GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:56
Tarih:04.02.2026

RIDVAN UZ (Çanakkale) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Türk milletini ve Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Elbette kanun yapılır ama uygulanmaz ise, içinde millet yoksa kanun yapmak kolaydır. Ceza ve korku varsa konuşulması gereken içerik değil, zihniyettir. İktidarın önümüze getirdiği bu düzenleme şunu söylüyor bize: Kurala uymayanı eğitmeyelim, anlamaya çalışmayalım, altyapıyı düzeltmeyelim, cezayı büyütelim, korkuyu büyütelim; bu yaklaşım yeni değil, bu yaklaşımı tanıyoruz, ekonomide çözemediğini cezayla bastıran, eğitimde başaramadığını yasakla örten, hukukta kaybettiğini güç kullanarak telafi etmeye çalışan bir anlayışın devamı bu. Bugün bir plaka hatasının bedelini on binlerle, yüz binlerle ölçüyorsunuz. Bugün bir idari eksikliği neredeyse bin yıllık asgari ücrete denk cezalarla karşılıyorsunuz. Bu Mecliste kimse çıkıp bana şunu söylemesin: "Bu, caydırıcılık içindir." Caydırıcılık adaletle olur arkadaşlar, caydırıcılık denetimin tutarlılığıyla olur, caydırıcılık herkes için eşit uygulamayla olur. Eğer caydırıcılık sadece cezanın büyüklüğüyle sağlansaydı bu ülkede "suç" diye bir şey kalmazdı. Çünkü mesele ceza değil, adalet duygusudur.

Kıymetli milletvekilleri, vatandaş bugün trafikte kendini güvende hissetmiyor çünkü radarın yeri güvenlik için değil tahsilat için seçilmiş hissi veriyor, çünkü ceza yazanla sohbet eden arasında statü farkı olduğunu düşünüyor, çünkü devletin gözü can güvenliğinde değil gelir kaleminde gibi görünüyor. Devletin görevi vatandaşı pusuya düşürmek değildir. Devletin görevi tuzak kurmak değildir. Devletin görevi yol gösterici olmaktır. Bakın, bu kanun teklifiyle getirilen birçok ceza, insanların bilerek ve isteyerek yaptığı ağır suçlarla basit idari ihmalleri aynı kefeye koymaktır. Bu, adalet değildir; bu, ölçülülük değildir; bu, hukuk devleti hiç değildir. Hukuk devleti demek, ceza verirken de vicdanı elden bırakmamak demektir. Devlet demek vatandaşına yanlış yapmayı öğretmek demek değildir; yanlış yaptın bedelini öde demek hiç değildir. İktidar şunu anlamak zorundadır: Vatandaşı sürekli cezayla terbiye etmeye çalışan bir devlet, bir süre sonra itibarını da meşruiyetini de kaybeder. Bugün trafikte öfke varsa bunun sebebi yalnızca direksiyon başındaki insan değildir. Bunun sebebi, yönetilemeyen bir sistemdir. Bu Meclis, vatandaşı cezayla sindiren bir anlayışın onay makamı değildir, olmamalıdır. Bu Meclis, adaleti büyütmekle, vicdanı güçlendirmekle mükelleftir. Biz kurala karşı değiliz; biz denetime karşı değiliz; biz cezasızlığa karşı hiç değiliz; biz orantısızlığa, ölçüsüzlüğe, devletin vatandaşı gelir kapısı olarak görmesine karşıyız. Devlet korkuyla değil adaletle yönetilir. Ceza, hukukla birleşmezse zulme dönüşür ve hiçbir zulüm bu millete ebediyen kabul ettirilemez.

Yüce Meclisimizi, aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)