2019 yılında bu en düşük emekli maaşı uygulaması geldiğinde bin liraydı ve o gün için ortalama emekli maaşı 1.917 liraydı yani yüzde 91 daha fazlaydı ve sadece 1 milyon emekli en düşük emekli maaşını alıyordu. Sene 2026, en düşük emekli maaşı 20 bin lira, ortalama maaş 24 bin lira yani ortalama emekli maaşı en düşük emekli maaşından sadece yüzde 20 fazla ve bugün 16 milyon 500 bin emeklinin olduğu ülkemizde 5 milyon emekli en düşük emekli maaşını almak durumunda kalıyor. Bu, ne demektir biliyor musunuz? Bu, ne demektir? Sefaletin paylaşılmasıdır bu. Bu, yoksulluğun emekliler tarafından paylaşılmasıdır. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, enteresan bir şey: Emekli sayısı artıyor, emeklilerin toplam nüfustaki oranı artıyor ancak emeklilerin millî gelirden aldığı pay azalıyor. Ya, bu işte bir tuhaflık yok mu? Normalde emeklinin oranı arttığı zaman millî gelirden, pastadan aldığı payın da artması lazım. 2010 yılında emekliliğin oranı yüzde 12'ymiş, millî gelirden aldığı pay yüzde 6,8'miş. Yıl 2024-25, emekliliğin oranı yüzde 18,5; aldığı pay düşmüş, 6,1'e düşmüş. Yani siz şunu söylüyorsunuz arkadaşlar: "Emekli sayısı ister 16 milyon olsun, 17 milyon, 20 milyon, benim size vereceğim pastadan pay bellidir, benden daha fazla bir şey beklemeyin." Emeklilere diyorsunuz ki: "Siz kendi aranızda bu sefaleti, bu yoksulluğu paylaşın." Rakamlar bize bunu gösteriyor.

Şimdi, emeklinin payı, millî gelirden aldığı pay emeklinin oranı şeklinde artmış olsaydı bugün millî gelirin yüzde 10'unu biz emeklilere vermek zorunda kalırdık; yüzde 6'sını veriyoruz, arada 4 puan fark var. Bu 4 puan fark ne oldu? 4 puan fark ne oldu arkadaşlar? Birisi bu 4 puanı çaldı. Kim çaldı? TÜİK çaldı. TÜİK, vermiş olduğu verilerle milyonlarca emeklimizin cebinden, kursağından, sofrasından, kesesinden çaldı, çalmaya da devam ediyor. Rakamı söyleyeyim size: Bu yüzde 4 puan ne oluyor, biliyor musunuz? Emekli başına ayda 13 bin lira yapıyor, 13 bin lira. Eğer TÜİK bunu çalmamış olsaydı bugün her emekliliğe ayda 13 bin lira daha fazla para gelecek diyorlardı.

Şimdi, öyle bir hâle getirdiniz ki bu işi, diyelim ki 20 bin lirayı 25 bin yaptık, 25-30 bin yaptık, 30-35 bin yaptık; bakın, söylediklerimin hepsi açlık sınırının altında. 5'er bin lira arttırsak dahi bütün emeklilerin maaşlarını, açlık sınırına ancak ulaşabiliyoruz. O kadar çok çaldı ki bu TÜİK, yerine koyamıyoruz arkadaşlar, yerine koyamıyoruz. Bu kadar büyük bir soygun var.

Değerli dostlar, şimdi, iktidar temsilcilerinin ağzından ikide bir de "Kaynak nerede, kaynak nerede?" Bir sürü kaynak, arkadaşlarımız anlattı. Bakın, bu torba yasada, tartıştığımız torba yasada 60 milyar liralık bir kaynaktan vazgeçiyoruz, farkında mısınız? Dün el kaldırdınız, indirdiniz; 60 milyarlık kaynaktan vazgeçtik biz. Bu 20 bin liraya çıkartmanın altı aylık maliyeti 66 milyar lira. Biz dün elleri kaldırdık; biz demeyelim ya, siz elleri kaldırdınız, indirdiniz; 60 milyar kaynaktan vazgeçtiniz. Bu taşeronlardan rücu edilmesi gereken kamunun, devletin 60 milyar liralık alacağı var "Biz onu almıyoruz." dediniz veyahut da uzağa gitmeyelim, gene Türkiye Büyük Millet Meclisi; Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilave hizmet binasına ihtiyacı var mı? Var. Peki, zamanı mı? Bakın yatırım programına, 3 milyar liralık kaynak aktarılmış. Yahu, arkadaşlar "Kaynak nerede?" diyorsunuz, yapmayıverelim, bir yıl sonra yapalım bu binayı, iki yıl sonra yapalım ama emeklimize insani koşullarda yaşayacak bir maaş verelim.

"Kaynak nerede?" İşte, KÖİ projeleri, şehir hastaneleri... 237 milyar lira bu sene kaynak var, aktarıyoruz. Ya, hangi akıl, hangi vicdan bu KÖİ'lerin süresini uzatıyor, süresini uzatıyoruz arkadaşlar; yetmiyor, ilave geçiş ücreti veriyorsunuz yani yandaşlara ilave geçiş ücreti verirken o kadar bonkörsünüz ancak iş emekliye geldiği zaman emeklinin adını bile anmıyorsunuz. Kaynak var arkadaşlar, kaynak yok değil, kaynak var. Mesela, 19 Mart darbe girişimi, Türk ekonomisine maliyeti ne kadar, biliyor musunuz? 1,7 trilyon lira.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Yazık ya!

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Devamla) - Yazıklar olsun, hakikaten yazıklar olsun! 1,7 trilyon lira; biz bugün emeklinin 20 bin lira maaşından bahsediyoruz, ben utanıyorum, ar ediyorum ve bunu kabul etmiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bugün hep Özlem Zengin'le uğraşıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Gene mi Özlem Zengin? Bakayım, gene ne oldu?

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Dün Özlem Hanım, tabii, insan bazen böyle konuşurken oluyor, "Garibanlar bize oy veriyor." dedi.

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Öyle söylemedim, öyle demedim.

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Devamla) - Bakın, bu esasında... "Garibanlar bize oy veriyor." dediniz Özlem Hanım. Bu, çok tartışmalara sebebiyet verdi. Şimdi şunu söylemek lazım: Bakın, bu memlekette kimse kimsenin oyuna sahip değil, kimsenin oyunun tapusuna sahip değil. Siz bunu deyince benim aklıma bizim bir önceki yerel seçimler geldi; Alaşehir Belediye Başkanımız, kulakları çınlasın, Ahmet Öküzcüoğlu'nun bir sloganı vardı, aynı zamanda Müslüm Gürses'in bir şarkısı, onu hatırlatayım size. Şunu söylüyordu meydan meydan bizim belediye başkanımız: "Dünyayı yakarsa garipler yakar." diyordu. Evet, size hatırlatmak istiyorum: Dünyayı yakarsa garipler yakar. (CHP sıralarından alkışlar)