GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:50
Tarih:22.01.2026

MEHMET AKALIN (Edirne) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bugün burada yine bir torba yasayı ve aslında emeklilerle ilgili bir düzenlemeyi görüşüyoruz ancak ben konuşmama herkesin bildiği bir gerçeği açıkça ifade ederek başlamak istiyorum.

Evet, bu düzenlemenin büyük ihtimalle geçeceğini hepimiz biliyoruz. Nasıl geçmiş olacak, biliyor musunuz? Kimseye sorma ihtiyacı duyulmadan, ne sendikalara ne sivil topluma ne doğrudan emeklilerin kendisine, hatta kanun yapan milletvekilleri olarak bizlere bile sorulmadan geçmiş olacak.

Tam da bu nedenle bugün burada bir itiraz listesi okumak değil bir emekli maaşı belirleme modelini anlatmak istiyorum. Bir defalık artışların değil her yıl tekrar eden mağduriyetlerin önüne geçecek kalıcı bir sistemin mümkün olduğunu anlatmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, hepimiz kabul ediyoruz, emekliler geçinemiyor ancak mesele yalnızca maaşların düşük olması değildir. Asıl mesele, emekli gelirlerinin enflasyon karşısında sistematik bir şekilde eritilmesidir.

Şunu net olarak ifade etmek gerekir: Enflasyon herkesi eşit etkilemez. Emeklinin harcama kalemi bellidir; bu, başta gıdadır, barınmadır, enerjidir, ilaçtır, ulaşımdır. Bu alanlar fiyat artışlarının en hızlı ve en sert yaşandığı alanlardır. Emekli bu kalemlerden kaçamaz; daha az ilaç alamaz, daha az ısınamaz, pazara gitmemeyi tercih edemez. Buna rağmen, maaş artışları, emeklinin gerçek yaşam maliyetine göre değil ortalama bir tüketim sepetine göre belirlenmektedir; üstelik o sepetin içeriği de kamuoyuna açık ve net bildirilmemektedir.

Sonuç şudur: Yapılan artışlar daha emeklinin cebine girmeden enflasyon tarafından geri alınmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bugün uygulanan politika açıktır. Fiyatlar hızla yükselirken gelirler geriden gelmektedir. Bu, enflasyonla mücadele değildir; bu, enflasyonun yükünü toplumun en kırılgan kesimine yıkmaktır. Bu kesimlerin başında da emekliler vardır. Enflasyonu ücretlilere ve emeklilere satın alma gücü kaybettirilerek düşürmeye çalışmak ne adildir ne de sürdürülebilirdir. Bu nedenle çözüm nettir: Birincisi, emekliler için ayrı bir ekonomik durum tanımı yapılmalıdır. Maaş artışları emeklilerin gerçek harcama sepetine göre belirlenmelidir. İkincisi, maaş artışları bu enflasyonist ortamda yılda bir kez gecikmeli şekilde değil, otomatik ve düzenli aralıklarla yapılmalıdır. Dolayısıyla bu düzenlemenin ardından Hükûmet en kısa sürede bir artış yapmak zorundadır çünkü enflasyon her gün yaşanırken telafi yılda bir kez yapılmaktadır. Üçüncüsü, sadece enflasyon kadar artış emekliyi korumaz. Emekliler geçmiş yılların kaybını zaten taşımaktadır. Bu nedenle enflasyona ek olarak refah payı içeren bir sistem zorunludur. Ekonomi büyüyorsa bu büyümeden emeklinin pay almaması kabul edilemez.

Değerli milletvekilleri, en düşük emekli maaşı meselesi ise başlı başına ele alınmalıdır. Bu rakam her yıl siyasi tercihlerle belirlenmemelidir. En düşük emekli maaşı açlık sınırının, asgari yaşam maliyetinin altına düşmemelidir.

Değerli hazırun, şimdi, bakın, 2008 yılında Sosyal Sigortalar Kanunu'nda düzenleme yapılmasaydı, bugün, 1 Ocak 2026 itibarıyla taban emekli aylığı yaklaşık 45 bin lira seviyesine ulaşmış olacaktı. Bu gerçek bize şunu göstermektedir, bugünkü düşük maaşlar bir kader değil bilinçli tercihlerin sonucudur.

Yine, son dönemde çıkarılan EYT düzenlemesi ise emeklilik hakkı açısından doğru bir adımdır. Ancak EYT'nin mali yükünün dolaylı biçimde mevcut emeklilerin maaşlarını baskılamak için gerekçe hâline getirilmesi asla kabul edilemez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET AKALIN (Devamla) - Emekliler arasında bir bedel ödeme yarışı yaratmak sosyal devleti zayıflatmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özetle, emekli maaşları enflasyon karşısında korunmalıdır, gecikmeden güncellenmelidir, yaşam maliyetinin altına düşmemelidir, geçici artışlarla değil kalıcı bir sistemle belirlenmelidir.

Yüce Meclisi ve asil Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)