GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: YENİ YOL Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:55
Tarih:03.02.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA SEVİLAY ÇELENK (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de sözlerime başlarken Boğaziçi Üniversitesi emekli öğretim üyesi, kıymetli hocamız Şemsa Özar'ı kaybetmekten derin bir üzüntü duyduğumu belirtmek isterim. Barış bildirisi imzacısı da olan Şemsa Hoca çok kıymetli bir hocamızdı, anısını mücadelemizle yaşatacağız.

YENİ YOL Grubunun önergesine gelince; bu önerge, aslında, basitçe, böyle, bir merkeze çekme, bir atıl personel sorunu değil, onun ötesinde bir şeye işaret ediyor. Aslında AKP'nin kamu personel rejimi dairesindeki bu tasarruf parti-devlet özdeşliğinin kurulması projesinin de belkemiğidir, bu anlamda buna böyle bakmak gerekir her şeyden evvel. Aslında Türkiye'de kamu personel rejimi hiçbir zaman tam anlamıyla liyakat temelindeki ideal bir bürokratik yapıyla örtüşmemiştir, bir bürokrasi idealiyle örtüşmemiştir; ideolojik yapılanma, siyasi bağlantı ve kayırmacılık her dönem az ya da çok etkili olmuştur bu politikalarda. AKP iktidarı kamu personel rejiminin yapısal zayıflıklarını bir reform ihtiyacı olarak değil, tam tersine, sistematik bir iktidar konsolidasyonu için fırsat olarak görmüştür. Kurumsal tasfiyeler -şimdi TÜİK konuşulurken de bunu hatırlamak gerekirdi- kurumları kırımdan geçirme ve itibarsızlaştırmayla geçen AKP yılları Türkiye'de kamu personel rejiminin sistematik olarak tahrip edilişinin de çeyrek yüzyılıdır. Özellikle bir politik olarak eleme sistemine dönüşmüş olan mülakat, AKP iktidarları döneminde hep hedefe konulmuş ve bunun kaldırılacağı söylenmiş, açıkçası kendi tabanında da hem bu yönde bir umut yaratmış hem de bir destek görmüştür ancak AKP, mülakat sistemine hiçbir müdahale etmediği gibi ideolojik bir eleme işlevi olarak da bu uygulamayı pekiştirmiştir.

AKP iktidarının kamu personel rejimine yönelik söylemi bir hınç birikimi tarafından yönetilmiştir. Bildiğiniz üzere 14 Temmuz 2017 akşamı darbe girişimi, o menfur girişim bir fırsat olarak görülmüş ve 1'inci yılda 692 sayılı KHK'yle çoğunluğu kamu görevlisi 7.563 kişi görevden ihraç edilmiştir. İtiraz etme yolları açık değildir, yargı denetimine tabi olan bir uygulama değildir. Bu büyük memur tasfiyesiyle aynı gün Cumhurbaşkanı şunları söylemiştir: "Diyorlar ki: 'Bu kadar kişi işinden oldu, ne olacak onlara?' Gitsin, özel sektörde çalışsın, bize ne; devlet mi besleyecek bunları? Bunları devlet besledi, gelip devlete ihanet ettiler." Gördüğünüz gibi, kamu personeli devlet beslemesi olarak görülüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

SEVİLAY ÇELENK (Devamla) - AKP'nin memuriyet hıncı, 657'yi hedefe koyması öyle basitçe bir darbe girişimini vesaireyi dikkate alarak değerlendirebileceğimiz bir şey değildir, bu dönemden çok önce başlamıştır. Geriye dönük bir söylem analizi yaptığınızda bunu görürsünüz. "Yok, 657'yi değiştirelim, yargı güvencesi zırhını kaldıralım, iş güvencesini ellerinden alalım." Mır mır, sürekli olarak hedefe konulmuştur, hep kamu görevlisinin, memurun ekmeğinde gözü olmuştur. Bu, gerçekten çok açıktır. Bu tablonun da böyle değerlendirilmesi gerekiyor. Bu çerçevede merkeze çekme uygulaması görevden uzaklaştırmanın yumuşak bir yüzüdür, bir tür yargı denetiminden de kaçırılan ve yine yandaşa bürokraside alan açan bir uygulamadır. Bu nedenle, YENİ YOL Partisinin araştırma önergesini desteklediğimizi belirtmek isterim.

Teşekkürler. (DEM PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar?