GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:55
Tarih:03.02.2026

OSMAN CENGİZ ÇANDAR (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde, 18'inci madde üzerinde söz aldım.

Bu kanun bir aydır bir türlü çıkamıyor ve benim herhangi bir maddesi üzerinde konuşma yapmam söz konusu değildi; kaçamadım, yakalandım. Ben, Grup Başkan Vekillerimizden daha önce rica ettim, dedim ki: "Benim doğrudan ilgilendiğim, bildiğim, üzerinde yıllarca çalıştığım, uğraştığım konular dışında herhangi bir konuda kanun teklifi gelirse onun maddeleri üzerinde lütfen bana söz vermeyin." Ama kaçamadım, geldi, yakalandık bu kanun teklifinin 18'inci maddesine. Sizin yüzünüzden Sayın AK PARTİ'liler çünkü her seferinde bu kanun teklifi görüşülürken Cumhuriyet Halk Partisi yoklama istedi, her seferinde de ya toplantı yeter sayısı yoktu ya karar yeter sayısı yoktu; sizin yüzünüzden bir aydır sürünüyor bu kanun teklifi, bir türlü çıkamadı. Şimdi, hiç başka tarafı suçlamayın, Meclisi çalıştırmakla görevli olan sizsiniz çünkü kanun teklifini siz getiriyorsunuz, ondan sonra siz ortada yoksunuz. Kanun çıkmadı, bu 18'inci madde de geldi, benim üstüme yıkıldı. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, 18'inci madde diyor ki: "Ağırlık ve boyutları bakımından karayolunda sürülmesi özel izne bağlı olan araçların izin alınmadan karayolunda sürülmesi halinde uygulanacak yaptırımlar belirlenmektedir." Ben ne konuşayım bunun hakkında? Bir baktım, 44 sayfalık bir kanun teklifi, 36 madde var metinde. 22 kez "yaptırım" sözcüğü geçiyor, 14 kez de "yaptırımların ağırlaştırılması" sözcükleri geçiyor. Yaptırım, yasak, ceza; kafa bu, zihniyet bu!

Bakın, size dünyada örneği olmayan bir anonstan bilgi vereceğim, dikkatinizi çekeceğim. Uçaklarda -farkında bile değilsinizdir belki, tam bir gürültü kirliliği yaratıyor çünkü- şöyle başlıyor anons, bir de İngilizcesi var, arkasından da o geliyor: "Değerli yolcularımız, uçağımız henüz park yerine ulaşmamıştır. Lütfen kemer ikaz ışıkları sönünceye kadar kemerinizi çözmeyiniz, ayağa kalkmayınız ve baş üstü dolaplarını açmayınız. Park pozisyonuna ulaşmadan ve kemer ikaz ışıkları sönmeden ayağa kalkmak, baş üstü dolaplarını açmak ve koridorda bulunmak kesinlikle yasaktır. Buna uymayanlar hakkında Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün bilmem kaçıncı bilmem nesine göre idari para cezası uygulanacaktır. Anlayışınız için teşekkür ederiz." Bir de aynısını İngilizce söylüyor, bunu dinleyen yabancılar bu deli saçmasını bir de İngilizce dinliyor. Yahu, söylüyorsunuz "Ayağa kalkmayın." diye işte, "Uçak durmadan dolapları açmayın." diye, tamam. Hayır, "Eğer yaparsanız idari para cezası uygulanacaktır." Hemen ceza, bu bir zihniyet meselesi, zihniyeti gösteriyor.

Bu kafa yapısının ne olduğuna az önce burada akşamüstü saatlerinde tanık olduk. İşkenceyle ilgili bir şeyden bahsediliyor burada, isim de veriliyor; Diyar Koç işkence görmüş, işkence gördüğü açık, kalkıp dakikalarca burada kolluk kuvvetlerinin ülkenin kamu güvenliğini korumak için neler yapması gerektiğini işkenceyi onaylar şekilde savundunuz. "Plastik mermi kullanıldığı iddia ediliyor." diyorsunuz; şu sıralarda plastik mermi yemiş milletvekili oturuyor, iddiası var mı? İşte, burada, elini sallıyor. Bir milletvekili, hem de komisyon üyesi; kendisi dünyada tanıyabileceğiniz en barışçıl insanlardan biridir, polis şiddetine maruz, şu anda hastanede yatıyor, beyin travması geçirdi. Ondan sonra, bu konudaki önergeyi "Hayır, görüşmeyelim." diye reddediyorsunuz, bir de on, on beş, yirmi dakika yasakçılığı ve işkenceyi savunan konuşmalar yapıyorsunuz. Getirin o zaman önergeyi, niye reddediyorsunuz? İddia ediyorsunuz, iddiaysa açığa çıksın.

Şimdi, bugün Sayın Devlet Bahçeli grup konuşmasının sonunda dedi ki: "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler -yani Ahmet Türk, Mardin Belediye Başkanı ve Ahmet Özel, İstanbul'un en büyük ilçesi Esenyurt'un Belediye Başkanı- makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

OSMAN CENGİZ ÇANDAR (Devamla) - Tamamlıyorum.

Şimdi, Sayın Bahçeli benzeri sözleri sonbaharda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye'nin itirazını reddedip Selahattin Demirtaş'ın tahliyesi gerektiğine hükmettiği sırada da vermişti ve Sayın Bahçeli o zaman "Selahattin Demirtaş'ın tahliyesi Türkiye'nin hayrınadır." demişti, arkasından Sayın Feti Yıldız bunun nasıl olacağının hukuki yolunu ayrıntılı bir şekilde izah etti, biz de Cumhur İttifakı'nın ortağı diye güvendik, sağda solda dedik ki: "Selahattin Demirtaş'ın tahliyesi an meselesidir." Aradan yarım yıl geçti, hâlâ içeride. Şunu demek istiyorum: Sayın Bahçeli, iktidar ortağınız sizi takmıyor, sizi ciddiye almıyor, sizin hukuk adına söylediğiniz hiçbir şeyi yerine getirmiyor, ondan sonra da gene yasaklarla, uyarılarla, yaptırımlarla, ağırlaştırmış yaptırımlarla kanun teklifi getiriyorsunuz, nasıl olsa geçireceksiniz, hayırlı olsun! (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)