GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:56
Tarih:04.02.2026

MEHMET KARAMAN (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz bu kanun teklifiyle birçok alanda olduğu gibi trafik düzenine ilişkin yaptırımların da ciddi biçimde artırıldığını görüyoruz. Şimdi ele aldığımız 23'üncü madde özelinde ise geçiş üstünlüğü hakkının keyfî ve gereksiz kullanımına karşı daha caydırıcı bir ceza öngörülmektedir.

Kıymetli arkadaşlar, şunu açıkça ifade edelim: Konu can olan ve bunu kurtarmaya engel olan her davranışla mücadele edilmesi gerektiği konusunda hiçbir tereddüdümüz yoktur. Ambulansın, itfaiyenin, polisin, kamu hizmetinin yolu hem trafikte hem de her alanda maddi ve manevi anlamda açılmalıdır çünkü o yolun ucunda kutsal bir hizmet vardır çünkü o yolun ucunda insan hayatı vardır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; biz meseleyi sadece ceza rakamları üzerinden konuşursak sorunun özünü kaçırırız çünkü bugün ülkemizde yalnızca trafik ihlalleri değil şiddet, bağımlılık, kamu düzenini bozan davranışlar, kuralsızlık ve hoyratlık da artmaktadır. Bu artışı sadece "Cezalar az." diye açıklayamazsınız. Hukuka aykırı fiiller artıyorsa mesele sadece cezalarda, hukuk metinlerinde değil, toplumun ruh hâlindedir. Bakınız, önümüze gelen bu kanun maddelerinin hemen hepsinde aynı ortak dil vardır: "Cezalar artırılsın." Evet, bazen sosyolojik anlamda çözüm bu da olabilir ama her şey için bu reçete geçmez. Sadece bu kanunda veya bu maddede değil hemen her maddede aynı refleksleri görüyoruz: Suç var, çözüm ceza; ihlal var, çözüm daha ağır ceza. Peki, soruyorum: Önleyici mekanizmalar nerede? Eğitim nerede? Denetimin niteliği nerede? Toplumsal farkındalık nerede? Kurallara uymayı bir ahlak meselesi hâline getiren politikalar nerede?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ceza, devletin en son başvuracağı araçtır. Hukuka aykırı fiil gerçekleştiği an devlet golü yemiştir, 1-0 geridedir. Ceza, başarısız olmuş sosyal politikaların itirafıdır. Ceza, önleyemediğiniz sorunun arkasından tuttuğunuz bir hesap defteridir. Bugün geçiş üstünlüğü hakkının gereksiz kullanımını konuşuyoruz. Peki, bu gereksizliğin kaynağı nedir? Gösteriştir, aceleciliktir, kuralsızlıktır, "Bana bir şey olmaz." duygusudur yani sosyal çürümenin trafikteki tezahürüdür. Bu çürümeyi, yalnızca 46 bin liralık bir cezayla durduramazsınız. Bakın arkadaşlar, şunu da açıkça ifade ediyorum: Sadece ceza miktarını artırmak suçla mücadele değildir, bütçe kalemini büyütmektir. Bu yaklaşım ne mali disiplini güçlendirir ne hukuki güvenliği tahkim eder ne de toplumsal ahlaka katkı sunar. Eğer gerçekten samimiysek bu ihlaller neden artıyor, bunu konuşmalıyız, kasıt ile hata arasındaki farkı ayırt eden bir sistem kurmalıyız, eğitimden denetime, teknolojik altyapıdan kamu spotlarına kadar önleyici politikaları birlikte hayata geçirmeliyiz. Aksi hâlde şunu yapmış oluruz: Sorunu çözmeyiz, faturayı kabartırız; adaleti tesis etmeyiz, korkuyu yayarız; toplumu ıslah etmeyiz, cezayla terbiye etmeye çalışırız.

Değerli milletvekilleri, biz diyoruz ki kanun sadece cezalandıran değil yol gösteren de olmalıdır, devlet sadece ceza kesen değil davranışı düzelten de olmalıdır, hukuk korkulan değil güvenilen bir zemin olmalıdır. Önümüzdeki kanun teklifinin 23'üncü maddesi özelinde, cezaların orantılı ve caydırıcı olması gerekliliği yönünden bu düzenlemeyi ilkesel ve hukuksal açıdan uygun bulsak da salt ceza artışına dayalı hukuk yaklaşımının eksik olduğunu, önleyici ve bütüncül politikalarla tamamlanmadığı sürece kalıcı çözüm üretemeyeceğini açıkça ifade ediyoruz.

Son söz olarak şunu söylemek isterim: Bir toplumda kurallar ağırlaştıkça huzur artmıyorsa sorun cezanın azlığında değil adaletin eksikliğindedir. Milletimiz adaletli, ölçülü, vicdanlı ve önleyici bir hukuk düzeni istiyor çünkü aziz milletimiz bunu hak ediyor.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)