| Konu: | 5 Şubat 1996 ve 5 Şubat 1998 tarihlerinde şehit olanlara, ortak bir kararla bugün Genel Kurulun deprem gündemiyle toplanmasına ve gündemdeki “umut” kavramına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 57 |
| Tarih: | 05.02.2026 |
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri izleyen değerli vatandaşlarımız; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bugün 5 Şubat ve burada şehitlerimizi anmak istiyorum. 5 Şubat 1996 yılında bölücü terör örgütü tarafından Ağrı'da şehit edilen tankçı Asteğmen Lokman Cansız'ı, 5 Şubat 1998 yılında bölücü terör örgütü tarafından Mardin Nusaybin'de şehit edilen Piyade Üsteğmen Osman Karadoğan'ı, 5 Şubat 1998 yılında yine Mardin Nusaybin'de şehit edilen Piyade Er Ömer Taş'ı ve 5 Şubat 1998 yılında bölücü terör örgütü tarafından Kahramanmaraş Nurhak'ta şehit edilen Piyade Çavuş Tuncay Özdemir'i rahmet, saygı ve hürmetle anıyorum.
Evet, bugün, değerli grupların, değerli siyasi parti gruplarının, değerli Grup Başkan Vekillerinin dün ve bu hafta boyunca ortak kararıyla bugün deprem gündemiyle bir toplantı tertip edildi Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında. Onun için tüm siyasi parti gruplarına ve onların bu haftaki nöbetçi Grup Başkan Vekillerine ve Genel Başkanlarına teşekkürlerimi iletiyorum.
Birazdan değerli hatiplerimiz -konuşma süresinde- depreme ilişkin ve 6 Şubat depreminin bizde bıraktığı yaralar, ondan önceki ihmaller, sonrasında yapılmaya çalışılanlar ve bundan sonraki gelecek depremle ilgili, depreme ilişkin endişelerimizi besleyen kaygılarımızı ve önerilerimizi dile getirecekler.
Bu vesileyle, dünden beri gündemi meşgul eden "umut" kavramı üzerine birkaç hususu dile getirmek istiyorum. Umut, duygusal inanç ve geleceğe dair güven duygusunu barındıran bir kavram. Ümitse gelecekten beklenti. Bugün 85 milyon, bir arada, bir millet olma şuurunda ve bilinci içerisinde, bu topraklarda, birçok felakete rağmen omuz omuza, sırt sırta, kol kola o felaketlerin üstesinden gelme mücadelesini verdi. Başta Kurtuluş Harbi'nde ve devamında bu coğrafyanın üzerindeki bütün hesaplarda bu ülkenin tüm yurttaşları birlikte hareket ettiler.
Geldiğimiz noktada, 21'inci yüzyılda, 2026 yılında hâlâ 360.455 vatandaş konteyner kentlerde yaşıyor, bunların umuda ihtiyacı var. 16 milyon 997 bin emeklinin mahkûm edildikleri hayatlarında umuda ihtiyaçları var. En düşük emekli aylığı alan 4 milyon 917 bin vatandaşımız yokluğun, yoksunluğun ve yoksulluğun kıskacında, umuda ihtiyaçları var. 9,5 milyon insan asgari ücret cenderesinde, umuda ihtiyaçları var. 24 milyon dosya icra dairelerinde, her bir evin üzerinde kâbus gibi. O evlerde, o hanelerde o babaların, o annelerin umuda ihtiyacı var. 5 milyon 325 bin kamu çalışanının yer ve yetki teminatı konusunda umuda ihtiyacı var. 1,5 milyon genç lisans, yüksek lisans ve doktorada öğrenci affı bekliyor, umuda ihtiyaçları var. 20 bin memur disiplin affı bekliyor. Türkiye'de son yirmi beş yılın içerisinde hâlâ bir memur disiplin affı gelmedi ve -bunların hepsi- FETÖ terör örgütünün devlette en etkin ve yetkin olduğu dönemde sicilleri bozulan kamu görevlilerinden bahsediyorum. Ama biz, bir buçuk yıldır 50 bin insanın katili terörist Abdullah Öcalan'la ilgili bir "umut hakkı" kavramı üzerinden gerek Parlamentoda gerek basında bu konuyu tartışır, bu konuyu meşrulaştırır ve bu konuyu millete âdeta alıştırır hâle geldik. Buna ilişkin tartışmaların odağında her seferinde Kürtler ve Türkler üzerinden bir tanımlama yapılıyor, oysa biz bunu her zaman "millet" olarak tanımladık, millet gerçeği üzerinden değerlendirdik, hâlâ da o çizgi üzerindeyiz. Dolayısıyla bizim umut olmamız gereken, devletin umut olması gereken, Türkiye Büyük Millet Meclisinin umut olması gereken -biraz önce söylediğim gibi- 20 bin memurdur, 85 milyon vatandaştır, 1,5 milyon öğrencidir, 360.455 vatandaştır konteynerlerde yaşayan. Parlamentonun umut olması gereken, devletin umut olması gereken büyük Türk milletidir; kendi yurttaşıdır, vatandaşıdır. Türkiye Cumhuriyeti devletini bölmek, anayasal düzeni ortadan kaldırmak için fikir, amaç ve eylem birliği içerisinde hareket etmiş, terör örgütünü kurmuş, yönetmiş, infaz emirleri vermiş, bu iddiayla tutuklu, Türkiye'ye teslim edildikten sonra yargılanıp cezalandırılmış bir mahkûma umut olmak ne Parlamentonun ne Türkiye Cumhuriyeti devletinin ne de bu ülkenin...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - ...yurttaşlarının vermiş oldukları helal ve meşru oyla siyaset yapan parlamenterlerin, mebusların önceliği, gerçeği ve doğrusu olamaz.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.