GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:56
Tarih:04.02.2026

MAHMUT DİNDAR (Van) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sözlerime 4-5 Şubat 2020'de Bahçesaray ilçemizde çığ felaketinde yitirdiğimiz yurttaşlarımızı rahmetle anarak başlamak istiyorum. Maalesef aynı güzergâhta çığ tünelleri hâlâ yapılmış değil, o gün var olan riskler bugün de aynen devam ediyor. Bahçesaray'da yasa ve ahlak dışı kayyum gasbı da maalesef aynen devam ediyor. Halkımız yılın yarısında seyahat özgürlüğünü kullanamıyor ve büyük risk alarak yola çıkıyor. Bu durum iktidarın derin bir utancıdır, buradan AKP'lilere söylüyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkede derin bir ekonomik kriz yaşanıyor ve iktidar her yerde kaynak bulmaya çalışıyor. Ekonomik kriz nedeniyle motosikletli kurye işçileri gittikçe artıyor ve bu konu özel düzenleme yapmayı gerektiriyor. Motokuryelerin can güvenliği için sadece cezaların değil eğitim ve denetim faaliyetlerinin de artırılması gerekir. Düzenlemeyle, gittikçe artan oranda kullanılan elektrikli skuterlere dair genel bir düzenleme yapılıyor ama bu alanda kullanıcı sayısı ve kullanım alanının artacağı da öngörülmelidir. Yol, yaya geçitleri, geçiş hakkı üstünlüğü gibi konular yeniden düzenlenip eğitim verilmelidir.

Değerli halkımız, sayın milletvekilleri; söz konusu trafik olunca Van'daki vahim duruma değinmeden geçemeyiz. Bildiğiniz üzere, Van'da on yıldır kayyım gasbı olduğu için hiçbir kamu hizmeti, belediye hizmeti düzgün işlemiyor. Van'daki trafik sorunu da çok boyutlu bir şekilde devam ediyor. Van'da otopark, ışıklandırmalar, kaldırım ve geçitler, toplu taşıma sistemleri yetersizdir. Van'da motokuryelerin, skuter kullanıcılarının ve bisikletlilerin kullanabileceği yol sayısı çok sınırlıdır. Van'da trafik ve zabıta hizmetleri, yol ve köprü inşaatları ve trafikle ilgili birçok konuda halkımız hizmet alamamaktadır. Yakıt ve vakit kaybı halkımızı mağdur etmektedir, beş dakikada gidilebilecek mesafeye bazen bir saatte gidilemiyor. Van'daki trafik sorunun sebebi kayyım rejimi ve AKP iktidarıdır. Bu duruma son verilmeli, kayyım politikasının tahribatlarını ortadan kaldırmak için kapsamlı bir program başlatılmalıdır.

Değerli halkımız, ülkemiz tarihî bir dönemden geçmektedir. Var olan tüm krizlerin çözüm anahtarı elimizdedir. Kürt meselesini barış ve demokrasiyle çözen bir Türkiye'nin geleceği parlak olacaktır. Cumhur İttifakı adına söz kuran bir kanadın sürekli söz kurduğunu, olumlu konuştuğunu, umuttan söz ettiğini görüyoruz. Kayyumlar gitmeli, siyasi tutsaklar serbest bırakılmalı, ülkede demokrasi seferberliği başlatılmalıdır. Bu değerlendirmeyi destekliyoruz, doğru buluyoruz, ülkenin ihtiyacı da var ancak sadece söz ve vaatlerle barış iklimine gitmemiz ne kadar mümkündür? Demokrasinin önündeki engelleri ortadan kaldıracak yasal düzenlemeleri yapmak için neyi bekliyoruz? Bugün tahliye edilmesi gereken siyasi tutsaklar neden hâlâ içeride? Rojava'da Kürt halkına yönelen katliamcı ve soykırımcı anlayışla neden yan yana durulmakta? İktidar adına neden destek açıklamaları yapılmaktadır? Rojava'da Kürt'ün canına, malına, ırzına uzanan eli kırması gereken ilk ülke Türkiye olmalıdır. Maalesef iktidar adına söz kuranlar kardeşlik söylemini baltalayan değerlendirmelerde bulunmuştur, halkımızda derin bir güven krizi açığa çıkmıştır. Halklarımız kardeştir, bin yıllık kardeşlik ve birliktelik var ve bunu pekiştirelim diyorsak Kürt'ün katiline alkış tutulmamalıdır. Rojava'da uygulamaya konulan ateşkes ve çatışmasızlık ikliminin kurulması, orada Kürt dilinin, kültürünün korunması için Türkiye inisiyatif almalıdır; barış ve demokrasi sürecinin gereği budur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım.

Buyurun.

MAHMUT DİNDAR (Devamla) - Kürt'e ve Kürtçeye düşmanlık eden her zihniyetin karşısında birlikte mücadele edersek halkımızdaki güven krizini aşabiliriz. Kobani'ye giden tırların değil engellenmesi, tam aksine önünün açılması için inisiyatif alırsak kardeşlik pekişir, barıştan söz edebiliriz. Kürt'ü "..."(*) muhtaç edip teslim alacağını sanan herkes geri dönüp tarihimize baksın, yanıldığını görecektir. Kürt halkı onurludur, barıştan yanadır. Bu barış hepimizin hakkıdır. Gelin bu tarihî fırsatı heba etmeyelim diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)