| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 56 |
| Tarih: | 04.02.2026 |
ALİ BOZAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Bizler burada Karayolları Trafik Kanunu'nu görüşüyoruz ama Vekili olduğum Mersin'de iki gün önce Çilek mahallesinde meydana gelen trafik kazasında maalesef 3 genç hayatını kaybetti; vefat eden gençlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Peki, bu kaza önlenebilir miydi? Elbette önlenebilirdi. Peki, bu kaza orada, o yolda ilk kaza mıydı? Elbette ilk kaza değildi. Elbette önlenebilirdi dedik çünkü oraya bir üst geçit yapılmış olsaydı o kaza önlenecekti ve şu anda o 3 gencimiz hayatta olacaktı.
Değerli arkadaşlar, Plan ve Bütçe görüşmeleri esnasında söyledik, talep ettik, dile getirdik, yine dile getirelim: "Mersin-Tarsus arası otoban ücretli olmamalı." dedik. "İl merkezinden ilçeye otobanın ücretli olduğu başka kaç kent var?" diye sorduk ama cevap alamadık. Mersin-Tarsus arası otobanın ücretli olmasından kaynaklı bugün birçok kişi çevre yolunu kullanmak zorunda kalıyor ve çevre yolunda ciddi trafik sıkışıklığı ve trafik kazaları meydana geliyor. Memleketi Ankara'dan, masa başından yönetmeyi bırakın ve trafik cezalarını artırmak yerine trafik kazalarının önüne geçin diyoruz.
Değerli arkadaşlar, her zaman söylüyoruz "Her şeyin başı adalettir." diyoruz. Adalette pürüz olursa, adalette sorun olursa sistemsel hastalıklar artar, çoğalır, tüm alanlara sirayet eder; bugün yaşadığımız da tam olarak budur.
Değerli arkadaşlar, soruyorum: Uzunca bir süredir Adalet Bakanını göreniniz oldu mu? Kaç zamandır gözlerden ırak, gözlerden uzak. AİHM'in Selahattin Demirtaş kararı aradan üç ay geçmiş olmasına rağmen hâlen uygulanmadı, nedenini açıklayan da yok. Bu tamamen keyfî bir uygulamadır. Bu hukuksuzluk kabul edilebilir bir durum değildir. Bu ülkenin adalet kurumunun başı AİHM kararının uygulanmamasına ses seda çıkarmıyor. Gariptir ki Adalet Bakanı da uzun zamandır kendisine uzatılan mikrofonlara "Türkiye hukuk devletidir." de demedi. Ne yalan söyleyeyim, kendisini en çok eleştiren kişilerden birisi benim ama Adalet Bakanının her mikrofon uzatıldığında "Türkiye hukuk devletidir." demesini de özledim. Bir kez daha soruyoruz, sormaya devam edeceğiz: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Selahattin Demirtaş hakkında vermiş olduğu karar neden uygulanmıyor? Aradan üç ay geçti, bu konuda ne ses var ne seda.
Daha bugün Akdeniz Belediyesinin kayyum davasının kararı açıklandı, idare mahkemesi davayı reddetti. Neymiş? Kayyum kararı doğruymuş. Neymiş? Kayyum kararı hukuka uygunmuş. Hangi hukuk bu; söyleyin, söyleyin de biz de bilelim, halkımız da bilsin. Kimse artık bu hukuk sistemine inanmıyor, güvenmiyor çünkü mevcut adalet sistemi hastalıklıdır.
Arkadaşlar, dedik ya "adalet" diyoruz, "demokratik toplum" diyoruz. Yeni yüzyılda demokratik bir ülkeyi, demokratik bir cumhuriyeti inşa etmekten bahsediyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz ama topluma bakın, ciddi bir duygu kırılması var toplumda. Bu duygu kırılmasının bir an önce onarılması gerek. Bunu yapabilecek olan da iktidardır, yapılabilecek olanlar da ortadadır. Adım atmakta geciken bir iktidar gerçeği var. Biz diyoruz ki ne gerekiyorsa gelin hep birlikte yapalım. Bakın, ne mutlu ki bu ülkede silahların yerini artık diyalog aldı, artık müzakere aldı. Ne mutlu ki gençlerimiz artık toprağa düşmüyor. İnşallah artık gençlerimize güzel bir gelecek inşa edeceğiz. Bunun için de adaleti tesis etmemiz lazım. Yanlış giden sistemin yaşadığı hastalığın teşhisi ortada. Reçetesi belli, reçetesi demokratik toplumdur, reçetesi demokratik cumhuriyettir; artık vakit kaybetmenin manası yok. Bir an önce yasal ve anayasal müdahalelerle sistemin hastalıkları tedavi edilmelidir. İktidar artık halkımızda meydana gelen duygu kırılmasını onaracak demokratik adımları atmalıdır.
Son olarak, Kürt halkında oluşan duygu kırılmasını anlamanız için iktidar vekillerine somut bir öneri sunmak istiyorum. Nusaybin'e gidin, Nusaybin'den Kamışlo'yu izleyin, Kamışlo'yu izlerken Nusaybin halkını dinleyin ve sonra karşıya geçin. Kamışlo'ya gidin, Kamışlo'dan Nusaybin'i izleyin ve Kamışlo'da yaşayan halkımızı dinleyin. Eğer bu dediğimi yaparsanız Kürt halkını ve Kürt halkında meydana gelen duygusal kırılmayı anlayacağınızı düşünüyorum ve bu şekilde sorunlarımızı daha kolay çözeceğimize inanıyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)