GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:55
Tarih:03.02.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA ÖMER FARUK HÜLAKÜ (Bingöl) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Günlerdir Suriye'de yaşananlara karşı başta Kürt halkı olmak üzere tüm demokratlar, sosyalistler ve vicdan sahibi herkes alanlardaydı. Savaşın, kuşatmanın ve inkâr politikalarının karşısında barışı savunmak için, ölüm siyasetine karşı yaşamı savunmak için barışçıl bir şekilde sesimizi yükselttik ve yükseltmeye devam edeceğiz. Bu çağrı ne gizlidir ne de yasa dışıdır, tamamen barışçıl bir çağrıdır. Ancak günlerdir görüyoruz ki bu barışçıl itirazlar sistematik bir biçimde engelleniyor; doğrudan, şiddetle bastırılmak isteniyor. Birçok kentte sabaha karşı ev baskınları yapıldı, gençler gözaltına alındı, çocuklar tutuklandı, gazeteciler görevlerini yaparken darbedildi. Viranşehir'de henüz birkaç aylık bebeği olan bir annenin gözaltına alınması, bebeğin emzirilmemesi ve emzirilmesi için karakola götürülmemesi bu sürecin ne kadar pervasız bir noktaya taşındığının açıkça göstergesidir. Bu görüntüler hafızalara kazınmıştır. Bu ülkenin hukuk düzeninde çocukların, bebeklerin, annelerin bu şekilde bir güvenlik pratiğinin parçası hâline getirilmesi ağır bir hukuki ve vicdani kırılmaya işaret etmektedir. Her yerde aynı yöntemler uygulandı, gözaltılar yalnızca geçmişte kalmamış hâlâ devam etmektedir. Dün akşam Yüksekova'da yapılan ev baskınlarında en az 20 kişi gözaltına alındı. Bu sabah ise bileşenlerimizden vicdan sahibi olan, Suriye'de Kürt halkına dönük saldırılara karşı sesini yükseltenlere yönelik yine gözaltılar yapıldı. Parti meclis üyemiz, gazeteciler, sendikacılar yani bu ülkenin hakikatini, emeğini ve barış talebini temsil eden herkes hedef alındı.

Tüm bu tablo bizlere şunu göstermektedir: Barışı isteyen herkes cezalandırılıyor. Bu sürecin en çarpıcı örneklerinden birisiyse Diyar Koç meselesidir. Diyar Koç, Mardin'de işkenceyle gözaltına alındı, işkence sonucunda beyin kanaması geçirdi; vücudunda, yüzünde birçok kemik kırığı meydana geldi ve tüm iç organları zedelendi. Peki, Diyar Koç'a bu işkenceyi ne şekilde meşrulaştırdılar? Bayrak olayını üstüne yığarak çünkü herkes çok iyi biliyordu ki Diyar Koç'un bayrak indirilme olayıyla hiçbir alakası yoktu, zaten sevk maddelerinde de bayrakla ilgili hiçbir şey sorulmadı ama sırf Diyar Koç'a yapılan bu işkenceyi meşrulaştırmak için böyle bir iftira atıldı. Peki, ne yapıldı? Bu kadar ağır işkence gören bir kişiyi direkt cezaevine attılar, Mardin Cezaevine. Mardin Cezaevi bu koşullarda orada kalamayacağını söyledi, Diyarbakır'a gönderdiler, Diyarbakır Hastanesine yatırıldı, cezaevi yine kabul etmedi, Diyarbakır'da hastanede yine tedavi edilemediği için Ankara Etlik Şehir Hastanesine gönderildi, burada bir gün kaldıktan sonra da Sincan Cezaevi Hastanesine gönderildi ve bu süreç içerisinde hiçbir avukatının görüşmesine müsaade edilmedi, sistematik bir şekilde işkence devam etti. Günlerden sonra ilk defa ben görüştüm; Bakanlık izni almama rağmen sabah dokuzda gittim, akşam beşte ancak görüşebildim. Diyar'la konuşmamın sonucunda, bakın, hâlen sistematik bir şekilde işkence devam ediyor. Çocuk yatalak bir durumda sedyeyle götürülürken "Sedyeyi bir nebze olsun sallayalım da zarar görsün." diye askerler sedyeyi sallayıp onun zarar görmesini istiyor. Yine, Etlik Şehir Hastanesinden getirilirken bir hemşire tarafından "Bunları bize teslim edin, buna ne yapacağımı bilirim, buna asıl biz işkence edelim." diye Diyar'a bu tür baskılar yapıldı. Şimdi, biz bunu söylüyoruz.

Günlerdir bu işkenceler sistematik şekilde her yerde devam ediyor. Buna kimse ses etmiyor mu? Evet, hiçbir şey olmamış gibi, Sayın Bakanım, diyorsunuz ki: "İşkence yapılmadı." Bunlar resmî bir şekilde belgelendi, hâlen işkence yapılıyor. Bakın, bizim elimizde binlerce, yüzlerce kişi var. Bunlara hiç ses çıkarmayacak mısınız? Bu devlet bu polise bu yetkiyi neden veriyor? Biz bunları merak ediyoruz. Barışçıl eylemler sonucunda bunlar neden işkencelere maruz kalıyor? Biz alanlarda savaşı savunmuyoruz, biz alanlarda barışı savunuyoruz ve bu, bizim en demokratik hakkımızdır. Barışı savunanlara bu şekilde şiddetle karşılık vermek gerçekten bu devletin ayıbıdır. O yüzden bir an önce bunların bitmesini talep ediyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)